Sevgili Meslektaşlarım

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Anadolu 1. Bölge Temsilciliğimizin 9.Döneminin sonuna gelmiş bulunuyoruz.Bu süreç ile ilgili değerlendirmeme geçmeden önce bu dönem içersinde aramızdan ayrılan arkadaşlarımızı saygıyla anıyorum .
Ayrıca bana,Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Anadolu 1.Bölge Temsilciliği Yönetim Kurulu Başkanlığı onurunu yaşatmış olan, başta yönetim kurulu üyesi arkadaşlarım olmak üzere tüm üyelerimize teşekkür etmek istiyorum.
Değerli Meslektaşlarım
Dünyada ,Küresel Isınma en önemli sorun olarak karşımıza çıkmıştır.Bu sorunun sonucu olarak su kaynaklarının azalması ve yok olma tehlikesi iyice kendini hissettirmiştir.Ülkemizde de barajların kuruyup tükenme aşamasına gelmesi artık bu konunun ilerde oluşacak bir olasılık değil, gerçeğin ta kendisi olduğunu hepimize açıklıkla göstermiştir.7 milyara dayanan Dünya Nüfusunun yaşayabilmesi için nüfus planlamasının yanında Dünya Kaynaklarının tüketilmeden sürdürülebilir bir şekilde kullanılması gerekmektedir.
Ülkemizin bulunduğu bölgede en önemli sorun ,Orta Doğu da bizleri de içine çekme iştahındaki savaş ve kandır.Yaptığı Irak Harekatı ile adeta sınır komşumuz olan ABD,yarattığı karmaşanın içine bizi de sokmak için elinden gelen gayreti göstermektedir.Bu konuda bilgi sahibi kişilerin endişeli konuşmaları ise herkesin fazlasıyla dikkatini çekmektedir..
Ülkemizde ,2006 yılı ocak ayında çıkarılmış olan “Bölge Kalkınma Ajansları Yasası” ,26 adet Bölge Kalkınma Ajansı kurulmasını sağlamıştır.Bütçelerinin belirsiz bir kısmı yabancı fonlar tarafından sağlanacak olan bu yapının, kamu kurumu mu,özel kuruluş mu yoksa STK mı olacağı şimdiden merak konusu olmaktadır.Köşe yazarları köşelerinde, Dünyanın Hakim güçlerinin,20. Yüzyıl başında ki 20 Ulusu yüzyılın sonunda 200 ulusa çıkardıklarını,21. Yüzyılda ise 2000 eyalet gerçekleştirmeyi planlamakta olduklarını seslendirmektedirler.
Kentimiz İstanbul ve özellikle Temsilciliğimizin sınırları içersinde olan Kadıköy ,Adalar,Üsküdar,Ümraniye,Beykoz İlçelerindeki mesleğimizle ilgili sorunlara baktığımızda ise fazla sayıda imar yanlışlıkları ile karşı karşıya kalmaktayız.Bunları tek tek saymak yerine ortaya çıkış sebeplerini araştırdığımızda ,artık işe özel yasa çıkarıldığını ve parsel ölçeğinde tadilat planlarının yapıldığını görmekteyiz.İşe özel yasaya en belirgin örnek olarak Haydarpaşa Projesini ,parsel ölçeğindeki plan tadilatlarına ise Mühürdar Oteli Projesini gösterebiliriz.Bu tip projeler ,hem kentin şehircilik prensiplerini alt üst ederek yapılaşmasına,hem de halkın adalet duygusunun yara almasına sebep olmaktadır.
Sevgili Meslektaşlarım
Ülkeye giren yabancı para YTL yi değerli kılmakta ,dolayısıyla ithalatı arttırmakta,ithal edilen malları almak için ise halkımız yine önemli kısmı yabancı sermayenin eline geçmiş bulunan bankalar vasıtasıyla yabancılara yüksek faizle borçlandırılmaktadır.Bu durum bizim sektörümüzde de aynıdır.İnsanımızın alım gücünün çok üzerinde, neredeyse 3 katı ücretle satılan konutları alanlar da aynı şekilde borçlandırılmaktadır. Öldükten sonrası için bile borçlanan bu insanlarımız ödeme güçlüğüne girdiklerinde faturanın yine her zaman olduğu gibi işi yapan şirketler yerine tüm halka çıkarılacağı en büyük endişedir.
Geçen dönem Çalışma Raporunun Sunuş Yazısında belirtildiği gibi,hareketlenen inşaat piyasası bizlere istihdam sağlamamış ,yurt dışında hazırlanan projelerle dar bir çevreye iş ortamı yaratmıştır.
Mimarların yasal istihdam alanları kısıtlıdır.İnşaat,onarım vs gibi bizim yaptığımız işlerin bazılarını mimar olmayan herhangi bir vatandaşta yapabilmektedir.Önemli olan mimarların yasal istihdam alanlarının saptanmasıdır.İlgili yasalarda gerekli değişiklikler yapılmalı ,o zaman oluşan mimari tarzdan mimarlar sorumlu tutulmalıdır.Bu konuda üyelerimizin de tutarlı çalışmalarla önerilerde bulunması yararlıdır.
Deprem bahane edilerek ortaya atılmış olan kentsel dönüşüm kavramı kentliyi kentten dışlamayı prensip edinmektedir.Yapı adası,mahalle,ilçe ölçeğinde yerleşim alanları orada yaşayanları dışlayarak yerli ve yabancı sermayeye iş haline getirilmek istenmektedir.Bu anlayışın altında halihazır yapı stokunu gerçekleştirenlerin yetersiz olduğu anlayışı da yatmaktadır.Halbuki bu binalar ,inşa edildikleri günün yasa ,yönetmelik ve şartlarına göre yapılmışlardır.Bunları yapan mimar,mühendis,müteahhit,usta vs ler pekala bugünkü yasa ve yönetmeliklere göre de kenti yeniden yapılandırabilirler.Yapılması gereken iş kentteki yapı stokunu, kentlileri dışlamadan yine bu insanlara yeniletmek olmalıdır.
Bu dönem oda ile üyeler arasındaki en önemli ilişki ,16-17 Nisan 2004 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurulda kabul edilmiş olan Sürekli Mesleki Gelişim Merkezi(SMGM) Yönetmeliğinin uygulamaya geçmesi ve bu vasıtayla üyelere eğitim verilmesine başlanmasıdır.AB Uyum Yasaları gereğince başlatılan bu uygulama bizlerin de yurt dışında mimarlık yapabilme hakkının doğması için bir başlangıçtır.Bu uygulama ile mimarların bir sonraki yıl Büro Tescil Belgesi alabilmeleri için o yıl öngörülen kredi miktarını sağlamış olmaları gerekmektedir.Bu yıl için öngörülen 15 kredi ,eğitimlerin yanında krediye sayılacak etkinlikler ile de elde edilebilecektir.
1977 yılından önce mezun olan üyelerimizin kredi sağlama zorunluluğu bulunmamakta ,1977-1987 yılları arasında mezun olanların sadece 15 kredi alma zorunluluğu ,1987 yılından sonra mezun olan arkadaşlarımızın ise, odamızın öngördüğü konulardaki zorunlu eğitimle birlikte 15 krediyi tamamlamak zorunluluğu bulunmaktadır.Ancak uzmanlık isteyen konular olan Yapı Denetimi,İş Güvenliği,Bilirkişilik gibi alanlarda çalışacak arkadaşlarımızın o konularda eğitim almaları zorunlu olmaktadır.
Bu konu kesinlikle okul dönemi eğitimi gibi algılanmamalıdır.Meslektaşlarımızın her günkü çalışmalarının dışına çıkarak meslekle ilgili başka alanlarda da neler olduğu hakkında bilgilenmeleri şeklinde anlamak daha doğrudur.
SMGM Eğitimleri ,önümüzdeki yıllarda başta kamu kurumlarında çalışan arkadaşlarımız olmak üzere tüm mimarları kapsayacak şekilde geliştirilecektir.
Mimarlar Odası kamu ve toplum yararı anlayışı içersinde çalışmalarını sürdürmektedir.Temsilciliğimiz de aynı anlayışla çalışmakta ve bu anlamda bölgemizdeki yanlış yapılaşmalara karşı yasal ortamda mücadelesini sürdürmektedir.Bu mücadele esnasında Temsilciliğimiz ,STK larla birlikte hareket ederek halkımızın da kamu ve toplum yararı anlayışını benimsemesini sağlamak istemektedir.Halkın mutluluğu mimarların da mutluluğu olacaktır,zira mimarlarda kendilerinin halkın içindeki bireyler olduklarını bilmektedirler.
Tüm meslektaşlarımın birlik ve beraberlik içersinde umutlu ve mutlu günler yaşamasını diliyorum.
Sevgilerimle.
Arif Atılgan
Yönetim Kurulu Başkanı
ocak 2008 genel kurul açış konuşması