Ben Osmangazi İlkokulunda 4. Sınıftayken O 5. Sınıftaydı. Okulun yavrukurt trampetçilerinin şefiydi. Lakabının daha önce konduğunu tahmin ediyorum. Zaten Onu görenin otomatik olarak Rodi demesi gerekirdi. O yılların çok okunan resimli romanı Çelik Bilekteki Rodi isimli küçük çocuğa o kadar benziyordu ki.

Önceleri Yeldeğirmeni’nin kalecisi rahmetli Ayhan Ağbinin kardeşi olarak tanındı. O da kaleci oynardı hatta.. Sonra ilerde oynamaya başlamıştı. Giderek herkes Onu tanır olmuştu. Daha ötesi, bir yabancıya Yeldeğirmeni dediğinizde hele bir de futbol eklediğinizde ‘Rodi’yi tanıyor musun?’ derdi size. O derece Yeldeğirmeni’yle özdeşleşmişti. Tabii bir de Galatasaraylılığı ile..

Onunla aynı takımda oynadığım bir maçtan sonra Bülent’le ikisi bana ‘Onursal’ lakabı takmıştı. Hacettepe’de oynayan bir oyuncuydu. Dikkat ettiğimde gerçekten oyun stilimiz benziyordu. Futbolu iyi analiz eden kişilerdi.

Yaşımız büyüdükçe samimi olmaya başlamıştık. Tanıdıkça sıcakkanlılığı hissediliyordu. 2000 li yılların sonlarıydı. Bir gün kahvede rahmetli Ayhan Ağbiyle ikisi oturuyordu. ‘Galatasaraylılar toplanmış’ diye takılmıştım. Sohbete başladık. Yeldeğirmeni kitabımı okuduğundan, eşinin bu konulara olan ilgisinden bahsetmişti. Sonradan tanıştığımız eşi Tülay Hanımın da semtimizi ne derece sevdiğini ve benimsediğini gördük.

Adnan Beşiktaşa transfer olacak kadar iyi oyuncuydu. Mühendis te oldu. Ama ben insan tarafından bakmak istiyorum Ona. Gerçek iyi bir insan, iyi bir ‘Adam’dır Adnan Yanık.

Semtleri semt yapan bu tip kimliklerdir.

ARİF ATILGAN 8.4.2017