İnsanlık sürekli varoluşunun nedenini araştırır. Kimliğini, amaçlarını, yeryüzünün gizemini sürekli sorgular ve ‘BİLMEYİ’ ister. Yaratıcı ise ‘BİLİNMEK’ ister. Bilmekle, bilinmek arasında ki, bir anda olan kavramadır YARADILIŞ. Oluşan bilinç, içinde SEVGİ de barındırır. Yaratıcı, sadece sevgiden oluşmuş bir enerji olduğundan, yaratılan ile yaratan arasındaki farkın kalmadığı bir andır bu an. İnsan, yaratıcının enerjisini çoğaltan bir organizasyon olduğu için bunu, bile isteye yapana ne mutlu. Tohumla toprağın kavuştuğu andan sonra, kökleri toprakta yayılan, dalları ise göğe ulaşan bir ağaç gibi, sürekli gelişen bir haldir yaratım.

Mitolojide HELİOS olarak adlandırılan güneşimiz, Helium atomlarından oluşur. İki helium atomu birbirini çeker. Hızla çarpışırlar, büyük bir ısı oluşturup çok sayıda helium atomuna dönüşürler. Bu durum sürekli devam ederek güneşin hiç tükenmeyen enerjisini oluşturur. Yaratıcı ile yaratılan arasındaki ilişki buna benzer şekilde mükemmelden en mükemmele bir gidiş ve sonsuz bir yaratımdır.

Yaratıcı kendi birliği ve bütünlüğü içinde iken ayna benzeri bir boşluğa bakar ve DOĞA dediğimiz çokluğunu, devinimini, hareketini seyreder. Baktığı boşluk Adem’in kalbi, Seyreden göz Ademin gözüdür. Yaratıcı Ademin kalbinden ve gözünden kendi doğasını görür.

Yaratıcı, ayna benzeri başka bir boşluğa bakar ve burada bütünlüğünü, birliğini görür. Bu boşluk Havva’nın kalbidir. Yaratıcı Havva’nın kalbinden ve gözünden kendi birliğini seyreder.

Havva, Adem’in kalbinde doğayı ve devinimi seyrederken, Adem ise Havvanın kalbinde kendi bütünlüğünü görür.

Daha başka bir anlatımla yaratıcı, büyük bir patlama benzeri oluşumla, bin bir zerreye böler kendini. Onu bilecek ve seyredecek olan göz, her bir zerreye bürünüp, bunu tek tek yaşayacak, aynı anda da bütünlüğü ve sabitliği deneyimleyecektir. Mevlana’nın Sema Raksında bir ayağın sabit kalıp, diğerinin dönmesi gibi..

Mitoloji önce kaos vardı diyerek başlar. Kaos, düzensizlik içindeki düzendir. Kaostan Ureanüs ve Gaia yaratılır. Ureanüs yılan, Gaia titreşen, dans eden anlamındadır. Buradan aynı ipin iki ucu olan bir yapıyı anlıyoruz.

Biz rahman ve rahim olan yaratıcının adıyla işe başlarken, Yaratıcı, eril ve dişil yönüyle, bizde çoktan ifadesini bulmuştur. Kadim toplumlardaki Ana Tanrıça kültü Yaratıcının doğa içindeki dişil yönüdür. Doğanın içindeki çokluk ve çeşitliliğin bütünlüğünü temsil eder. Bu Yaratıcının rahim yönüdür. Doğurgan, besleyici, büyütücü.. Tüm kadim toplumlarda HİLAL ile simgelenir. Rengi derin mavidir. Lapis Lazuli mavisi. Eril yönü ise kırmızı renk içindeki kuyruklu yıldızdır. Hilal ile kuyruklu yıldız da Ureanüs ve Gaia gibi aynı ipin, iki ucudurlar. Tasavvuftaki Vav harfidirler. Kendi içindeki kıvrılmış halden sevgi enerjisinin bir anlatımı olan AY- YILDIZ belirir. Tüm kadim Türk toplumlarının bu kutsal işareti bizimde bayrağımızdır.

 

GÜLÜMSER ATILGAN EKİM 2019 arifatilganKENT ve İNSAN