Mimarlara Mektuplarım

Salı Pazarı (Kuşdili Çayırı)
Arif Atılgan

Kadıköylülerin Salı Pazarı olarak bildiği geniş alan, aslında Kadıköy’ün tarihî Kuşdili Çayırı ve Koruluğu’dur.
1970’li yılların başlarına kadar Yeldeğirmeni’nde haftada iki gün pazar kuruluyordu. Salı ve cumartesi günleri kurulan bu pazarlar, sokak içindeki evlerde oturan insanlara rahatsızlık vermesi sebebiyle Taşköprü Caddesi’ne alınmıştı. O yıllarda etrafında hiç ev olmayan bu cadde Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı’ndan Söğütlüçeşme Caddesi’ne rampa aşağı iniyor ve bu caddeyle kesiştikten sonra Fenerbahçe Stadı’nın arkasından Kızıltoprak’a bağlanıyordu.
1980’li yıllarda Söğütlüçeşme Caddesi üzerine köprü yapıldığı için pazaryeri Kuşdili Çayırı’na nakledildi. Kuşdili Çayırı o yıllarda koruluk ve çayırlık özelliğini henüz kaybetmemişti. Pazaryeri kurulmaya başlandıktan sonra, ağaçların yok olduğu ve tabanının da betonlaştığı bu alan giderek çayırlık ve koruluk özelliğini kaybetmeye başladı.
1990’lı yıllarda ise cumartesi günleri Fenerbahçe Stadı’nda maç oynanmasının doğurduğu sorunlardan dolayı “pazaryeri kurulması” işi cumartesi gününden cuma gününe alındı. Yani bu yıllardan itibaren Kuşdili Çayırı’nda salı ve cuma günleri pazar kurulmaya başlandı.
Kurbağalıdere’deki kurbağaların sesini, üzeri örtülü kafeslerdeki saka, iskete, florya kuşlarına dinleterek, onların kanarya gibi “makara çekmesini” sağlayan kuşbazların, bu olaydan dolayı “Kuş Dili” adını verdikleri bu çayır, en az yüz yıldır Kadıköy tarihinde yer almaktadır.
Kadıköylüler 1900’lü yılların başlarında buradaki dere kenarında “piyasa yaparlar”, diğer taraflarda piknik, panayır gibi etkinliklerde bulunurlardı. Daha sonra uzun yıllar bayram yeri olarak da kullanılmış olan bu çayırda Fenerbahçe Spor Kulübü Lokali, Hamdi’nin Gazinosu, tramvay deposu olarak bilinen hangarda Kuşdili Sineması gibi önemli sosyal tesisler vardı.
Kadıköy için çok önemli tarihî anıları olan bu alanı, günümüzde hiç kimsenin koruluk ve çayırlık olarak hatırlamaması üzüntü vericidir.
Kuşdili Çayırı sadece doğal sit değil aynı zamanda tarihî sit olarak da değerlendirilmelidir. Henüz kaybolmamış olan bu alan, üzerindeki beton kaldırılarak tekrar eski doğal haline kavuşturulabilir. Bir köşesinde pazaryeri kurulmasında ise hiçbir sakınca yoktur. Zira pazarlar halkımızın geleneğinde yer almış sosyal bir olaydır.
* * *
Salı Pazarı ile ilgili diğer gelişmelere baktığımızda bu alanın, 1981 yılında Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından “Eski Kuşdili Çayırı Doğal Sit Alanı” olarak tescil edildiğini; 1994 yılında Kadıköy Merkez Planı olarak bilinen 1/5000 ölçekli nazım planda ise “Açık Otopark, Pazaryeri ve Kentsel Hizmet Alanı” olarak ele alındığını görebiliriz.
2002 yılında ise 2 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na İBB tarafından bu alanla ilgili “Kuşdili Çayırı ve Çevresi Projesi” adı ile bir düzenleme projesi getirilmiştir. Kurul bu tarihte alanın üçüncü derece doğal sit olarak değerlendirilmesine karar vererek getirilen düzenleme projesini uygun bulmuş, ancak 1994 planının bu projeye uygun şekilde tadil edilmesini istemiştir.
4.10.2006 tarihinde bu plan ve aynı düzenleme projesi, 5 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na İBB tarafından tekrar getirilmiştir. 5 numaralı kurul, 1/1000 ölçekli koruma amaçlı plan hazırlanmadan 1/5000 ölçekli plan içinde Kuşdili Çayırı’nın çerçeveye alınarak korunacak bölge olarak gösterildiği bu plana rapor yazmamıştır.
Ancak diğer yandan burada yapılması düşünülen alışveriş merkezinin maket fotoğraflarını tüm halkımız medyada izlemektedir. Ters şemsiye şeklindeki bu alışveriş merkezinin yeraltından da Kuşdili Caddesi’ni takiben Altıyol’a bağlanacağı söylenmektedir.
İBB’nin bugünlerde adı çok gündemde olan bir inşaat firmasına bu işi ihale ettiğini, ayrıca yapılması düşünülen alışveriş merkezi için oldukça ısrarcı olduğunu da, medyadan açıkça öğrenebilmekteyiz. Yani önceki düzenleme projesi Kuruldan geçtikten sonra Belediyeden yeni projeye göre bir plan tadilatı yapılacağı belli olmaktadır.
* * *
Şimdi konuyu bir de biz değerlendirelim isterseniz.
Önce ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünden araştırma yapıldığı takdirde bu alanın 2/2/1967-456 yevmiye ile İstanbul Belediyesi Emlak İstimlak Müdürlüğü tarafından “yeşil sahada kaldığından kaydının terkin edildiği” öğrenilecektir.
Yani İBB bugün üzerinde tapusu olmayan bir mülkü ihaleye çıkarmaktadır.
Daha sonra da 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 17. maddesine göre sit alanına öncelikle koruma amaçlı plan yapılması gerektiği, ancak bu alanın hâlâ koruma amaçlı planının olmadığı görülecektir.
Ayrıca yine ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünden araştırılırsa, 1967 yılında “6 Pafta, 1 Ada, 66 Parseldeki 45990 m2 yüzölçümlü alanda bir gazino bahçesi, bir gazino barakası, bir dükkân, bir kayıkhane, üç baraka kahve, bir sinema ve bir kahvenin” de bulunduğu görülecektir. Yine bu yıllara ait planlarda buradaki çınar ağaçları tek tek tespitli bir şekilde belirtilmiştir.
Bütün bunlar gösteriyor ki Kuşdili Çayırı sadece doğal sit değil aynı zamanda tarihî sit alanı olarak tescil edilmelidir.
Kuşdili Çayırı tekrar eski haline getirilerek, hem insanların nefes alabileceği yeşil bir vaha yaratılmalı, hem de buradaki eski anıların hatırlanması sağlanmalıdır.
Ama yetkililer, akıl almaz bir şekilde bu alanın tamamını beton bir iş merkezine işgal ettirmek istemektedirler. O zaman alan özelliği de ortadan kalkacağı için eskiye dönüş tamamen olanak dışı olacaktır.
Kim bilir, belki de arzu ettikleri durum budur. Nisan 2007 Mimarlara Mektup