Turan Emeksiz Vapuru, Mudanya Güzelyalı Sahili’nde kıyıya bağlı olarak 20 odalı bir Otantik Otel haline getirilmiş. Ayrıca içerisinde restoran, konferans salonu vs de bulunmaktaymış.

Bu vapurlar 1961 yılında İskoçya Glaskow’da Fairfields Tersaneleri’nde inşa edilmişti. İstanbul’da Şehir Hatları’nda çalıştırılmak üzere sipariş edilen bu vapurlar 9 adet olduğu için bunlara 9 Kardeş denmekteydi. Boyu 229 Feet, eni 44 Feet, deniz dibi derinliği 8 Feet olan bu gemiler 781 Groston ağırlığında ve 8 silindirli olup 15 deniz mili hız yapabilmekte idiler. Adları sırasıyla Turan Emeksiz, Kuzguncuk, Pendik, A.İhsan Kalmaz, Harbiye, Kanlıca, Anadolu Kavağı, Ataköy, İnkilap idi. Bu gemilerin en önemli özellikleri, Şehir Hatları’nda çalışan son buharlı gemiler olmalarının yanında, aynı zamanda mazotla çalışan ilk buharlı gemiler olmaları idi.

                                          Turan Emeksiz.

O zamana kadar Şehir Hatları’nda çalışan bütün gemiler kömürle çalıştırılan buharlı gemiler idi. Kömür yakılarak kazanda ısıtılan suyun buharının basıncı ile motorun pistonu yukarı itiliyor, piston en üst seviyeye gelince onun bulunduğu silindire dışardan aktarılan bir miktar su içerdeki buharı tekrar sıvılaştırıyor ve piston aşağıya iniyordu. Bu şekilde yukarı aşağı hareket eden pistonlara bağlanan piston kolu vasıtasıyla geminin uskuru döndürülüyordu. Yani buharın basıncı ile gemi hareket ettiriliyordu. İskelelerde durma zamanlarında ise sıkışan buhar patlama yapmasın diye dışarı veriliyordu ki buna da istim koyvermek deniliyordu.

Görüldüğü gibi günümüzün gelişmiş teknolojili sistemlerinin yanında adeta oyuncak gibi.

Üzüntü ile tespit edilmektedir ki bu gün bu gemilerden hiçbirisi artık Şehir Hatları’nda çalışmamaktadır.

Akibetleri hakkında inşa edildikleri Glaskow’daki Fairfields Tersaneleri’nden bir araştırma yapıldığında şu bilgiler edinilebilmektedir:

Turan Emeksiz: 2008 yılında Mudanya’da otel olmuş,
Kuzguncuk: 15/04/2000 tarihinde sökülmüş,
Pendik: 28/02/1992 tarihinde yanmış,
A.İhsan Kalmaz: Aliağa Tersanesi’nde sökülmeyi beklemekte,

                                       Yıllarca Hizmet Sonrası Kader bekliyorlar.

Harbiye: 17/07/1995 tarihinde sökülmüş,
Kanlıca: 2003 yılında Bandırma’ya lokanta olmak üzere gitmiş, ancak 2008 yılında yanmış,
Anadolu Kavağı: 05/03/1985 tarihinde yanmış,1988 yılında sökülmek üzere satılmış, satın alan şirket alt teknesinin üzerine taşıma gemisi monte etmiş ,başka bir gemi olarak çalışmaktadır,
Ataköy: 2000 yılında Ereğli’ye restoran yapılmak üzere götürülmüş, ancak 2004 yılında batmış.
İnkilap: 2008 yılında Yalova’ya Nikah Salonu yapılmak üzere götürülmüş. 2016 yılının aralık ayında sökülmeye başlanılarak hurdaya çıkarılmış.

                                 3 Aralık 2016. Bir Efsanenin Sonu.

Ne acı.

1962 yılından itibaren lise ve üniversite eğitimlerim için 8 yıl Kadıköy’den Avrupa Yakası’na bu vapurlarla gitmiş gelmiş idim. Yeni oldukları için olsa gerek onları çok beğenirdik. Herkes her gün aynı saatteki vapura biner ve aynı yerde otururdu. Vapurun ön tarafı 2. Mevki, arka tarafı 1. Mevki idi. 2. Mevki’de oturulacak yerlerde minder yoktu, 1. Mevki’de ise oturulan yerler minderli idi. Ayrıca Vapurun arka tarafında altta kapalı, üstte açık olmak üzere Lüks Mevki Salonlar bulunmakta idi. Burada masa ve koltuklar bulunur, vapur kalktıktan biraz sonra görevli gelir, makbuz ile Lüks Mevki farkını salondakilerden tahsil ederdi. Bir de bodrum katlar vardı ki bu salonlar Lüks Mevki olmamasına rağmen içeride Lüks Mevki’deki masa ve koltuklar bulunurdu.

Babamdan aylık harçlığımı alır almaz ilk iş olarak aylık talebe abonman vapur pasomu alırdım. Günümüzün akbili gibi düşünebileceğimiz bu pasolar fotoğraflı olup Şehir Hatları İşletmesi tarafından verilir, bir ay boyunca istediğiniz kadar pasoda belirtilen hatlardaki vapurlara binebilirdiniz. 1. Mevki 12.50 TL, 2. Mevki ise 7.50 TL idi. Öğrenci olmayanlarınkine Tam deniliyordu ve onlar daha pahalı idi.

O yıllarda, sonradan vapurların seyyar pazarlamacısı olarak ünlü olan Burhan isimli kişi kısa pantolon ile ustasının yanında işi öğrenmeye çalışıyordu. Ayrıca Boğaz Köprüleri henüz inşa edilmemiş, patronlar ve işçiler aynı vapurda seyahat ediyorlardı.

Turan Emeksiz Vapuru için yine de yok olmamış diye düşünebilir ve en azından üzülmemeye çalışabilirsiniz. Ancak kesinlikle benim gibi o yılları yaşayanların yürekleri sızlıyordur.

Hani şampiyonluk kazanmış yarış atlarını yaşlanınca arabaya koşarlar ya.

Turan Emeksiz’in durumu da işte öyle bir şey.

ARİF ATILGAN mayıs 2009 Mimarlara Mektup