1924 yılında İstanbul, Beyoğlu, Boğazkesen’de dünyaya gelmiş. Babası trenci olduğundan 6 aylıkken Kadıköy Yeldeğirmeni’ne taşınmışlar. Taşlıbayır ve Düz Sokakta yaşamış. İlkokulu şimdiki Osmangazi İlkokulunda okumuş. O zaman Alman Okulu imiş.

                                                                           Sabahattin Ören

13 yaşında Ankara’da dayısına konuk olurlar. Orada Onun fotoğraf makinesiyle tanışır. Çok sever.. İlk çektiği fotoğraflar Ulustaki Atatürk Heykeli ve ilk TBMM binasıdır.

Ortaokulu şimdiki Kemal Atatürk’te okumuş. O zamanki adı 3. Orta Mektepmiş.

Haydarpaşa Lisesine gider..

1 Aralık 1939 tarihinde babasını kaybeder. Lise 1. Sınıftadır.. Çok üzülür.. Kendini derslerine verir. Lise 2. ve 3. sınıflarda sınıf 1.si olur.

1943’de Haydarpaşa Lisesinden Pekiyi dereceyle mezun olur.

Hukuk Fakültesine kaydolur. Roma Hukuku, İktisat.. Zor ama sevdiği dersler.. Ancak şartlar zordur. Dersler ayrı semtlerdeki okul binalarında yapılmaktadır. Bir sonraki derse yetişmek bile sorundur.

1945.. Hayat gailesi de eklenince eğitimine son verir.

Yedeksubaylık yapar. O yıla kadar 3 yıl olan askerlik onun döneminde 6 ay olmuştur. Çabuk geçer..

Devlet Kitaplığı Matbaasında işe girer.

Bu arada yakınları olan Nuri Samuray Karakolhane Caddesindeki kasap dükkânının karşısında bakkal açmıştır. Ancak iki dükkân kendisine zor gelmektedir.

1949 yılında bakkalı Sabahattin Ağbiye devreder.

                                                                            Bakkal Sabahattin Ören

10 Ocak 1953 tarihinde Hayriye Hanımla evlenirler. Biri kız biri oğlan 2 çocukları olur. Nilgün ve Ergun..

                                           Hayriye ve Sabahattin Ören Çiftinin Yastığa İşlenmiş Fotoğrafı

40 yıla yakın Yeldeğirmeninde esnaflık yapar. Değişiktir. Kravatlı, takım elbiselidir hep.. Bir aralık bakkallığın yanında bisiklet te kiralar.

Bir gün iki delikanlı bisiklet kiralar. Akşam olur gelmezler. Belli ki bisikletler çalınmıştır. Sabahattin Ağbi dükkânı kapatır, eve gider. Geç vakit kapı çalınır. Karakoldan polisler gelmiştir. Bisikletleri alanlar Büyük Ada’ya gitmişler.. Polis şüphelenip, bunları karakola çekmiş. ‘Bisikletleri nereden çaldınız?’ diye sıkıştırmış. Onlar da Yeldeğirmeni’nde Bakkal Sabahattin’den kiraladık demişler.. Büyükada Karakolu Yeldeğirmeni Karakolunu aramış. Şikayetçi olsa bisikletler gelecek.. Ama gençlerin başı derde girecek.. Sabahattin Ağbi ‘Evet, benden kiraladılar’ deyip onları serbest bıraktırır. Tabii bisikletler gelmez.

15 Haziran 1986 tarihinde bakkalı kapatır.

Sabahattin Ağbi, hobileri olan ilginç kişilikte bir insandır. Örneğin: Fotoğraf çekmeye meraklıdır. Bir süre çektiği fotoğrafları evinde tab etmiştir.. Zeytinyağı tenekesinden yaptığı agrandizör ile..

Bir dönem kızı Nilgün ABD’dedir. Babası Ona konuk olur. Markete giderler. Çalışanlardan biri ‘Sabahattin Amca’ diye ellerine sarılır. Meğer o çalışan Kadıköylüymüş.

Avcılığı sever, sık sık arkadaşlarıyla ava çıkar.

Ailesiyle hafta sonları Tuzla tarafında kendi yaptığı çadırla kamp kurarlar. Yaz mevsiminde Haydarpaşa Dalgakıranında denize girerler.

Sabahattin Ören doğayı çok seviyor. Bu sebepten karada ve denizde yaptıkları inanılacak gibi değildir.

Örneğin: Yürümeyi sever. Yürüyüş denemeleri alttadır.

Çınarcık- Koruköyden Yalova’ya 15km. 3 saat.

Koruköy’den Esenköy’e 24km. 7 saat.

Esenköy’den Armutlu’ya..

Son olarak Armutlu’dan Gemlik’e yürüyüşü 11 saat sürmüştür.

Yürüyüşleri sırasında yanından arabayla geçenler kendisini götürmeyi teklif ederlermiş. Tabii O gülerek Onlara el sallarmış.

Bir de lastik botla İstanbul Boğazının 2 yanını boydan boya geçmiştir. Biri Beykoz’dan Üsküdar’a, diğeri Yeniköy’den Beşiktaş’a..

                                                              Şişme Lastik Botla İstanbul Boğazında

Bodrum Turgut Reise gitmişler. Tepedeki bayrak yerinde yokmuş. Kamu kurumlarından izin alıp tepeye çıkmış ve satın aldığı Türk Bayrağını asmış. Sonra da yanında tek başına İstiklal Marşını okumuş.

1999 yılında Hacca gitmiştir.

Son yıllara kadar ikamet ettiği Koşuyolu ile eski semti Yeldeğirmeni arasında bisikletle gezerdi. Kalabalıklaşan trafik yüzünden zorunlu olarak bu keyfi bırakmış.

Renkli, dolu bir hayat yaşamıştır. Eşi ve çocukları da.. Belli ki Sabahattin Ağbinin onlara yaşattıklarından hoşnutlar. O bunları anlatırken keyifle ve neşeyle sohbete karışıyorlar.

Ben çocuk gözümle güzel giyinen, güzel konuşan, yakışıklı bir bakkal amca olarak görürdüm Onu o yıllarda.. Dedim ya kravatlı, takım elbiseli bir bakkal.. Kültürlü tarafını büyüdüğümde fark ettim.

Nereden aklıma geldiyse, ‘İnsanı en mutlu eden şey ne olmalıdır?’ Diye sordum. Cevabı tek kelimeydi. Okumak..

Bugün Yeldeğirmeni’nin eski mahalle haline burun kıvırıp semti Karaköyleştiren, Cihangirleştiren, nezihleştiren, hipsterleştiren kesim Onu tanısın. Hatta semti gezdirme bahanesiyle yeme-içmeci tanıtanlar.. Eski mahalleden eski bir esnaf portresidir yukarıda yazılanlar. Bakkallarımızdan biri.. Bakkalımız.. Sabahattin Ören.

ARİF ATILGAN arifatilganKENT ve İNSAN KASIM 2019

Not: Sabahattin Ören’i 18 Şubat 2020 tarihinde kaybettik.