Okul sıralarındayken, sınıf geçme ve sınav kazanma telaşına düşmüşken, PİSAGOR teoremleri; problemlere yardımcı bir el gibi dokunur, işimizi kolaylaştırır, yükümüzü hafifletirdi. Dik üçgende dik kenarların karelerinin toplamı en büyük kenarın yani hipotenüsün karesine eşittir ile başlayıp, dik açılar, dik üçgenler, hipotenüsler arasında, Pisagor’un yardıma hazır bir el olduğunu bilirdik. Geometri demek PİSAGOR demekti.

Sonra müzik şehri olarak Viyana’yı Pisagor’un kurduğunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Evrendeki titreşimlerin müzikalitesini matematiğe oturtmuştu. Müzik, geometri, matematik, evren, titreşim, Viyana, dik üçgenler, hipotenüsler hepsi birbirine karıştı kafamda.

Gerçek İsmi Pytiagoras idi ve bir PYTİA tarafından büyütülmüş. Samos yada Sisam adası pytiasının oğluydu. Sonraları PYTİA ismini duydukça heyecanlanır oldum.

Yaratıcı, eril ve dişil yönüyle tüm kâinatı dayayıp döşedikten sonra, dişil yönünü kendi özünde saklamıştı. Kadim topluluklar da kurdukları şehirlerini bu dişil öze adamışlardı. Neredeyse tüm medeniyetler bir ANA TANRIÇA öyküsüne dayanıyordu. PYTİA’lar Ana Tanrıçaya hizmet eden rahibelerin adıydı. Akdeniz’in, Ege’nin, Anadolu’nun doğasıyla bütünleşmiş tüm kültürlerinin öyküsü Ana Tanrıça ve PYTİA’lar ile bağlantılıydı.

Ege’nin küçük bir kasabasına ya da köyüne yerleşemesek te tatillerimizde bizi oralara çeken bir şeyler hep vardı. Özellikle Fethiye ve çevresine. Neredeyse her tatilimizde oralarda bir yerlerde buluyorduk kendimizi. Fethiye’nin mitolojik Adıyla Letonia’nın; Ana Tanrıça LETO’nun şehrinin her taşının altında bir öykü saklanmıştı. Ana Tanrıça Leto’nun Zeus’tan olan ikiz çocukları Apollon ve Artemis’e neden adanmıştı bu topraklar. O zamanlar buralarda yaşamış olan denizci Lukka’lar diğer bir deyişle Likya’lılar Apollon ve Artemis’ten buralar da ne görmüşlerdi de 23 tane şehir devleti kurmuşlardı. En büyüğü PATARA. Diğer bir deyişle PYTİARA. Apollon’un şehri. Apollon KAPI demek. Ödül ve cezanın kapısı. Diğer bir deyişle cennet ve cehennemin kapısı. Apollon’un kehanet merkezi olan PYTİARA yada PATARA’da Noel Baba doğmuş. Xantos yada Ksantos vadisinin denizle buluştuğu yerde. Özgürlüklerine çok düşkün bu halk özgürlüklerini kaybettiklerinde topluca intihar etmişler. ABD’ nin eyalet sistemine ilham olmuşlar. Işık Ülkesi de denilen likya’ya ışık anlamında Likya, Lukka, Luvi ve Levi derken Hz. Musa’nın da bir Levi olduğunu öğreniyorum. Mısır’dan Fethiye’ye, Pytiagoras’tan Musa’ya oradan da ABD ye uzanan bir değişim ve dönüşüm hali.

Ege kasabasına yerleşemesek te, Kadıköy ve Yalova’nın geçmişinde Bitinya’lılar olduğunu biliyorum. Bitinyalılarında Pytinyalılar olduğunu. Fethiye’nin bereketli ovalarından Thlos ya da Pyhtlos antik kentine gitmek üzere dağlara sardığımızda rehberimiz telaşla otobüsü durdurdu, aşağı indi ve kolunda 25-30 cm..boyunda bir İGUANA ile geri döndü. Yeni yol arkadaşımız İGUANA ışıktan aldığı renkle sürekli değişerek bu yolculukta bize eşlik etti. Kendisi minik bir dinozor görümündeydi. Milyonlarca yıl öncesinden gelen değişim ve dönüşümle ben buradayım diyordu minik dinozor.

                  İguana

Tam bir sene sonra aynı yol üzerinde tekrar yol alırken İGUANA çoktan yuvasına geri dönmüş bize belki uzaklardan el sallıyordu. Bu yoksunluğun ve anımsamanın verdiği hüzünle ve neyle karşılaşacağımızın da merakıyla yol alıp, ören yerinde hediyelik satan dükkânlara dağıldığımızda karşılaştık TOPAZ’la. TOPAZ’ın kırmızısına YAKUT deniyor. Pembe ve turkuaz renkliydiler. Bunları satın aldığımda henüz bilgim yetersiz olsa da IŞIK ÜLKESİ Likyalıları anımsatırcasına pırıl pırıldılar. Işığa duyarlı İGUANA gibi bulunduğu ortamın rengini alıyordular. Sonradan öğrendiğimde, saraylarda, yemeklerde zehir olup olmadığını renk değiştirerek haber verirmiş. Öfke ya da mutluluk durumuna göre, bulunduğu ortamın titreşimine göre renk değiştirdiğinden KONUŞAN TAŞ denirmiş kendisine. Pisagor, Pytiagoras, Likya, Hz. Musa, iguana, topaz. Nereden nereye geldik. Yoksa herşey herşeyin ve aynı şeyin değişimi ve dönüşümü müdür nedir?.

GLÜMSER ATILGAN www.arifatilgan.com MART 2021