Son yıllarda moda oldu ya.. Kent parçaları üzerine nostalji yazıları yazmak.. Çeşitli Blog veya WEB sitelerinde İstanbul’u bilmeyenler İstanbul, Kadıköy’ü bilmeyenler Kadıköy, semtleri bilmeyenler semt yazıları yazmaya başladı. Kim olduğunu anlamak istediğinizde meçhuller. Ama yorum yazacaksanız tüm kimliğiniz isteniyor..

Bazı roman, öykü yazanlar da var. Semt gerçeklerini çarpıtmadıktan sonra tamam.. Hatta çarpıttığını önsözde belirtip ‘Siz bunlara kafanızı takmadan kitabı okuyup keyfinizi yaşayın’ diyenlere de tamam.. Ama bir semt yazıp orada olmayan şeyleri oraya aitmiş gibi yazanlara dayanamıyorum..


Gelelim nostalji yazılarına… Başka semtler için olanları oradaki semtlilere bırakıyorum. Beni Yeldeğirmeni ilgilendiriyor. Karaköyleşen dendi.. Cihangirleşen dendi.. Nezihleşen dendi.. Bunlar hep 2010 yılında başlayan Canlandırma Projesinin ne kadar iyi olduğunu anlatmak isteyen yazılardı. Akıllarınca iltifat ediyorlardı semtimize. Tepeden bakarak..

Kadere bakın ki o yıldan sonraki dizi-filmlerde Yeldeğirmeni varoş olarak kullanıldı hep.

Şimdi yeni bir yazı okudum. Diğerleri gibi kalıp aynı.. Önce şöyle bir tarih anlatılıyor. Yani bilgili olunduğu hissettiriliyor. Sonra semtin ne kadar güzelleştiği vurgulanıyor. Ardından kafe-restoran vs mekân tanıtımına geçiliyor.

Bunun için de eskiden insanların dolaşmaya korktuğu bir yerleşim olduğu söyleniyor. Benzetme yine Karaköy’ün alt sokakları.. Oralarda da gezilemezmiş eskiden. Yani semti en fazla 20-30 yıl geçmişi var olarak kabul ediyor. Peki de başta yazılan tarih nereye ait?

Bu yazıları yazanların ya yaşları müsait değil, ya da İstanbul’u da bilmeyen bir grup.. Karaköy’deki sokaklar eskiden açık genelevdi. Yeldeğirmeni’ne nasıl benzetilebilir? Ayrıca Yeldeğirmeninde hiçbir zaman güvensiz sokaklar olmamıştır. O benzetme yapılan yıllar 1990-2010 yılları arasıdır. Semte çivi çakılmamış, sanki 2010 yılındaki Canlandırma Projesine hazırlanmıştır.. Bir şey daha söyleyeyim.. Canlandırma Projesi başladıktan sonra Yeldeğirmeninde ilk açılan “tesisin” bir randevuevi olduğu söylenmişti.

Bir de şu andaki halini mahalleye benzetip ‘annelerin okuldan dönen çocuklarını pencerelerde beklediğini’ filan yazıyorlar. Süslüyorlar yazıyı.. Okul kalmadı ki.. Osmangazi İlkokulu restorasyon bahanesiyle kapatıldı. Kemal Atatürk Lisesinin öğrencileri başka semtlerden gelirler. Zaten annelerin bekleyeceği yaş grubundan büyüktürler. Keşke öyle olsa.. Okul, çocuk, aile.. Bunlar mahalle öğeleridir.. Şimdi semtte bu üçlü yok edilmeye çalışılıyor.

Sonra da hipsterland denmiş Yeldeğirmeni’ne. Böyle bir kelime olmaz. Hoş olsun diye üretilmiş belli ki.. Hipsterlerin yaşadığı yerleşim denmek isteniyor. Pekiyi de mahalle de deniyor. Ya mahalledir.. Ya hipsterlerin yerleşimidir..

Amaç yeme-içme mekanı tanıtmaksa yapılsın.. Veya blog yazısı yazmaksa o da yazılsın. Kabul ediyorum. Böyle yazıların müşterisi var.. ‘Çok şeker yazı’ yorumları gelebilir.. Ama lütfen semt iyi incelensin, öyle yazılsın. Semt gerçekleri çarpıtılmasın. Had bilinsin. Olumlu-olumsuz tüm kişisel yorumlara sözümüz yok. Saygı duyarız. Sadece yanlış bilgi içeren bölümler olmasın.

Ben Yeldeğirmenliyim.. Bunu hep gururla söylemişimdir. Tüm Eski Yeldeğirmenliler gibi semtimin başka konulara malzeme yapılmasına dayanamam.

Bir de.. Yeldeğirmeni araştırılacaksa, Canlandırma Projesini destekleyen linklerden değil benimkiler gibi arifatilganKENT ve İNSAN, Atılgan Blog linklerinden de araştırılsın.

Yeldeğirmeni, 200 yıllık geçmişi olan bir mahalledir. Bu gerçeği kimse değiştiremeyecektir.

ARİF ATILGAN arifatilganKENT ve İNSAN KASIM 2019