Bir büyüğe su ikram edildiğinde denirdi eskiden. ‘Su gibi aziz olmak’ sadece bir metafor muydu yoksa gerçek mi?

Dünyanın dörtte üçünün su olup, insanında dörtte üçünün aynı oranda su olduğunu biliyoruz. Kan plazmasının deniz suyu ile birebir aynı olduğunu da. Yavru anne karnında su kesesinde gelişerek hayat suda başlayınca suyla ilişkimiz ve yolculuğumuz su da başlar ve su da biter.

Kadim Türkler, dağ, su, ağaç, orman ve taşları kutsal sayarlardı. YERSUB adıyla ifade ederlerdi. Özellikle birçok dilde yaşam, can ve ruh sözünün karşılığıdır. Su sözü PSİ den gelir. PSİ; ruh demektir. Su da toprak gibi yeryüzünün annesiydi. Kuvvet ve bereket kaynağı olup koruyucu ve cezalandırıcı Tanrı sayılırdı. ‘Türk’ün yeri ve suyu sahipsiz kalmasın’ diyerek dua ederlerdi. Ateş, hava ve toprak ile birlikte evrenin dört ögesinden biridir su. Ateş, hava ve toprak farklı titreşim boyutları ile sonunda suya evrilirler. Katı, sıvı ve gaz olarak da dönüşümlerini tamamlarlar. İnka ve Maya efsaneleri, Çin, Japon, İskandinav ve İzlanda mitleri Altay, Yakut destanları, Kızılderili inanışları başlangıçtaki sonsuz su dan bahsederler ve her şeyin esası olduğunu anlatırlar. Bu inançlar Yunan Mitolojisinin Poseidon’u ile anlamını bulur. Masallardaki Kaf Dağı bile etrafı sularla çevrili bir dağdır.

Üç semavi dinde, Gılgamış ve Sümer Efsanelerinde anlatılan Nuh Tufanı ile hayatı yeniden başlatmak üzere her yer su ile kapanmıştı. Nuh Peygamber’ in oğlu Yafes’e, Tanrı bir dua öğretir. Yafes bu duayı bir muska gibi yazıp boynuna asar. Bu; YADA TAŞI’dır. Dua; İstediği zaman yağmur yağdırıp durdurabilmesi ile ilgilidir. Burada yağmurun adına rahmet te dediğimiz – BİLGELİK- olarak düşünmeliyiz. YADA TAŞI bir bilgelik taşıdır. Bu; TAŞ EFSANESİ tüm Kadim toplumlarda etkindir. Birçok savaşında nedenidir. Araplar ona Hacer-Ül Matar, Farslar, Senki Vede, Çağataylar Yeşim Taşı derler. Kaşgarlı Mahmut, bu taşı gözüyle görür ve Divan-ı Lügat-ı Türk adlı eserinde anlatır. Yada Taşı, Batı toplumlarının FELSEFE TAŞI’dır. Evrenin tüm sırrını sakladığına inanılan taştır bu. Gerçekte su, tüm Kadim toplumların mitlerinde bilginin ve bilgeliğin sembolüdür. Derdini suya anlatarak başlayan bu inanç ‘İyilik yap, denize at, balık bilmezse halik bilir’ deyimi ile tüm toplumların kodlarına işlenmiştir. Suyun bir hafızası vardır. Hiçbir şeyi unutmaz. Yaşam bilinç olduğuna göre bu bilinç su da anlamını bulur. Bu şekilde her şey suyla başlayıp suyla biterken suya kaydedilir.

Japon araştırmacı Masaru Emoto dağların tepelerinden doğan bir pınardan su alıp, bunu dondurur ve kar tanelerini inceler. Hava kirliliği olan gürültülü şehirlerden alınan suyla yapılan kar taneleri bozuk ve dökük iken, temiz pınarların kar taneleri harika yıldızlar oluşturur. Aynı şekilde Rock müzik dinletilen suyun kar taneleri farklı tepkiler verir. Kadim Orta Asya toplumları suyun dışkı ile kirletilmesini, içine girilmesini, suyun içinde kap, kacak ve çamaşır yıkanmasını yasaklamışlardı. İçerken de izin isterlerdi.

‘Su gibi AZİZ ol’ sözü günümüzde ‘Sudan ucuz’ a dönüştü.

Gerçekte insan olmanın geldiği halinde özetidir bu.

GÜLÜMSER ATILGAN https://www.arifatilgan.com ARALIK 2021