1950’li yılları anımsıyorum.. Babam bir tanıdığına rastladığında, fötr şapkasını eliyle kıpırdatır, hafifçe başını eğerek selam verirdi. Yaşıtlar tokalaşır, küçükler el öperdi.. Büyükler, el öpen küçüğün yanağını veya başını okşardı.. Bu durum son yıllarda o hale gelmişti ki samimiyeti olmayanlar bile vıcık vıcık sarılıp, öpüşüp, koklaşır olmuşlardı.

 

Kentler de buna benzemişti.. Yeme-içmeciler, ofisler, plazalar, alışveriş dükkânları hep dip dibe tefriş ediliyorlardı. Binalar da dip dibe, olabildiğince çok daire alacak şekilde planlanıyordu.

 

Artık bunlar böyle olamayacak. Olmamalı..

 

Koronavirüs yeni bir yaşam şekli uygulatacak bizlere.. Evden çalışma, esnek mesai saati, internetten alışveriş, evden eğitim hatta evden sağlık hizmeti yaşamın normalleri olacak.

 

Artık kentler yatık ve yaygın planlanacak.. Yüksek binalar yapılmayacak. Bahçeli müstakil evler tercih edilecek. Kalabalık merkezler yerine çevreye yayılan yerleşimler olacak. Toplu ulaşımın da gelişmesiyle her yere ulaşılabilecek. Ama yine de insanlar özel araba tercih edecekler. Araba kiralamalar uzun süreli olacak. Başkasının kullandığı araç istenmeyecek çünkü.

 

Binaların mimarisi değişmek zorunda kalacak. Apartmanlar bahçeli nizam 4-5 katı geçmeyecek. Binanın içinde yer alan merdiven ve asansör tercih edilmeyecek. Merdivenler ve asansörler binanın dışında, her sahanlıktan bir daireye girecek şekilde açık olacak. Son yıllarda moda olan mutfaksız, otel odası benzeri daireler olmayacak. Aksine daireler mümkün olduğu kadar rahat tasarlanacak. Zira yaşam evde sürecek artık.

 

Sinema, tiyatro, spor salonu, stadyum vs seyir mekânlarında koltuklar seyreltilecek. Araba içinden film izlenecek sinemalar oluşturulacak.

 

Çarşı anlayışı değişecek. Dükkânlar müşterilerini sırayla içeri alacaklar. Mekânlar kalabalık olmayacak. Yeme-İçmeciler masaları mesafeli koyacaklar. Dolayısıyla az masa olabilecek. Mutfakları daha büyük olacak. Hijyen çok önem kazanacak.. AVM’ler değişecek.. Dışı kapalı içe dönük binalardı. Artık dışa açık olacaklar.

 

Kalabalık ofisler olmayacak artık. Çalışanların çoğu evinden çalışacak. Randevulu bir yaşam bekliyor hepimizi. Bankaya, berbere, kuaföre, kamu kurumuna, özel kuruma hatta markete, bakkala önceden randevu alınıp gidilecek. Bankalar sokak arasındaki küçük dükkânlarda olursa şaşırmayalım.

 

Herkes aklına eseni, estiğinde yapıyordu. Artık öyle olmayacak.

 

İnsanlar evlerine sadece yatmaya gider olmuşlardı.. Bir şarkıcı yılbaşı gecesini evinde geçirenlerle PTT diyerek alay etmişti. Yani ‘Pijama-Terlik giyip evde Televizyon izleyecekler’ demek istemişti. Bugün ‘Evde Kal, Hayat Eve Sığar’ deniyor.

 

Her insan diğeriyle ‘Fiziki mesafeyi’ koruyacak.. ‘Sosyal mesafeyi’ değil. ‘Sosyal mesafe’ tanımı tehlikeli çünkü.. Bireyin toplumdan izole edilmesi vurgulanmış oluyor. Kamudan, kamusal alandan izole olma anlayışı asla içselleştirilmemelidir.

 

Koronavirüs’ün aşısı, ilacı bulununcaya kadar yeni yaşam yeni normalleriyle sürecektir. En az 1-2 yıl.. Mutasyonlar olursa daha da fazla.. Hafife alınmamalı.. Korona’nın şakası ve blöfü yok. Onu yenmenin tek yolu gerekli kurallara uymaktır.

 

ARİF ATILGAN arifatilganKENT ve İNSAN MAYIS 2020