Bir gün Hızır, bir evliyaya Ab-ı Hayat suyu verirken, bir karga şişeyi çalar ve bir selvi ağacının tepesine konar. Bir kısmını içerken, kalanı selvi ağacının tepesinden aşağıya dökülür. Bu nedenle karga en akıllı ve bilge kuş olurken, selvi de ölümsüz olur.

Reçine kokusunun tüm kötülükleri temizlediği, hatta ölümün kokusunu bile uzak tuttuğuna inanılması onu mezarlık ağacı yapar. Antik çağlardan beri matem ağacı olması özelliği değişmemiştir. Apollon tapınaklarının, selvi koruluklarına yapılması bundandır. Roma’da, Cehennem Tanrısı Pluton’un Ağacıdır. Bu özelliği onu yeraltına ait yapar. Orada; ‘Hades’in Evinin solunda kutsal kaynak bulacaksın. Yanında da Beyaz Selvi. Ona yaklaşma’ diye yazar. Roma’da, cennetin gül ve selvi ile donatıldığı hayal edilir.


Şit, Adem’in ağzına; Sedir, Zeytin, Selvi tohumu koyduğunda bundan çıkan selvi, elif gibi göğe yükselir ve arzın aksını oluşturur. Kutsal külah gibidir. Dallarının açıklığı ile dua ediyor gibidir. Hışırdayınca, doğanın nefesinin sesi olan ‘Hu’ sesi çıkar gibidir. Sanki Kuran-ı Kerimde söylendiği üzere Allah’ı hep tesbih ediyor gibidir. Üst dalları boynunu bükmüş dervişe benzer gibidir. Bu haliyle ölümün ve karanlığın bu gizemli ağacı; Ölüme meydan okuyor gibidir.

Tin Suresinde söylendiği üzere ‘Zeytine ve incire and olsun’ Selvi ile bizi korusun.

GÜLÜMSER ATILGAN EYLÜL 2019