Yıllarca kent mücadelelerinin içinde bulundum. Kurum, dayanışma, inisiyatif, platform gibi yapılar vardır. Hepsinin özverili çalışmalarını takdir etmek gerekir. Günümüzdeki durumu irdelemek istiyorum.  

Kurumlar oda, dernek vs anlamındaki yapılardır. Yasa-yönetmelikleri, gelirleri ve bunlara göre sorumlulukları bulunur. Buralara girmenin, çıkmanın prosedürü vardır. Karşı oldukları merkezi ve yerel yönetimlerle ilişkileri bulunur. O kurumlarda taraf oldukları veya olmadıkları siyaset olabilir.  Sonuçta bütün bunlar onlara bir kısıt getirebilir. Getirmeyebilir de.

Dayanışma, inisiyatif, platformlar ise sadece yapacakları mücadele için toplanmış gönüllü gruplar veya grup birliktelikleridir. Onlar yasa ile kurulmazlar. Bu sebepten kimsenin bağlantısı ömürlük değildir. Bu tip birlikteliklerde sadece yapılacak mücadele amaç edinilmiştir. Hatta mücadele bittiğinde birliktelik te bitebilir. Ceplerinden harcarlar. Amir-memur ilişkisi, protokol yoktur. Herkes amirdir herkes memurdur. Dolayısıyla protokol sırası yoktur. Eşitlik vardır. Buralarda amaç halkın çıkarı doğrultusunda ‘karşısında’ veya ‘yanında’ olunan konuyu istenildiği gibi sonuçlandırmaktır.

Kent Mücadelesi Yapan Bir Grup

Toplumda ve kamuda ‘kurumlar’ ön planda tutulurlar. ‘Gönüllü gruplar’ genellikle göz ardı edilirler. Bu sebepten ‘kurumları’ önder kabul ederler. Onların ilgilenmedikleri konulara kendileri de ilgisiz kalmak zorunda olurlar. Böyle kent mücadelesi olmaz.

‘Gönüllü gruplar’ ‘kurumlara’ değil, ‘kurumlar’ ‘gönüllü gruplara’ katılmalıdırlar..

Kamu Kurumları ise her vatandaş için saydam olmalıdır. İnsanlar ilgilendiği konuyu ilgili Kamu Kurumunun İnternet sayfasından okuyabilmelidir. Örneğin: Koruma Kurulu, Bakanlık vs kararlarına kolayca ulaşılabilmelidir. Bunlar sır değildir.

Diğer yandan Kent Mücadelesi yapanlar azalmaktadır. Zira kentlerde yerli kentli kalmamaktadır. Oralarda yaşayanlar başka kentlerden gelenler olup doğal olarak yaşadıkları çevreyi bilmemektedirler. Hatta yanlış bilmektedirler. Gerçek kentliler ise 20-30 kişi ile mücadele yapmaya çalışmaktadırlar. İşin kötü tarafı yetkililer onların yaptığı eylemleri ‘demokrasinin gerçekleşmesi’ olarak göstermektedirler.

10 yıl kadar önceydi. İstanbul Film Festivali organizasyonu içerisinde yabancı bir film izlemiştim. Adını anımsamıyorum ama konusunu unutmuyorum… Bir köyde termik santral yapılacak. Çevreci bir kişi köye gelip oradakileri bilinçlendiriyor ve karşı durmalarını sağlıyor… Ancak filmin sonunda santral yapılıyor. İlginç olan, o “çevreci” kişinin santralı yapan şirketin elemanı olduğunun da anlaşılmasıdır.  

Karşı duruşta olmayan bazı kişiler karşı duruşu gizliden veya açıktan kontrol altında tutabilirler. Hep böyledir demiyorum. Ama olabilir de… Dikkat etmek gerekir. Kent Mücadelesi zor ve kutsal bir uğraştır.

Ben gerçek kent mücadelesinin ‘gönüllü gruplar’ ile yapılacağını düşünüyorum. Onların güçlendirilmesi gerekir. Örneğin: Başta dava açmak olmak üzere yaptıkları girişimler ücretsiz olmalıdır. Umarım çoğalırlar.  

 

ARİF ATILGAN  www.arifatilgan.com    https://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan

AĞUSTOS 2022