2007 İSTANBUL KENT SEMPOZYUMU BİLDİRİSİ

Kent Konseylerini iyi anlayabilmek için önce Sağlıklı Kentler Birliği ve Yerel Gündem 21 in ne olduğunu öğrenmek gereklidir.

Sağlıklı Kentler Birliğine ilk adım 1945 yılında Birleşmiş Milletler’in San Francisco da yaptığı toplantıda Uluslararası Sağlık Örgütü kurulmasına karar vermesiyle atılmıştır.22/Temmuz/1946 tarihinde ise New York da düzenlenen Uluslararası Sağlık Konferansında, Dünya Sağlık Örgütü Anayasası oluşturulmuştur. 7/Nisan/1948 tarihinde bu anayasanın onaylanması sebebiyle 7 Nisan Dünya Sağlık Günü olarak kutlanmaktadır. Bu oluşumun ardından üye ülkelerde bölge ofisleri kurulmuş ve bunlar Dünya Sağlık Örgütü ile Ulusal Hükümetlerin ilişkisini sağlamışlardır. Daha sonra Dünyada “Sağlıklı Kentler” hareketi başlamış, Ülkemizde ise bu konu 20/2/2004 tarihinde Sağlık Bakanlığının bazı belediyelerle Sağlıklı Kentler Birliği kurulması için toplantı yapması ve 21/12/2004 tarihinde ki Resmi Gazete de yayınlanan Sağlıklı Kentler Birliği Kuruluşu Tüzüğünün İçişleri Bakanlığı tarafından onaylanmasıyla gündemimize girmiştir. Sağlıklı Kentler Birliği’nin amacı “Yaşanabilir, Sağlıklı Kentler için sağlık ve sağlığı ilgilendiren tüm kentsel ve çevresel konularda eşitsizlikleri azaltmak ve kent yoksulluğu ile mücadele etmek” olarak tanımlanmıştır.

Yerel Gündem 21 ise,1992 yılında Rio De Jeneraio da yapılan, Birleşmiş Milletler’in Çevre ve Kalkınma Konferansındaki “Yeryüzü Zirvesi” toplantısında, kentler için “21. Yüzyılın Yerel Gündemi” nin oluşturulmasıyla kendisini belli etmiştir. Yerel Gündem 21, kalkınma ve çevre arasında denge kurulmasını hedefleyen “sürdürülebilir gelişme” kavramının yaşama geçirilmesine yönelik küresel bir eylem planıdır. Bu eylem planı “sürdürülebilir gelişme” için halkın karar süreçlerine katılımını öngörmektedir.STK ları ortaklar olarak tanımlayan Yerel Gündem 21 kavramı, yerel yönetimleri halka en yakın yönetim kademesi olarak önemsemektedir.

Yani Sağlıklı Kentler Birliği sağlıklı çevrede yaşamayı amaç edinirken, Yerel Gündem 21 bu çevrede halkın katılımıyla sürdürülebilir gelişmenin sağlandığı bir yaşamın gerekli olduğunu ifade etmektedir.

Ülkemizde ise, bu amaçları sağlayabilmek için belediyelerde Kent Konseyleri kurulması öngörülmüştür. 3/7/2005 tarihinde yayınlanan Belediyeler Kanununun 76. maddesi Kent Konseylerinin zorunluluğunu ortaya koymuş, 8/10/2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Kent Konseyleri Yönetmeliği ise konuyu tarif etmiştir.

Bu Yönetmelik yayınlanmadan önce bazı belediyelerde kent konseyleri kurulmuş ve belediyelerinin oluşturdukları yönergelerle faaliyet göstermişlerdir. Bunların çoğunluğu Sağlıklı Kentler Birliği amaçlarını esas alarak çalışmışlardır. Ancak 8/10/2006 tarihinde yayınlanan Kent Konseyi Yönetmeliği Yerel Gündem 21’i esas aldığından, artık tüm Kent Konseylerinin Yerel Gündem 21’e göre şekillenecekleri belli olmuştur. Yani bundan sonra yerel yönetimler katılımcılığı geliştirmek zorundadırlar.

Bu anlamda konuya bakarsak yönetmeliğin çok yetersiz olduğu görülecektir. Öncelikle Kent Konseylerinin bütçelerinin olmadığı, dolayısıyla bağlı oldukları belediyelere bağımlı kaldıkları açıkça görülecektir.

Bu yönetmelikte,

*Konseylerin çalışma şekli, kararlarını bağlı oldukları belediyelere bildirmek olarak belirlenmiştir. Belediyeler o kararları meclislerinde görüşüp olumlu ya da olumsuz karar verme yetkisindedirler. Yani Kent Konseyleri özerk olamamakta, bağlı oldukları belediyeye uyumlu kararlar almak durumundadırlar.

*Kent Konseylerinde Çalışma Gurupları ve Meclisleri önerilmektedir ki tamamen gönüllü insanlarla bu konuların kotarılması çok zordur. Zira bu işleri yürütebilmek için Kent Konseyinin binası, odası, elemanı yoktur.

*Genel Kurulun yılda iki kez toplanmasının öngörülmesi ise bu toplantıların göstermelik toplantılar olacağının baştan kabul edildiğini hissettirmektedir.

*5 kişilik Yürütme Kurulunun Genel Kurul tarafından seçileceğini ancak gerek Genel Kurulun gerekse Yürütme Kurulunun Başkanlığını Belediye Meclisi 1. Başkan Vekilinin, Onun bulunmaması halinde 2. Başkan Vekilinin yapacağı belirtilmektedir. Bu durum Kent Konseyinin idaresinin tamamen belediyede olduğunu açıkça belli etmektedir.

*Sekretarya Hizmetlerini tarif eden maddede ise, sekretarya görevinin ilgili belediye tarafından önerilecek ve yürütme kurulu tarafından kabul edilecek görevliler tarafından yerine getirileceği ancak sekretaryanın yürütme kurulu başkanına karşı sorumlu olduğu, belirtilmektedir ki bu kişi belediye meclisi başkan vekilidir. Bu durumda yürütme kurulu, belediyenin elemanları olan başkan ve sekretaryanın emrindeki gönüllüler olmaktadır.

*Yedek yürütme kurulu üyesi tarif edilmemiş, yürütme kurulu üyeliklerinin nasıl düşeceğinden hiç bahsedilmemiştir. Genel Kurulun, Çalışma Yönergesi hazırlayarak bu konuları belirlemesi önerilmektedir ki bu durum Yönetmeliği hazırlayanların konuya verdikleri “önemi” belli etmektedir. Buradan çıkan sonuç yürütme kurullarının göstermelik olduklarıdır.

*Kent Konseyi’nin oluşumunda “…konuyla ilgili dernek ve vakıf temsilcileri” denmektedir ki bunların da tarif edilmesi gerekmektedir.

Bütün bunlardan anlaşıldığı gibi bu yönetmeliğe göre Kent Konseyinin gerçek sahibi ilgili belediyesi olmakta, Konsey adeta belediyeye bağlı bir STK durumuna sokulmaktadır. Bu durum ise Yerel Gündem 21’deki esas amaç olan katılımcılığı sağlamamaktadır. Aksine katılımcılık kavramı hafife alınarak varmış gibi gösterilmektedir.

Bu yönetmelikte, ilgili belediyenin idare ve hâkimiyetinde çalışan ama sanki halkı katıyormuş gibi görüntü veren bir kurum tarif edilmektedir. Zira Kent Konseyi bağlı olduğu belediyenin arzu etmediği hiçbir etkinliği yapamamaktadır.

Sonuç olarak, Kent Konseylerinin kurulması, katılımcı demokrasiyi sağlamak ve geliştirmek için olumlu bir adımdır. Ancak kesinlikle bu yönetmelik gerçek katılımcılığı sağlayacak şekilde yeniden hazırlanmalıdır.

ÜLKE GENELİNDE KENT KONSEYLERİ

Türkiye’deki Kent Konseylerinin tam olarak sayılarını çıkaramıyoruz. Zira, önceden kurulmuş olanlar, yeni kurulanlar,kurulup ta çalışamayanlar olmak üzere bugün için karmaşık bir durum vardır.Ancak belediye sayısı kadar kent konseyi olacağı kesindir.Yani Türkiye de 3228 belediye olduğuna göre 8 Ekim 2007 tarihine kadar 3228 kent konseyi oluşmuş olacaktır.Çünkü 8 ekim 2006 da yayınlanan Kent Konseyi Yönetmeliği bir yıl içersinde her belediyenin kendi kent konseyini oluşturmasını önermektedir.

Günümüzde faaliyet göstermekte olan kent konseylerine bakacak olursak, bazılarının oldukça kapsamlı şartlarda, bazılarının ise daha kısıtlı şartlarda çalıştıklarını görebiliriz.

Örneğin: Bazı kent konseyleri adeta bir belediye gibi binası, elemanları, gerekli teçhizatı ile göze batmaktadır.

Bazıları ise, belediyelerin bez afişlere yazdıkları ilanlarla veya kendi istedikleri kişi veya kurumlara davet ile edindikleri üyelerle oluşturdukları konseyler olarak dikkat çekmektedir.

Ancak her iki oluşumda da sıkıntıların olduğu açık bir şekilde tespit edilebilmektedir. Bu tip kent konseylerinin, belediyelerinin para harcamak istemedikleri çalışmalar veya projeler için, çeşitli fonlardan yardım bulmak açısından kullanıldığı görülebilmektedir. Veya ilgili belediyelerine destek sağlanması konusunda işlev gördükleri anlaşılabilmektedir.

Bunu anlamak için bazı kent konseylerinin çalışmalarına baktığımızda bu çalışmaların proje bedellerinin de yazılı olduğu görülebilmektedir.

Hâlbuki kent konseyleri esas olarak yerel yönetimlerde katılımcı demokrasiyi sağlamak için düşünülmüştür. Katılımcı demokrasi denince sadece belediyelerin amaçları doğrultusunda çalışmak anlaşılmamalıdır. Katılımcı demokrasi tanımının en önemli göstergesi muhalefet kanadını oluşturabilmektir. Yani kent konseyi halkın meclisi sayılabileceğinden, halkın istekleri doğrultusunda kararlar alarak ,bunları belediyesine iletebilmelidir.Bu arada belediyesine destek de olmuş olabilir.Ancak esas olarak eleştirel anlamda katkı koymak ağırlıklı görevi olmalıdır.

Kent konseyleri bu anlamda belediyelere olumlu veya olumsuz muhalefet yapan oluşumlar olursa amaca ulaşılmış olunur. Aksi takdirde belediyelerin kendileri için kurdukları, onların isteğinin dışına çıkamayan, bir nevi belediye STK sı olmaktan öteye gidemezler.

ÖRNEK:

KADIKÖY KENT KONSEYİ

Kadıköy Belediyesi ilk olarak 2004 yılında Dünya Sağlık Örgütü Sağlıklı Kentler Birliği Projesi kapsamında Kent Konseyi oluşturulmasını kararlaştırmıştır. Bu Kent Konseyi Dünya Sağlık Örgütü Sağlıklı Kentler Birliği temel ilkeleri ve felsefesi doğrultusunda çalışmayı amaç edinmiştir. Bu amaca yönelik hazırladıkları Kadıköy Kent Konseyi İşleyiş Yönergesi

ile de çalışmalarının nasıl yürütüleceğini tarif etmişlerdir.

Bu yönergeye göre Kent Konseyinin Başkanı Belediye Başkanı, Genel Sekreteri ise Kadıköy Belediyesi APK Müdürüdür. Konsey üyeleri arasından 3 Başkan Yardımcısı ve 2 Genel Sekreter Yardımcısı seçilmektedir. Görüldüğü gibi burada erk tamamen belediye yetkililerindedir.

Bu safhadaki kent konseyi başlangıç aşamasını yerine getirmek adına anlam kazanmaktadır.

2006 yılında Kadıköy Belediyesi yeniden kent konseyi kurulmasını kararlaştırmış ve 14/6/2006 günü ilgili STK lar ve kurumlardan temsilciler davet edilerek yeni kent konseyi ilk toplantısını yapmıştır. Bu toplantıdan kısa bir süre sonra 28/6/2006 tarihinde yapılan ikinci toplantıda 5 kişilik yürütme kurulu seçilmiştir. Bu yürütme kurulu aralarında Yürütme Kurulu Başkanını seçerek ilk önce Belediye Başkanını ziyaret etmiş ve gerek Kadıköy Kent Konseyi, gerekse Kadıköy ile ilgili düşüncelerini kendilerine iletmişlerdir.

Kadıköy Belediye Başkanı bu düşünceleri paylaştığını ifade ettikten sonra kendilerine “Kadıköy Kent Konseyinin özerk ve özgür olmasını arzu ettiğini, bu bakımdan gerektiğinde kendilerine muhalefet yapmaları gerektiğini, bunun için de kendisini kent konseyinin dışında tutmak istediğini ” açıkça söylemiştir.

Bu durumda Kadıköy Belediye Başkanını takdir etmek gerekmektedir. Katılımcı demokrasi açısından önemli olan bu görüntü bilindiği kadarıyla sadece Kadıköy Kent Konseyinde bulunmaktadır.

Bu görüşme esnasında Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyeleri kendilerine bir oda ve eleman tahsis edilmesini, Belediye Başkanının meşguliyeti sebebiyle onu temsil eden, iletişim kuracakları bir başkan yardımcısının kendilerine bildirilmesini talep etmişlerdir.

İstekleri karşılanan yürütme kurulu her hafta kendileri, her ay da genel kurulun toplanacağı şekilde toplantılarını programlamışlardır.

Kadıköy Kent Konseyi Genel Kurulu aşağıdaki katılımcılardan oluşmaktadır:

Kadıköy Belediye Başkanı

Kadıköy Belediye Başkan Yardımcıları

Kadıköy Belediye Başkanlığı birimlerinde görevli 6 Müdür

Kadıköy Belediye Meclisinden 14 üye

İl Genel Meclisinden 12 Üye

Çeşitli Odalardan 19 Temsilci

Kadıköy İlçe Sağlık Grup Başkanı

Kadıköy Milli Eğitim Şube Müdürü

Kadıköy Nüfus Müdürü

İl Sosyal Hiz. Müd. Temsilcisi

Kadıköy Müftüsü

Kadıköy Merkez Halk Eğitim Müdürü

Kadıköy ilçesinin 28 Mahalle Muhtarı

Üniversitelerde görevli 3 Rektör

Çeşitli Derneklerden 7 Temsilci

Kadıköy İlçesi Gönüllülerinden 17 Temsilci

KASDAV Temsilcisi

Kadıköy Müzik Gönüllüleri Temsilcisi

Kadıköy Moda Deprem Komitesi Temsilcisi

Sendika Temsilcisi

Kadıköy Çevre Platformu Temsilcisi

Barolar Birliği Temsilcisi

Yürütme Kurulu ayrıca, gerek genel kurul gündemlerinin oluşturulması, gerekse Kent Konseyine gelen konular hakkında bilgilenebilmek için çalışma gurupları oluşturmuştur. Ancak bu çalışma gurupları diğer kent konseylerindeki gibi çok sayıda değil, çeşitli konuları bünyesinde toplayabilecek şekilde az sayıda oluşturulmuştur. Bunun diğer sebebi de çok sayıda çalışma gurubu olduğunda bunların çoğunun işlevsiz kalacağı düşüncesidir.

Ağırlıklı olarak ilgili STK ve kurumlardan katılımcılarla oluşturulan Çalışma Gurupları şunlardır:

1-İmar Çalışma Gurubu

2-Kültür – Sanat ve Sosyal Çalışma Gurubu

3-Sağlık ve Çevre Çalışma Gurubu

4-Yerel Çalışma Gurubu

5-Basın Yayın Çalışma Gurubu

Kadıköy Kent Konseyi Çalışma Gurupları diğerlerinden daha değişik bir işlevi de yerine getirmişlerdir. Bu anlamda gereken konularda rapor hazırlamanın yanında Yürütme Kuruluna gelen konuları inceleyerek Genel Kurula gündem olup olmamasına da karar verebilmişler, yani bir nevi uzmanlık komiteleri gibi çalışmışlardır. Ayrıca belediye Meclisine iletilecek bazı kararlar ilgili çalışma gurubunun raporu ile birlikte gönderilmiştir.

Bu arada en önemlisi, Kadıköy Kent Konseyi Kadıköy Belediyesine İlçe ile ilgili konularda muhalefet yapabilmiştir. Bunu en iyi şekilde yaptığı ise zaman zaman Belediye Yetkililerinin kendilerine tavır almalarından anlaşılabilmektedir.

8/Ekim/2006 tarihinde Kent Konseyi Yönetmeliği Resmi Gazetede yayınlandıktan sonra, Kadıköy Kent Konseyi, Yönetmeliğin geçici ikinci maddesine göre bir yıl daha Kent Konseyinin aynı yapısı ile devam etmesine karar vermiştir. Ancak yeni yönetmelikte Kent Konseyi Başkanının Belediye Meclis Başkanı olduğu ifadesi sıkıntı yaratmıştır. Zira Belediye Meclis Başkanından Belediye Başkanının daha önce gösterdiği davranış tespit edilememiştir.

Özellikle 2007 yılında ise Belediyenin Kent Konseyine davranışlarında değişiklik görülmeye başlanmıştır.Örneğin: Lojistik destekler kesilmiştir..

Bu gibi durumlar Kadıköy Kent Konseyinin şevkini kırmış, bu durum ise hemen katılıma yansımıştır. İlk toplantılarda 10-15 kişi iken daha sonra Belediye Meclis salonuna sığmaz hale gelen Genel Kurullar son toplantılarda yine 10-15 kişiye düşmüştür.

Kadıköy Kent Konseyi 26 Eylül 2007 tarihindeki genel kurulunda seçim yapacak ve görevini yeni yönetime devredecektir.

Bu bir yıllık dönemde yaşanılan tüm sıkıntılara rağmen, Kadıköy Belediyesini kutlamak gereklidir. Zira, daha sonra memnun olmadıklarını belli etseler bile, kendilerine muhalefet yapabilen gerçek bir Kent Konseyinin yaratılmasına sebep olmuşlardır.

Özgür olmayı yaşamış ve bunun tadını almış Kadıköy Kent Konseyini artık hiçbir güç bağımlı kılamaz.

Kadıköy Kent Konseyinin Genel Kurulları ve Alınan Kararlar:

Tarih: 31.08.2006

Kadıköy Belediye Başkanlığına

Kadıköy Kent Konseyi 26.07.2006 tarihinde gerçekleştirdiği gündemli ilk toplantısında aşağıdaki iki konuyu görüşmüş ve karara bağlamıştır.

  1. Kadıköy Kent Konseyi Logosu: Kadıköy Belediyesi ile birlikte internet ortamında yarışma açılarak elde edilmesi,
  2. Yeldeğirmeni Mahallesi Ayrılık Çeşmesi Sokağı: Bu sokağın Marmaray projesi kapsamında kamulaştırılmasına karşı yapılabilecekler tartışılmış, bilgilendirilmeler dinlenmiş, sokağın tarihi değeri nedeniyle korunması için çalışma yapılmasına karar verilmiştir.

Ayrıca 02 Ağustos Çarşamba günü Kadıköy Kent Konseyi üyeleri bu sokağa bir inceleme gezisi yapmıştır.

Bu konuda Kadıköy Belediyesinin; ilgili ilçe belediyesi olarak İstanbul 5 no’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna; Ayrılık Çeşmesi Sokağı ile birlikte, Ayrılıkçeşmesi Mezarlığı ve Ayrılık Çeşmesinin bir bütün olarak, Rasimpaşa SİT alanı içine alınması için başvuru yapılması gerekmektedir.

Kadıköy Kent Konseyinin aldığı bu iki kararın hayata geçirilmesi için Kadıköy Belediye Başkanlığının gerekli ilgiyi göstereceğine olan inancımızla durumu bilgilerinize sunarız.

Saygılarımızla

Kadıköy Kent Konseyi

Başkan Y.

Arif ATILGAN

KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞINA

    Kadıköy Kent Konseyi 27/09/2006 Çarşamba günü saat: 14.30’da toplanmıştır.

    Bu toplantıda;

  1. Kurumlara yazı yazılan üyelerin ad- adres- mail- faks – tel bilgileri istenecek.
  2. Büyük Klüp Önü için Belediyeye yazı ile başvurup “yıkım kararı istenecek.
  3. Ekolojik ürünler konusu gelecek toplantının gündemine alındı.
  4. Önümüzdeki toplantıda çalışma gruplarının tekrar yapılandırılması konusunun tartışılması.
  5. Çalışmalar ayda 1 mi olması daha doğru? Tartışılacak.

    karar verilmiştir.

    Bilgilerinize sunarım.

                                    Kadıköy Kent Konseyi

                                    Yürütme Kurulu Adına

                                     Arif ATILGAN

Tarih: 07.11.2006

Kadıköy Belediye Başkanlığı’na

Kadıköy Kent Konseyi 18.10.2006 tarihinde yaptığı gündemli toplantıda 4 ana maddeyi görüşmüş ve aşağıdaki kararları almıştır.

  1. Kent Konseyi Yönetmeliği 08.10.2006 tarih ve 26313 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kent Konseyi Yönetmeliği yeterli bulunmamış ve bu yönetmeliğin Geçici Madde 2 sine dayanarak 1 yıl daha Kadıköy Kent Konseyi İşleyiş Yönergesine göre çalışmaya göre çalışmaya devam edilmesine,
  1. Semt Pazarları: İlçemizde sorun olan Pazar yerlerinin kurulduğu sokaklara zarar vermeyecek şekilde mobil olması kararlaştırıldı. Yani tahta, tente, ip olmayacak, pazarcılar kendilerine yan tarafı açılabilecek satış yapabilecekleri minübüs vs. şeklinde araçlar edinecek. Belediye tuvalet vs. ihtiyacını karşılayacaktır. Bu konunun detaylı Belediye ve pazarcılar ile görüşülerek sonuçlandırılmasına,
  1. Büyük Kulüp önündeki beton güneşlenme terası: Bu konuda Kadıköy Belediyesinin yıkım için ihale açtığı bilgilendirilmesi yapıldı. Bu yıkım için Belediyeye sonuna kadar destek verilmesine,
  1. Ekolojik Tarım Ürünleri Pazarı: Ayrılık Çeşmesi Sokağında içi evsiz parsellerin birinde haftada bir böyle bir Pazar kurulmasına,

karar verilmiştir.

Durumu bilgilerinize sunar, gereği için yardımlarınızı bekleriz.

Kadıköy Kent Konseyi

Başkan Y.

Arif ATILGAN

29.11.2006 Tarihli Kadıköy Kent Konseyi Genel Kurul Toplantısı

Gündem Maddeleri:

  1. Kent Müzesi
  2. Mühürdar Sahilinde Otel Projesi
  3. Konsey Stratejik Planı
  4. Konsey Çalışma Grupları

Kararlar:

  1. Tarihi Şehremaneti Binası’nın Kent Müzesi olarak değerlendirilmesi kararı alınarak Kadıköy Belediyesi’ne yazılı olarak iletilmesine karar verildi. Ayrıca İlçede yer alan, özellikli tarihi yapılara ve anıt niteliğindeki ağaçlara “bina kimlik plaketi” hazırlanmasının Kadıköy Kent Kimliğini ve belleğini geliştirmeye katkıda bulunacağı kararı alındı.
  2. Sahilde yapılması düşünülen söz konusu Otel Projesi ile ilgili olarak, bölge kat nizamına uygun nazım plan değişikliği yapılması gerektiğine karar verildi.
  3. Kadıköy Kent Konseyinin misyonunu, vizyonunu, politika ve hedeflerini belirlemek üzere stratejik plan çalışmasının yapılmasına karar verildi.
  4. Konsey yapılanması çerçevesinde daha önce oluşturulmuş olan çalışma komisyonlarının tekrar gözden geçirilerek değerlendirilmesine karar verildi.

KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞINA

    Kadıköy Kent Konseyi 27.12.2006 Çarşamba günü saat:14.30’da toplanmıştır.

    Bu toplantıda Stratejik Planlama ile ilgili Kadıköy Belediye Başkanlığınca sunum yapıldı.

Bilgilerinize sunarım.

                                Kadıköy Kent Konseyi

                             Yürütme Kurulu Adına

                                 Arif ATILGAN

30/01/2007

KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞINA

    Kadıköy Kent Konseyi 30/01/2007 Çarşamba günü saat: 14.30’da toplanmıştır.

    Bu toplantıda;

  1. Ayrılık Çeşmesi Sokağı ile ilgili İlçe Belediyemize tekrar yazı yazılacak. Büyükşehir Belediyesine duyum yapılacak.
  2. Eylem planı olarak Basın Toplantısı yapılması. Bu konuda Yürütme Kurulu karar alıp üyelere (yer ve zaman) duyuracak.

    kararı verilmiştir.

    Bilgilerinize sunarım.

                                    Kadıköy Kent Konseyi

                                    Yürütme Kurulu Adına

                                     Arif ATILGAN

01.03.2007

KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞINA

    Kadıköy Kent Konseyi 28.02.2007 Çarşamba günü saat:14.30’da toplanmıştır.

    Bu toplantıda;

  1. Marmaray Projesi doğrultusunda kamulaştırılarak yıkılan Ayrılık Çeşmesi’ndeki evlerden ileride kurulması düşünülen kent müzesinde saklanmak, teşhir edilmek üzere numuneler alınarak Belediye Başkanlığına teslim edilmesine,
  2. Kadıköy İlçesi’ndeki eski eserlerle ilgili envanter çalışması yapılmasına, bu çalışmayı yapmak üzere komisyon kurulmasına,
  3. Gündemin 2. Maddesinde görüşülen Kadıköy Kültür – Sanat Ve Sosyal Çalışma Grubunun programının kabulüne,
  4. Deprem ve alınması gereken önlemler başlıklı gündemin 4. Maddesinin gündemde kalarak mart ayı toplantısında görüşülmesine,
  5. Gündemin 5. Maddesinde bulunan organik tarım pazarı ile ilgili konunun gündemde kalarak mart ayı toplantısında görüşülmesine,
  6. 17 Mart 2007 tarihine Kadıköy İskele Meydanında yapılacak olan Savaş Karşıtı Mitingi desteklemesine,

    karar verilmiştir.

    Bilgilerinize sunarım.

                                    Kadıköy Kent Konseyi

                                    Yürütme Kurulu Adına

                                     Arif ATILGAN

05.04.2007

KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞINA

    Kadıköy Kent Konseyi 28.03.2007 Çarşamba günü saat:14.30’da toplanmıştır.

    Bu toplantıda;

  1. Kadıköy Kent Konseyi, Kadıköy Belediyesi’nin deprem konusundaki çalışmalarına destek verilmesine ve bu konuyla ilgili olarak İmar Çalışma Gurubu içerisinde bir Afet Komisyonu kurulmasına,
  2. Kadıköy ilçesi sınırları içerisinde yerel üretim-yerel pazar, prensibiyle çalışan bir Organik Tarım Pazarı kurulmasının yararlı olacağına, ancak konuyla ilgili tercihlerin Kadıköy Belediyesi tarafından yapılmasına,
  3. 28 Nisan 2007 tarihinde saat:13.00’da Kadıköy İskele Meydanında yapılacak olan “Küresel Isınma” konulu mitinge destek verilmesine, ayrıca Sağlık ve Çevre Çalışma Gurubunun “Küresel Isınma” konulu bir konferans organize etmesine,

karar verilmiştir.

Bilgilerinize sunarım.

                                Kadıköy Kent Konseyi

                             Yürütme Kurulu Adına

                                 Arif ATILGAN

01.05.2007

KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞINA

    Kadıköy Kent Konseyi 25.04.2007 Çarşamba günü saat:14.30’da toplanmıştır.

    Bu toplantıda;

  1. İmar Çalışma Gurubumuzda kurulmuş olan Afet Çalışma Alt Komisyonu’nun düzenlediği afetle ilgili 05.04.2007 tarih ve 2007/1 sayılı raporun kabulüne,
  2. Sağlık ve Çevre Çalışma Gurubumuzun, küresel ısınmaya karşı birey ve kurumların bilinçlendirilmesi kampanyası teklifinin kabulüne ve konuyla ilgili 19.04.2007 gün ve 2007/1 sayılı raporunun Kadıköy Belediyesine iletilmesine,
  3. Kültür- Sanat ve Sosyal Çalışma Gurubumuzun, 2010 Kültür Başkenti İstanbul Projesi kapsamında Kadıköy’de tarihi ve doğal çevrenin mutlak korunması çalışmaları teklifinin desteklenmesine ve konuyla ilgili 19.04.2007 gün ve 2007/1 sayılı raporunun Kadıköy Belediyesine iletilmesine,

karar verilmiştir.

Bilgilerinize sunarım.

                                Kadıköy Kent Konseyi

                             Yürütme Kurulu Adına

                                 Arif ATILGAN

EKLER:

1: İmar Çalışma Gr. Rap.

2: Sağlık ve Çevre Gr. Rap.

3: Kültür-Sanat ve Sos. Çalışma Gr. R.

31.05.2007

KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞINA

    Kadıköy Kent Konseyi 30.05.2007 Çarşamba günü saat:14.30’da toplanmıştır.

    Bu toplantıda;

  1. Salı Pazarı olarak bilinen Kadıköy Kuşdili Çayırının İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından, kendi mülkü olmamasına rağmen ihaleye açılmasının yasal olmadığına, bu sebepten Kadıköy Kent Konseyi olarak bu ihaleye dava açılmasına,
  2. Salı Pazarı, Meteoroloji alanı, Büyük Kulüp Sahili, Ayrılık Çeşmesi gibi konuların tamamı için kapsamlı bir eylem yapılmasına,
  3. Önümüzdeki Haziran ayı toplantısının, Kadıköy Kent Konseyi’nin tartışılacağı tek gündem maddeli olmasına, Temmuz ve Ağustos aylarının tatil kabul edilmesine, Ağustosta gerekirse toplantı yapılmasına, Eylül ayı toplantısında ise seçim yapılmasına,

karar verilmiştir.

Bilgilerinize sunarım.

                                Kadıköy Kent Konseyi

                             Yürütme Kurulu Adına

                                 Arif ATILGAN

03/07/2007

KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞINA

    Kadıköy Kent Konseyi 28.06.2007 Perşembe günü saat:14.30’da toplanmıştır.

    Bu toplantıda;

Kadıköy Kent Konseyinin genel değerlendirmesi yapılarak konu geniş bir şekilde tartışılmıştır.

Bilgilerinize sunarım.

                                Kadıköy Kent Konseyi

                             Yürütme Kurulu Adına

                                 Arif ATILGAN

Kadıköy Kent Konseyinin Kayda Geçmiş Çalışma Gurubu Raporları:

KADIKÖY KENT KONSEYİ

SAĞLIK VE ÇEVRE ÇALIŞMA GURUBU RAPORU

RAPOR TARİHİ : 19/04/2007                         RAPOR NO : 2007/1

KENT KONSEYİ YÜRÜTME KURULU’NA

Türkiye küresel ısınmadan göreceği zararın büyüklüğünü; meselenin sadece kutup ayılarının kış uykusu sorunu olmadığını, topraklarımızın çölleşmeye başladığını, su kaynaklarımızın azalması, kirlenmesi nedeniyle giderek “kendi kendini besleyen bir ülke” olmaktan uzaklaştığımızı kamuoyu az çok fark etmeye başladı. Şu anda bile büyük kentlerimizde su sıkıntısının başladığının farkındayız. Bildiğiniz gibi küresel ısınma sera gazlarının kontrolsüz bir biçimde doğaya salınmasından ve bunun artışından kaynaklanıyor.

Bu açıdan bakacak olursak Türkiye, Dünya’nın en kalabalık 17. ve bunun yanında ekonomik büyüklük bakımından 19. ülkesidir. Küresel ısınmadan sorumlu 40 ülke arasında ise 13. sıradadır. Bu rakamlara bakarak biz masumuz deyip sorumluluğu gelişmiş ülkelere atamayız. En kısa zamanda çevre ve enerji politikamızı sorgulayıp çözümler üretmemiz gerekmektedir.

Kadıköy Kent Konseyi’nin Çevre ve Sağlık Komisyonu olarak, konuyla ilgili dernekler, vakıflar, odalar ve üniversitelerle birlikte küresel ısınmaya karşı bireylerin ve kurumların bilgilenmesini hedefleyen; ne gibi önlemler alınabileceğini anlatan bir eğitim kampanyası hazırlamayı planlıyoruz.

Görsel ve yazılı yayınlarla desteklenecek olan bu kampanyada öncelikle eğitim kurumlarına, öğretmenlere, öğrencilere ve velilere ulaşılması hedeflenmektedir. Bu kampanyanın sonucunda kamuoyunun; küresel ısınmayı, çevre sorunlarını, üretim ve enerji politikalarını, ülkenin ve dünyanın geleceğini, daha sağlıklı bir biçimde tartışacağına inanıyoruz.

7 Haziran Dünya Çevre Günü’nde Kadıköy Belediyesi’nin düzenleyeceği etkinliğe aktif olarak katılacağız.

Kadıköy Kent Konseyi’nin yukarıda belirttiğimiz projelere destek kararı alacağını umuyoruz.

28 Nisan saat :13:00’teki Küresel Eylem Grubu’nun yapacağı mitinge ve 28-29 Nisan’da Kadıköy Belediyesi’nin Özgürlük Parkı’nda KASDAV’la birlikte düzenlediği Sağlık Şenliği’ne destek vermenizi bekliyoruz.

Saygılarımızla

Sağlık ve Çevre Çalışma Gurubu

KADIKÖY KENT KONSEYİ

KÜLTÜR-SANAT VE SOSYAL ÇALIŞMA GURUBU RAPORU

RAPOR TARİHİ: 19.04.2007                     RAPOR NO : 2007/1

KENT KONSEYİ YÜRÜTME KURULU’NA

12 Nisan Perşembe günü Kültür Sanat Komisyonu’nun organize ettiği 2010 Kültür Başkenti İstanbul toplantısı yapıldı. Katılımcı olarak ağırlıklı olarak komite üyeleri vardı.

2010 girişim grubundan mali işler proje sorumlusu, başkan yardımcısı, idari işler koordinatörü, proje kabul komisyonundan İBB başkan danışmanı olmak üzere 4kişilik bir ekip katıldı. 2010 ile ilgili yapılan sunumda İstanbul’un neden ve nasıl seçildiği, çalışmaların nasıl yürütüleceği gibir konularda bilgi verildi. Temel olarak anlatılan konular www.ist. 2010.org adresinde mevcut. Karşılıklı soru-cevap bölümünde ise; şu anda geçmişten gelen 96 proje olduğunu, daha sonra 300’e yakın yeni proje geldiğini ve 2010 yılına kadar da yeni proje almaya devam edeceklerini belirttiler. Bütçeyle ilgili sorulara ise ellerinde net rakamlar olmadığı şeklinde cevap verdiler. Alınan duyumlara göre yaklaşık olarak 150 milyon euronun AB fonlarından geleceği bilinmektedir. Anadolu Yakası için var olan projelerin içinde bir tek Gazhane projesinin var olduğunu, onun dışındaki projeler için Avrupa Yakası’ ndaki sur içi belediyelerinin ağırlıkta olduğunu belirttik.

Kadıköy Yakası’nda ise proje yapmayı düşündüğümüz tüm kamu alanlarının, yeşil alanların, okul binalarının ve kamu binalarının konut ve ticaret amacıyla satışa çıktığını ya da çıkarılmasının planlandığını gözlemlemekteyiz. Bu şartlar altında bizim projelerimizin nasıl hayata geçirileceklerini bilemediğimizi aktardık. Ayrıca şu anda tüm İstanbul’da tartışma yaratan kentsel dönüşüm projelerinin altında 2010 Kültür Başkenti İstanbul projelerine gönderme yapıldığı, hatta 2010 için meclise gönderilen yasaya Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkılmasının son anda eklendiğini belirttik. Kültür-Sanat komisyonu olarak proje yapmayı düşündüğümüz alanların; merkezde Haydarpaşa yanındaki Et-Balık Kurumu binası ve çevresi, Yel değirmeni mahallesinin, bölgede seçilecek uygun binaların kültürel amaçlı yapılara dönüştürülmesi, Söğütlüçeşme tren istasyonunun yer aldığı yeşil alanların ve istasyon altının, Salı Pazarı’nın Gazhane’nin, şu anda içinde bulunduğumuz meclis binasını yanındaki maliye binasının; kent müzelerine, kültürel yapılara dönüştürülmesini talep ediyoruz.

Özellikle bu yukarda saydığımız alanları kapsayan bir avam proje hazırlığı yapmak üzere komite oluşturduk. Yapılacak projelerin sadece 2010 için değil kent kültürü ve sanat hayatına sürekli katkı sağlayacak uzun vadeli projeler olmasını önemsiyoruz. Yukarıda saydığımız merkez alanların dışında Kadıköy’ün tüm mahallelerinde yukarıdaki ilkeler doğrultusunda kültür-sanat adaları oluşturmak hedefimiz olmalıdır. Bu düşünceler doğrultusunda önerilerimizi destekleyeceğinizi umuyoruz.

Saygılarımızla

Kültür – Sanat ve Sosyal Çalışma Gurubu

KADIKÖY KENT KONSEYİ

İMAR ÇALIŞMA GURUBU RAPORU

Rapor Tarihi: 05.04.2007                         Rapor No: 2007/1

KENT KONSEYİ YÜRÜTME KURULU’NA

Kent Konseyi çalışma komisyonlarından olan İmar Komisyonu 05.04.2007 tarihinde toplanmıştır. Toplantının gündemi Kent Konseyi Genel Kurulu’nun Mart ayı toplantısındaki istekler doğrultusunda Afet Çalışma Alt Komisyonu’nun oluşturulması ve çalışma programının belirlenmesidir.

Yapılan toplantı sonuncunda Afet Çalışma Alt Komisyonu’nun yürütücülüğüne Özdemir Günday seçilmiş ve bir çalışma programı oluşturulmuştur. Afet Öncesi ve Sonrası önlem ve önerileri içeren Acil Durum Yönetimi konusunda yapılabilecek çalışmaları kapsayan bu programa göre;

  1. Özellikle Kadıköy İlçesi ile komşu olan Ümraniye, Üsküdar ve Maltepe İlçeleri ilgili birimleri ile görüşmeler yapılarak, Afet öncesi ve sonrası Acil Durum Yönetimi konusundaki çalışmaları hakkında bilgi alınması ve işbirliği yapılması sağlanmalıdır.
  1. Afet öncesi ve sonrasında alınması gereken önlemler konusunda Belediye Başkanlığı Afet Komisyonu ile bilgi alışverişinde bulunarak onların önderliğinde ve katılımları ile çalışmalara devam edilmelidir.
  1. Yerleşmeleri oluşturan başlıca bileşenler olan konut, ticaret birimleri, alışveriş merkezleri, okullar, büyük işletmeler, hastane, kamu hizmet birimleri vb. Acil Durum Yönetimi konusunda bilgilendirilmelidir.
  1. Acil Durum Yönetimi hakkında bilgilendirme toplantıları düzenlenebilir. Bu toplantılara ilgili tüm birimlerin katılımı sağlanmalıdır.
  1. AKOM, Mahalle Gönüllüleri, vb ile işbirliği içerisinde çalışılarak bilgilendirmeler yapılabilir.
  1. AYEDAŞ, İĞDAŞ, İSKİ, İtfaiye vb. ilgili birimlerinin yetkilerinin de çalışmalara katılımının sağlanması gerekmektedir.
  1. İlgili meslek odaları temsilcileri ile görüşülerek birlikte çalışma imkanı yaratılmalıdır.
  1. Finansman sağlanarak broşür vb. ile bilgilendirme yapılabilir.
  1. Basın ile işbirliği sağlanarak bilgilendirme yapılabilir.
  1. Sondajlama usulü ile bazı büyük işletmeler ziyaret edilerek Acil Durum Yönetimi konusunda ne aşamada oldukları, eksikler ve yapılaması gerekenler saptanabilir.
  1. 17 Ağustos öncesinde tüm ilgili birimlerin katılımı sağlanarak aktivite yapılabilir.

İstanbul’un özellikle Kadıköy’ün içinde bulunduğu bölgenin olası bir afet durumunda içinde bulunduğu durum konusunda bilgi paylaşımının olması için oluşturulan Afet Komisyonuna katılımları için Meslek Odalarına ve ilgili Kamu birimlerine, Meclis Komisyon üyelerine çağrı yapılması gerekmektedir. Ayrıca Nisan ayı Genel Kurulu’nda konu gündeme alınmalıdır.

Kent Konseyi Yürütme Kurulu’ndan dileğimiz;

  1. Nisan Ayı Genel Kurulu’nun gündem konusunun Afet öncesi ve Sonrası Acil Durum Yönetimi olarak belirlenmesi,
  1. Konsey üyelerine Afet Çalışma Alt Komisyonu’nun çalışma programının iletilmesi ve katkı koymalarının istenmesi,
  1. Meslek Odalarına ve ilgili kurumlara yazı yazılarak Gündemin belirtilmesi ve temsilcilerinin komisyona ve Genel Kurula katılımının sağlanmasının istenmesidir.

Saygılarımızla

İmar Çalışma Gurubu

Kadıköy Kent Konseyinin gündemine getirdiği Konulardan Bazıları:

AYRILIK ÇEŞMESİ; AYRILIK ÇEŞMESİ MEZARLIĞI; AYRILIK ÇEŞMESİ SOKAĞI

Kamuoyu uzun süredir Haydarpaşa Projeleri ile ilgilenirken, sessiz sedasız Ayrılık Çeşmesi Sokağı yıkılmaya başlanmıştır. Geçtiğimiz hafta 14 evi yıkılan bu sokak, Haydarpaşa Garı ile aynı yaşlardadır.

Yaklaşık 100 yıldır dokusunu muhafaza ederek yaşamış olan Ayrılık Çeşmesi Sokağı adını hemen yanı başındaki Ayrılık Çeşmesi Mezarlığından almıştır. AyrılıkÇeşmesiMezarlığı ise köşesindeki Ayrılık Çeşmesinden.

Ayrılık Çeşmesi 1600 yılında yapılmış,1638 yılında IV. Murad’ın Bağdat Seferine çıkışından itibaren adıyla anılmaya başlanmıştır. Osmanlı Padişahları Topkapı Sarayından Üsküdar’a geçer, Üsküdar’dan Menzilhane-Karacaahmet Türbesi-Ayrılık Çeşmesi istikametini takip ederek bu çeşmenin başına gelir, buradaki Haydarpaşa Çayırında talim yapan ordunun başına geçerek Anadolu’ya giderlermiş. Bu sebepten dolayı da yukarıda tarif edilen istikamete Osmanlı’nın Tören Yolu denirmiş.

Ayrıca hacı kafileleri de Kabe’ye gitmek için Ayrılık Çeşmesi önünde buluşurlar ve buradan yola çıkarlarmış. Kâbe’ye hediyeler götüren askeri birlik olan Sürre Alayı da Üsküdar’dan Tören Yolunu takip ederek bu çeşmenin başına gelir ve Hacı Kafilesi ile birleşirmiş.

Yani 400 yıldır değişmeyen bu çeşmenin bulunduğu nokta ,Tören Yolunun bitiş noktası olmasından dolayı önemlidir.

Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı ise 1700 lü yılların sonlarından itibaren defin yapılan Müslüman-Türk Mezarlığıdır. Saray ileri gelenlerinin gömülü olduğu bu mezarlık, günümüze kalan mezar taşları ile ayrı bir değer taşımaktadır.Aslında Kızıltoprağa kadar devam eden Karacaahmet Mezarlığının günümüze kalan uç kısmıdır.

İşte bu üçlü (Ayrılık Çeşmesi, Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı, Ayrılık Çeşmesi Sokağı ) Haydarpaşa ile birlikte Marmaray Projesi sebebiyle yok olma tehlikesi içindeydi. Ayrılık Çeşmesi Sokağı yıkımıyla bu konudaki başlangıç yapılmış olmaktadır.

Biz toplu ulaşıma, özellikle raylı toplu ulaşıma hiçbir zaman karşı çıkmadık; sadece bilinen geçmişi 2700 yıl olan İstanbul’umuzun tarihi değerine zarar verilmeden projelerin uygulanmasını istedik.Yani İstanbul’a proje yapmanın ve uygulamanın zor olduğunu,bu zoru başararak ,İstanbul’a zarar vermeden projelerin gerçekleştirilmesini istedik.

Yoksa iki nokta arasını rast gele yıkarak birleştirmek herkesin yapabileceği bir iştir ve de işin kolayıdır.

Görülüyor ki işin zoru değil, kolayı tercih edilmektedir. Hâlbuki Marmaray Projesi 10-15 yıl önce gündeme ilk geldiğinde, Söğütlüçeşme’den yer altına gireceği ve Avrupa Yakasına o şekilde geçeceği anlatılıyordu. Ne Haydarpaşa ne de Ayrılık Çeşmesine dokunulmuyordu.

Bugünkü yeni proje ile nerelere ne zarar verilecek hep birlikte önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Anadolu 1.Bölge Temsilciliği 25/08/2006 tarihinde,ayrıca Kadıköy Kent Konseyi de Kadıköy Belediyesi aracılığıyla 4/10/2006 tarihinde 5 no’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na Ayrılık Çeşmesi, Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı, Ayrılık Çeşmesi Sokağı’nın Rasimpaşa SİT alanı içerisine alınarak korunmasını talep eden yazılarla başvuruda bulunmuşlardır.

Bugüne kadar adı geçen Kuruldan bu konuda hiçbir bilgi alınamamıştır. Bildiğimiz kadarıyla konu Kurul gündemine girememiştir. Aynı Kurul bu arada Kadıköy-Haydarpaşa arasındaki dolgu alanını Rasimpaşa SİT alanı içerisine almayı düşünebilmiştir. Ama bölgemizde tarihi değeri olan bu sokak ,mezarlık ve çeşme ile ilgili görüşme zamanı bulamamıştır.

Görünen odur ki Ayrılık Çeşmesi Sokağının ardından Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı da yok olacak, Ayrılık Çeşmesi ise başka bir yere taşınacaktır. Oysa çeşmenin bulunduğu nokta önemlidir.

Şimdiye kadar Kadıköy’ümüzde bilinçsizce yok edilmiş tarihi değerler vardır. Bundan sonra elde kalanlara daha sıkı sahip çıkılması gerekirken yok etmenin tercih edilmesi üzüntü vericidir.

SALIPAZARI (KUŞDİLİ ÇAYIRI)

Kadıköylülerin, Salı Pazarı olarak bildiği bu geniş alan, aslında Kadıköy’ün tarihi Kuşdili Çayırı ve Koruluğu’dur.

1970 li yılların başlarına kadar Yeldeğirmeni’nde haftada 2 gün pazar kuruluyordu. Salı ve cumartesi günleri kurulan bu pazarlar,1970 li yıllarda,sokak içindeki evlerde oturan insanlara rahatsızlık vermesi sebebiyle Taşköprü Caddesi’ne alınmıştı.O yıllarda etrafında hiç ev olmayan bu cadde Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı’ndan Söğütlüçeşme Caddesi’ne rampa aşağı iniyor ve bu cadde ile kesiştikten sonra Fenerbahçe Stadı’nın arkasından Kızıltoprak’a bağlanıyordu.

1980 li yıllarda, Söğütlüçeşme Caddesi üzerine köprü yapıldığı için Pazar Yeri Kuşdili Çayırı’na nakledildi. Kuşdili Çayırı o yıllarda koruluk ve çayırlık özelliğini henüz kaybetmemişti.Pazar yeri kurulmaya başlandıktan sonra, ağaçların yok olduğu ve tabanın da betonlaştığı bu alan giderek çayırlık ve koruluk özelliğini kaybetmeye başladı.

1990 lı yıllarda ise ,cumartesi günleri Fenerbahçe Stadı’nda maç oynanmasının doğurduğu sorunlardan dolayı ,cumartesi günündeki “pazar yeri kurulması”işi cuma gününe alındı.Yani bu yıllardan itibaren Kuşdili Çayırı’nda Salı ve Cuma günleri Pazar kurulmaya başlandı.

Kurbağalıdere’deki kurbağaların sesini, üzeri örtülü kafeslerdeki saka, iskete, florya kuşlarına dinleterek,onların kanarya gibi “makara çekmesini” sağlayan kuşbazların, bu olaydan dolayı “Kuş Dili” adını verdikleri bu çayır, en az 100 yıldır Kadıköy Tarihinde yer almaktadır.

Kadıköylüler, 1900 lü yılların başlarında buradaki dere kenarında “piyasa yaparlar” ,diğer taraflarda piknik,panayır gibi etkinliklerde bulunurlardı.Daha sonra uzun yıllar Bayram Yeri olarak ta kullanılmış olan bu çayırda Fenerbahçe Spor Kulübü Lokali,Hamdi’nin Gazinosu,Tramvay Deposu olarak bilinen hangarda Kuşdili Sineması gibi önemli sosyal tesisler vardı.

Kadıköy için çok önemli tarihi anıları olan bu alanı, günümüzde hiç kimsenin koruluk ve çayırlık olarak hatırlamaması üzüntü vericidir.

Kuşdili Çayırı sadece Doğal SİT değil aynı zamanda Tarihi SİT olarak ta değerlendirilmelidir. Henüz kaybolmamış olan bu alan, üzerindeki beton kaldırılarak tekrar eski doğal haline kavuşturulabilir. Bir köşesinde pazar yeri kurulmasında ise hiçbir sakınca yoktur.Zira pazarlar halkımızın geleneğinde yer almış sosyal bir olaydır.

Salı Pazarı ile ilgili diğer gelişmelere baktığımızda ise, bu alanın 1981 yılında Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından “Eski Kuşdili Çayırı” Doğal SİT alanı olarak tescil edildiğini ve 1994 yılında Kadıköy Merkez Planı olarak bilinen 1/5000 ölçekli Nazım Planda Açık Otopark, Pazar Yeri ve Kentsel Hizmet Alanı olarak ele alındığını görebiliriz.

2002 yılında ise 2 nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na İBB tarafından bu alanla ilgili “Kuşdili Çayırı ve Çevresi Projesi” adı ile bir düzenleme projesi getirilmiştir. Kurul bu tarihte alanın 3 ncü Derece Doğal SİT olarak değerlendirilmesine karar vererek getirilen düzenleme projesini uygun bulmuş, ancak 1994 planının bu projeye uygun şekilde tadil edilmesini istemiştir.

10/10/2006 tarihinde bu plan ve aynı düzenleme projesi, 5 nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na İBB tarafından tekrar getirilmiştir.5 nolu Kurul, 1/1000 lik Koruma Amaçlı Plan hazırlanmadan,1/5000 lik Plan içinde Kuşdili Çayırı’nın çerçeveye alınarak korunacak bölge olarak gösterildiği bu plana rapor yazmamıştır.

Ancak diğer yandan burada yapılması düşünülen alışveriş merkezinin maket fotoğraflarını tüm halkımız medyada izlemektedir. Ters şemsiye şeklindeki bu alışveriş merkezinin yer altından da Kuşdili Caddesi’ni takiben Altıyol’a bağlanacağı söylenmektedir.

İBB nin bugünlerde adı çok gündemde olan bir inşaat firmasına bu işi ihale ettiğini, ayrıca yapılması düşünülen alışveriş merkezi için oldukça ısrarcı olduğunu da,medyadan açıkça öğrenebilmekteyiz.

Yani önceki düzenleme projesi Kuruldan geçtikten sonra Belediyeden yeni projeye göre bir plan tadilatı yapılacağı belli olmaktadır.

Şimdi konuyu birde biz değerlendirelim isterseniz.

Önce ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünden araştırma yapıldığı takdirde bu alanın 2/2/1967-456 yevmiye ile İstanbul Belediyesi Emlak İstimlak Müdürlüğü tarafından “yeşil sahada kaldığından kaydının terkin edildiği” öğrenilecektir.

Yani İBB bugün üzerinde tapusu olmayan bir mülkü ihaleye çıkarmaktadır.

13/4/2007 tarihinde konu ilgili kurula tekrar gelmiş, kurul burası için daha önce alınmış olan SİT alanı kararının devamına ve eski planlarda gözüken ağaçların tekrar yerlerine dikilmesine karar vermiştir.Ancak aynı kurul 18/7/2007 tarihinde kendilerine getirilen ve bu sefer içerisinde yeni yapılacak projenin de yer aldığı 1/5000,1/1000 planlar ve alışveriş merkezi projesini toptan kabul etmiştir.Hazırlanan projede 30 mt yüksekliğinde kubbe,90 mt yüksekliğindeki kulesi ile 86000 m2 si otopark toplam 112600 m2 lik inşaat alanı bulunmaktadır.

Ayrıca yine ilgili Tapu Sicil Müdürlüğü’nden araştırılırsa, 1967 yılında “6 Paf,1 Ada,66 Parseldeki 45990m2 yüzölçümlü alanda 1 gazino bahçesi,1 gazino barakası,1 dükkan,1 kayıkhane,3 baraka kahve,1 sinema ve 1 kahvenin” de bulunduğu görülecektir. Yine bu yıllara ait planlarda buradaki çınar ağaçları tek tek tespitli bir şekilde belirtilmiştir.

Bütün bunlar gösteriyor ki Kuşdili Çayırı sadece Doğal SİT değil aynı zamanda Tarihi SİT Alanı olarak tescil edilmelidir.

Kuşdili Çayırı tekrar eski haline getirilerek, hem insanların nefes alabileceği yeşil bir vaha yaratılmalı, hem de buradaki eski anıların hatırlanması sağlanmalıdır.

Ama yetkililer, akıl almaz bir şekilde bu alanın tamamını beton bir iş merkezine işgal ettirmek istemektedirler.O zaman alan özelliği de ortadan kalkacağı için eskiye dönüş tamamen olanak dışı olacaktır.

BÜYÜK KULÜP (CERCL’E d’ORİENT) SAHİLİ

1882 yılında İngiliz Elçisi Sir Alfred Sandison’un çalışmaları ile CERCL’E a’PERA adıyla kurulan bu kulübün ilk başkanı Baron De Hırsehfeld olmuş,1884 yılında ise CERCL’E d’ORİENT adını almıştır. CERCL’E d’ORİENT, “doğu kulübü”, “doğu dairesi” gibi çeşitli anlamlara gelebilmektedir.Bir müddet toplantılarını çeşitli sefarethanelerde yapan Yönetim Kurulu,aynı yıl Abraham Paşa tarafından Beyoğlu’nda mimar Valloairi’ye yaptırılan binaya geçmiştir.Bu bina İstiklal Caddesindeki ,Emek Sinemasını da içine alan, Serkil Doryan Binasıdır.

Kulüp ileriki yıllarda Anadolu Yakasında Çiftehavuzlar Sahiline taşınmış ve adını da Büyük Kulüp olarak Türkçeleştirmiştir.

Bu Dernek tarafından deniz tarafındaki sahiline 2002 yılında bir marina yapma girişimi başlatılmıştır.

15-08-2002 tarihli İstanbul Valiliği’ne verdikleri dilekçede “…deniz tarafına Kulübümüz üyeleri ve misafirleri için marina yapmayı planlamaktayız” denilmekte ve bu dilekçenin, takdim edilen mevzi imar planının onanması için, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’na intikali istenmektedir.

Aynı dilekçe, altına zamanın Valisi tarafından elle yazılan şu notla İstanbul Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü’ne havale edilmiştir:

“Bayındırlık ve İskan Md.ne,İstanbul Turizmi için bu çok olumlu projenin süratle uygulanabilmesi için Valiliğe düşen görevler Hk. Gereğini önemle rica.16/8/2002”

İstanbul Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü’nün 11-eylül-2002 tarihinde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’na yazdığı yazıda ise durum açıklanmış ve “konunun 3621/3830 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca değerlendirilmesi” hatırlatılmıştır.

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın 12-8-2004 tarihinde onadığı, ancak ilgili Koruma Kurulunun 1/5000 liği olmadan bakmadığı bu plan 2005 yılında Mimarlar Odası tarafından açılan dava sonunda yürütmeyi durdurma kararı ile iptal edilmiştir.

Bu arada adı geçen STK sahile kaçak olarak,yetkili yetkisiz herkesin gözü önünde,ortalığı toza,dumana katarak bir ada inşa etmiştir.Resmi yazışmalardan 1800m2 alana sahip ,kıyıdan 8-10 mt açıkta ve Güneşlenme Terası adıyla anılmakta olan bu adacık,Temmuz 2006 dan itibaren Büyük Kulüp üyelerinin güneşlenmelerine hizmet etmektedir.

Ağustos ayı başlarında ise önce Kadıköy Belediyesi İBB’ye ve sonra İBB Kadıköy Belediyesi’ne, böyle bir kaçak adacığı tespit ettiklerini ancak yıkmak için bünyelerinde gerekli araç gereçlerinin bulunmadığını,mümkünse diğerinin burayı yıkması için yazışmalarda bulunmaktadırlar.

Bu arada, bu kaçak oluşumdan cesaret alan Moda Deniz Kulübü de 8Ağustos2006 tarihinde İstanbul Valiliği Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü’ne başvurarak Büyük Kulüp önünde yapılmış olan “lido” yu (bu tip adacıkların adı lido olsa gerek) örnek göstererek kendilerine Moda Burnu’nda yıllardır kullandıkları seyyar Lido’nun yanına birde sabit Lido yapma izni istemişlerdir.

İstanbul Valiliği ise bu yazı üzerine Kadıköy Kaymakamlığı’na bir yazı yazarak adı geçen Büyük Kulüp’e ait Lido’nun incelenmesini ve gereğinin yapılmasını istemiştir.

Ancak 21-12-2006 tarihinde İstanbul Defterdarlığı ile Büyük Kulüp arasında yapılan Ön İzin Sözleşmesi olayın seyrini değiştirmiştir.

Bu Kullanma İzni Ön İzin Sözleşmesi’ne göre, 30.500.00YTL bedelle 1 yıllığına Büyük Kulüp’e ön izin verilmiş, bu süre içersinde bu sahile inşa edilecek olan (demek şu andaki adacığı inşa edilmemiş sayıyorlar) 700 m2 lik iskele alanına ait 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarla uygulama projesinin onaylatılması istenmiştir.

Bu amaçla Büyük Kulüp çalışmalarına devam etmiş, 2-2-2007 tarihinde İstanbul Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü’nün, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’na Konuyla ilgili bir yazı yazması sağlanmıştır.

Bu serüven şimdilik Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın Kadıköy Belediyesi’ne görüş sorması ve Kadıköy Belediyesi’nin sadece, daha önce yıkmak için çaba gösterdiği, Güneşlenme Terası’na olumlu baktığını belirten cevap yazısı ile son bulmuştur.

Ancak,

Büyük Kulüp, halkın malı olan dolgu alan önüne denize kaçak bir ada inşa etmiş,dolayısıyla Kadıköy’ün haritasını değiştirmiştir.

Ayrıca Moda Deniz Kulübü’nün girişimlerine bakılırsa bu durum örnek alınacak ve etkin olan her kurum veya kişi kendine bir adacık peydahlayabilecektir. Bu durumda kamu hakkı,yasa,yönetmelik vs gibi tüm kavramlar zedelenmektedir.

Büyük Kulüp yönetici ve üyelerinin tüm halkımız tarafından tanınan ve insanlara örnek olması gereken kişiler oldukları da bilinmektedir.

Bu Derneğin Tüzüğünün amaç maddesinde, Türk kültür ve sanatının gelişmesine yardımcı olmak için çalışmalar yapılmasından bahsedilmektedir.Herkes tarafından bilinir ki en önemli kültür başkalarının hakkına saygı göstermektir.

Büyük Kulüp üyeleri oradan geçen halkın yerine kendilerini koyarak empati yapmalı ve kamu vicdanının nasıl sızladığını hissetmelidirler.

YELDEĞİRMENİ

Yeldeğirmeni kuzeyinde Haydarpaşa Çayırı, güneyinde Halid Ağa Caddesi,doğusunda Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı,batısında ise deniz bulunan tepelik alandaki yerleşimdir.

Yeldeğirmeni’nin tarihini incelediğimizde jeolojik zamanlara kadar gidebiliriz.

Yeldeğirmeni, Pendik, Yarımburgaz’da deniz kabuğu kalıntıları bulunmuştur.Bu durum bir zamanlar buraların deniz suları altında olduğunu göstermektedir.

Ayrıca Kadıköy’ün ilk yerleşimi olan Kalkedon’un kuruluşunun M.Ö 675 yıllarında olduğu bilinmektedir.O zamanlarda da Kalkedon şehrinin korunması için yapılan surların Yeldeğirmeni,Altıyol,Yoğurtçudan geçtiği kitaplarda yazmaktadır.

Yeldeğirmeni’nin bugünkü yerleşiminin ne zaman ve nasıl oluştuğunu araştıralım.

Geniş Haydarpaşa Çayırı Osmanlı’nın İstanbul’a gelmesinden itibaren kullanılmaya başlanmıştır.

Haydarpaşa Çayırında Osmanlı’nın Süvari Birlikleri talim yapardı. Bu alanın süvariler tarafından kullanılmasından sonra Talimhanede de Piyade Birlikleri talim yapmaya başlamıştır. Kadıköy’ün eskilerinin Talimhane adıyla bildikleri yer şimdiki Halit Ağa Caddesi ve Gazi Mustafa Kemal Paşa İlkokulu’nun bulunduğu düzlüktür.

Yeldeğirmeni semti bu iki kalabalık alanın arasında oluşmuştur.

15. ve 16.Yüzyıllarda bahçeli köşklerin varolduğu yazılan bu yerleşim alanında,1774-1789 yılları arasında, Padişah I.Abdülhamit tarafından 4 adet yeldeğirmeni yaptırılmıştır.Bu yeldeğirmenleri ordunun,sarayın ve halkın un ihtiyacını karşılamak için kullanılmaktaydı.Bunlardan biri İbrahimağa’da diğerleri ise Rasimpaşa Camii’nin bulunduğu yerde,Karakolun bulunduğu yerde ve Osmangazi İlkokulu’nun bulunduğu yerde faaliyet gösteriyordu.Dördünden de bugüne bir iz kalmamıştır.Ancak yakın zamana kadar Osmangazi İlkokulu bahçesinde bazı kalıntıların görüldüğü söylenmekte ve yazılmaktadır.

Semte adını veren 4 yeldeğirmeninden hiçbirinin bugünlere gelememesi bir yana,izlerinin bile kalmaması gerçekten çok üzüntü verici bir durumdur.

1789-1807 yılları arasında ise Padişah III.Selim zamanında Yeldeğirmeni’nde sokakların oluşmaya başladığını görebilmekteyiz.

1845 yılında düzgün sokakların oluştuğu bu semtte Kadıköy’ün ilk postanesi hizmet vermeye başlamıştır. I.Abdülmecid’in emriyle kurulan bu postane binası Aziziye(İzzettin) sokak No:126 daydı.

Yeldeğirmeni’nde 1800 lü yılların ikinci yarısında yerleşim hızlanmaktadır. Özellikle 1872 yılında Kuzguncuk Dağhamamı’ndaki yangından sonra buradaki Yahudilerin Yeldeğirmeni’ne gelmesi ile semtte apartmanlaşma başlamıştır.

Çoğunlukla Yahudilerin gösterişli apartmanlarının görüldüğü bu semtte Türklerin ve diğer gayrimüslimlerin apartmanları yok denecek kadar azdır. Bilinen iki tanesi Celal Muhtar Türk Apartmanı ve Demirciyan Ermeni apartmanıdır.

Denize bakan yamaçlarda apartmanların yoğunlaştığı görülmektedir. Semtin üst düzlüğünde ise daha çok Müslüman Türklere ait az katlı ahşap evler göze batmaktadır.

Apartmanların çoğunun günümüze kadar ayakta kaldığını görebiliyoruz ama ahşap evlerin ise neredeyse hepsinin yıkıldığını, yerlerine yeni betonarme apartmanların yapıldığını gözlemleyebiliyoruz.Halbuki Yeldeğirmeni’nin eski apartmanları yığma taş veya tuğla olup çoğunlukla art-nauveau süslemelerle donatılmıştır.

Az katlı ahşap evlerin yıkılmasının sebebi, kat karşılığı müteahhitlere verildiğinde karlı oluşları idi. Apartmanlar çok katlı olduğundan müteahhitlerde ev sahibi de kazanç sağlayamıyordu.

Yeldeğirmeni’ne yapılacak projede kesinlikle ilgili kişi ve kurumlar söz sahibi olmalıdırlar.

KADIKÖY PTT BİNASI (ESKİ İTALYAN ERKEK OKULU)

Yıllardır Kadıköylülerin PTT Binası olarak kullandıkları bina 1900 lü yılların ilk yarısında İtalyan Erkek Okulu olarak hizmet vermekte idi.

Kadıköy’den, Mühürdarı da içine alarak, Modaya kadar uzanan mülklerin hemen hemen tamamı Fransız uyruklu Tübini ailesine aitti.Sultan Aziz döneminde sarraflık ve bankerlik yapmış olan Berrand Tübini ve ailesi sebebiyle Moda Burnu uzun süre Tübini Mahhallesi olarak bilinmiştir.Bu aile daha sonraları mülklerinin büyük kısmını akrabalık bağlarının da bulunduğu İtalyan Corpi ailesine devretmişti

Tübinilere ait olan mülklerden, Kadıköy ve Mühürdardaki iki köşkün daha sonra İtalyanlar tarafından okul olarak kullanıldığını öğrenmekteyiz.

İşte 1900 lü yılların başlarından itibaren Kadıköy de gördüğümüz iki İtalyan Okulunun tarihi bu şekilde başlamaktadır. Bu okullardan bir tanesi şimdiki İSKİ’nin bulunduğu yerdeki İtalyan Kız Okulu (Scoula Femminile Elemantari İtaliana) diğeri ise şimdiki PTT Binasındaki İtalyan Erkek Okulu (Scoula Elemantari Maschile İtaliana) idi.

Mühürdar’daki Kız Okulunun bitişiğinde bulunan ve bugün hala kullanılmakta olan Kiliseyi de o yıllarda Tübiniler kendileri için inşa etmişlerdi.

1980 li yıllarda, İtalyan Kız Okulu olan güzel köşk yıkılarak yerine İSKİ Binası yapıldı.Dolayısıyla köşk eski eser tescili olmadan yok edilmiş oldu.Yakın zamanda İSKİ Binası da yıkılıp yerine büyük bir iş merkezi yapılacak.Zira artık tarihi bina olan köşk kayıtlarda bulunmamaktadır.

İtalyan Erkek Okulu ise bazı değişikliklere uğrayarak ta olsa günümüze gelebilmiştir.

Eğitimine İtalyan Kız Okulu Binasındaki Ana Okulunda başlamış, ilkokulu ise İtalyan Erkek Okulunda okumuş olan Prof. Haydar Kazgan’dan alınan bilgiye göre bu okul 1931 yılında kapanmış ve öğrenciler Galatasaray Lisesi’nin arkasındaki bir binaya gönderilmişlerdi.

O zamanlarda İtalya’nın başkanı olan Mussolini ,yurt dışındaki çocukların bu tipteki İtalyan okullarından aldıkları diplomaları geçerli sayıyormuş.

Önce Tübini’nin Malikanesi olarak inşa edilmiş olan İtalyan Erkek Okulu, okul kapandıktan sonra bir müddet Demokrat Parti İlçe Binası olarak kullanılmış, daha sonra PTT Binası olarak günümüze kadar hizmet etmiştir.

Binaya bugüne kadar çeşitli müdahaleler yapıldığı bellidir. Ancak, bilindiği kadarıyla, resmen yıkılıp şimdiki binanın inşa edildiğini gösteren bir belge yoktur.Bu tamirat ve tadilatlar sebebiyle binanın orijinal şeklinin kaybolduğu da görülmektedir.

Ancak,o yıllarda Kumluk adıyla anılan ve deniz kıyısı olan bu mevkideki İtalyan Erkek Okulu Binasının fotoğrafı ile bugün aynı yerden çekilen fotoğrafı karşılaştırdığımızda binanın dış çizgilerinin henüz yok olmamış olduğunu fark edebiliyoruz.Hemen arka tarafındaki,o yıllarda da var olan, yine İtalyanlara ait olduğunu öğrendiğimiz ve bugün restoran olarak kullanılan bina ile aynı ölçülerde olduğunu açıkça görebilmekteyiz.Bu fotoğrafta mimari tarz olarak ta iki binanın birbirine çok benzediği belli olmaktadır. Ayrıca 1938 Pervititch Sigorta Planlarında da bugünkü PTT Binasının Ecole İtaliana (İtalyan Okulu) olarak gösterildiğini tespit etmiş bulunuyoruz.

Bu durumda eski binanın araştırılması yapılarak restitüsyon projesinin hazırlatılması,binadaki resmi olmayan uygulamalar için ise yasal işlem yapılması gerekmez mi?

PTT bir kamu kurumu olarak eski tarihi binayı tekrar ortaya çıkarsa idi, hem Kadıköy’e hem de kendilerine, yeni inşa edeceği binadan çok daha değerli bir eser kazandırmış olurdu.

Çok Yakın bir zamanda Kadıköy PTT Binasının yerine altı katlı bir iş merkezi inşa edilecek. Yani Modadaki Notre Dome De Sion Okulu,Kadıköydeki İtalyan Kız Okulu,Hale Sineması (Apollon Tiyatrosu),Opera Sineması,Yeldeğirmeni’ndeki Tarihi Karakol,Nedim’in Kahvesi,Ayrılık Çeşmesi Sokağı ve Kadıköy’ümüzdeki birçok köşk,konak,ev gibi burası da yıkılıp gidecektir.

TARİHİ KADIKÖY ÇARŞISI

Kadıköy’de yerleşim Osmanlı’nın İstanbul’u fethinden itibaren belirgin bir şekilde göze çarpmaktadır. Bu yerleşimle birlikte ,bugünkü Kadıköy Çarşısının da kendiliğinden oluşmaya başladığı açıkça gözlemlenmektedir.

Burada Kethüda (Çarşı) Camii(1550), Osmanağa Camii(1612), Çarşı Hamamı(1612), Çarşı Hamamı yanında Sürmeli Ali Paşa Çeşmesi-1, St Euphemie Kilisesi yanında Sürmeli Ali Paşa Çeşmesi-2(1693),Surp Takavor Ermeni Kilisesi(1722),Sultan Mustafa Camii (İskele Camii)(1760), St Euphemie Rum Ortodoks Kilisesi(1830), Caferağa Camii(1900) gibi yapıların inşa edilmesi ile birlikte bu alan giderek çarşılaşmaya başlamıştır.

Kadıköy Çarşısının bulunduğu alandaki yerleşim ise çarşının oluşmasından sonra yavaş yavaş Yeldeğirmeni ve Moda’ya kaymıştır. Çarşı önce etrafındaki Osmanağa, Caferağa Mahalleleri’ne daha sonra Yeldeğirmeni, Moda semtlerine ve giderek Kızıltoprak ötesinde oluşan sayfiye yerlerine de hizmet eder duruma gelmiştir.

Tarihi Kadıköy Çarşısı, Hacıbekir Şekerci’sinin bulunduğu Muvakkıthane Caddesi ile Bit Pazarı’nın kurulduğu Üzerlik Sokağı’nın kesiştiği yerden ana caddelere doğru oluşmuş olan dörtgen alanın içerisinde bulunmaktadır.

Kadıköy Çarşıs’nın tarihe geçmiş esnaflarından, Altın Salkım Rakısı, Şekerci Ardıç, Kasap Mihail, Şekerci Toto, Şöhret Şekercisi, Hüseyin Efendi Meyhanesi, Süleyman Sırrı Bey Meyhanesi, Berber Andon, Sarraf Kastelli, Kütüphaneci Kız, Yafet Ecza Deposu, Tikveşli Yoğurt,Ezmeci Cemilzade Kardeşler,Fıçı Meyhanesi,Saatçi Agah Bey,Kars Pastanesi, Sokak Fotoğrafçısı, Park Çiçek Evi ,Avizeci bir şekilde dükkanlarını kapatmış ve bu günlere ulaşamamışlardır.

Buna karşılık tespit edebildiğim kadarıyla Cafer Erol Şekercisi (1945),Yalçındağ Kasabı (1938),Moda Ciğercisi (1929),Özcan Turşu (1935),Fehmi’nin Lokantası (1919),Rıfat Sargın Eczanesi (1924),Adapazarı Islama Köfte (1965),Beyaz Fırın (1900),Hacı Bekir Şekercisi (1937),Mısır Çarşısı (1916),Baylan Pastahanesi (1961),İngiliz Kooperatifi (1892),Kuru Kahveci Mehmet Efendi Mahdumları gibi esnaflar günümüzde de çalışmaya devam etmektedirler.

2004 yılında Kadıköy Belediyesi Tarihi Kadıköy Çarşısıyla ilgili bir düzenleme çalışması başlatmıştır.

Bu çalışma oradaki insanları da katarak yapılması açısından oldukça dikkat çekicidir. Samimi ve iyi niyetli bir çalışma olan bu düzenlemenin eksiklerini de ifade etmek gerekir.

Çarşılar her zaman ulaşımı ile birlikte düşünülmelidir. Bu açıdan bakıldığında eski çarşılar da at arabası,at, eşek, küfeci vs gibi ulaşım araçlarının hizmet ettiği görülmektedir. Bunlar önce mal getirmek ama bir yandan da alıcıların aldığı malları götürmek için gerekliydi. Zaten tarihi çarşı düzenlemelerinde en büyük sıkıntı yukarıda sayılan ulaşım araçlarına göre ölçülenmiş sokakların bugünkü kamyon, kamyonet gibi araçlara dar gelmesine akıl erdirilememesidir. Günümüzde yapılan modern alışveriş merkezleri müşterileri için çarşı alanından daha fazla otopark alanı ayırmaktadırlar. Bugüne kalan eski çarşıların da bir nevi yatay alışveriş merkezleri oldukları kabul edilirse,. onların da ulaşım sorununun çözülmesi gerektiği görülecektir.Kadıköy Çarşısına gelen müşteriler için bu sorunu çözmek çok zordur. Otopark alanı yoktur. Çarşıya servis koymak mümkün değildir. Ancak raylı toplu ulaşım sağlandıktan sonra bu çarşının ulaşım sorunu çözülmüş olacaktır.

Buradaki en önemli sıkıntı,uzak semtlerden gelen müşterilerin ulaşım sorunu sebebiyle çarşıya ilgilerinin azalması ve giderek çarşının bir semt çarşısı haline girme tehlikesidir.Bu durumda ,düşündükleri kazancı sağlayamayan esnaf işlerini değiştirecek ve dükkanlarını Kadıköy’de rağbet gören kafe,barlara döndüreceklerdir ki böyle bir sonuç çarşının yenilenmesiyle ilgili bütün iyi niyetli çalışmaları boşa çıkarabilecektir.Bunun için Çarşıya fonksiyon zorunluluğu getirilmelidir.

Ayrıca Tarihi Çarşıya market, banka gibi işyerlerinin sokulmaması gerekir.

Tarihi çarşının dışındaki iskân alanının tarihi çarşı şeklinde ifade edilmesi de burada yapılan bir yanlışlıktır. Nitekim geçmişte iskân alanı olan Tellalzade Sokaktaki çalışma da Kadıköy Tarihi Çarşı Canlandırması diye tarif ediliyordu ki bu çok yanlış bir tanımlamaydı. Bu sokağa 1980 li yıllarda eski eşya onaranlar yerleşmiş,1990 lı yıllarda ise bu kişiler atölyelerini satış dükkânlarına döndürmüşlerdi. Yani Tellalzade Sokağı’nın çarşı geçmişi en fazla 25 yıl civarıdır.

İşte bu durum projenin başlığının bile yanlış olduğunu göstermektedir. Konunun ciddiye alınması açısından bu çeşit detaylara dikkat edilmesi gerekmektedir.

Tarihi Çarşı’nın etrafının da proje kapsamı içersine alınması yanlış bir davranış değildir. Ancak bu durumda çalışmanın başlığı “Kadıköy Tarihi Çarşı ve Çevresi Canlandırması” şeklinde olmalıydı.

Bir de Tarihi Çarşının Tarihi Esnaflarını ortaya çıkarmadıktan sonra sokaklara dekor yaparak hazırlanan böyle bir çalışma asla yeterli değildir.

Ayrıca meydanların düzenlenmesinde yapılacak işler bir çalışma grubu ile tespit edilmeli, heykel vs lerin ise yarışma ile elde edilmesi gerekli idi.

İyi niyetli çalışmaların da eleştirilmeye ihtiyacı vardır diye düşünüyorum.

MÜHÜRDAR OTELİ

Kadıköy sahilinden Modaya çıkarken Mühürdar da köşe başı parselde özel parsel bazında imar tadilatı yapılarak bir otel inşası düşünülmüştür.

16/8/2006 tarihinde askıya çıkarılan 1/5000 ölçekli “İstanbul İli,Caferağa Mahallesi,44 Paf,961 ada,29-35-69 Parseller Uygulama İmar Planı”tadilatı ile H=18,50 “Konut Alanı” olan imar hakkı ,TAKS=0,40 H=12 Kat “Turizm ve Ticaret Alanı”olarak değiştirilmiştir.Bu şekildeki imar hakkı emsal dışı alanlarla birlikte emsal 6 yı bulabilmektedir.Halbuki İstanbul imar Yönetmeliği Max Emsali 3 ile sınırlamıştır.

Mimarlar Odası Anadolu 1 Bölge Temsilciliği 5 Nolu KTVK Bölge Kuruluna arsadaki ağaçların tespit ve tescili ile ilgili başvurmuş, ancak ilgili kurul cevap yazısında bu ağaçların (yaş,taç,çap.cins vb) rölövesi ve raporunu istemiştir.

Kadıköy Belediyesi İmar Durumu vermiş, ancak İmar Durumunda Yargıdan yürütmeyi durdurma ile ilgili karar gelinceye kadar İnşaat Ruhsatının verilmeyeceği notu belirtilmiştir.

Bu konuda Mimarlar Odasının itiraz ve davası sürmektedir. Kadıköy Kent Konseyi olarak onlara destek vermeye devam etmekteyiz.(23/9/2005 te 1/5000 liğe,10/01/2007 de 1/1000 liğe dava açıldı)

METEOROLOJİ ALANI

Kadıköy de Meteoroloji Alanı olarak bilinen alana 4 büyük gökdelen yapılmak istenmektedir.

Burası ilk olarak 23/8/2004 tarihinde ihaleye çıkarıldı.25/8/2004 tarihinde Mimarlar Odası ve Kadıköy Belediyesi ihalenin iptali için dava açtı.17/12/2004 de yargı ihale için yürütmeyi durdurma kararı aldı, ancak 31/3/2006 da karşı taraf temyize gönderince Yargı “Mimarlar Odası iptal davası açamaz” kararı verdi ,bu konuda yapılan itiraz ile dava devam ediyor.

Bu arada İBB 9/3/2005 tarihinde 1/5000 lik plan yaptı,.ayrıca 11/5/2006 da Kadıköy Belediyesi 1/1000 lik “Kadıköy Merkez E-5(D 100) Otoyolu Ara Bölgesi Uygulama İmar Planı” adıyla yaptığı planı askıya çıkardı.Mimarlar Odası’nın bu planlara açtığı davalar devam etmektedir.

Burada 44738m2 lik alanın 25400m2 si yeşil alan, yol,sosyal kültürel tesis olarak ayrılmış ve inşaat yapılması için 19338m2 lik net alan kalmıştır.Ancak inşaat alanı hesaplanırken 2,07emsal katsayısı brüt alanla (44738m2) çarpılarak çok büyük inşaat hakkı elde edilmiştir.Arsaya oturma alanı hesabı ise net alanla (19338m2) çarpılarak doğru hesap yapılmıştır.

Sonuçta 49 katlı,156 mt yükseklikte, toplam inşaat alanı 149184 m2 olan 4 dev blok inşa edilmek istenmektedir ki ,bunlar 117 mt yüksekliği olan İş Bankası Kulelerinden bile yüksek yapılar olmaktadır.

Kadıköy’e gerek Belediyesi gerekse Kent Konseyi “Kültür ve Sanat” vizyonunu uygun görmektedirler .

Böyle bir beldeye bu tip yapılar hiç yakışmamaktadır.

,

GÖZTEPE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU ARAZİSİ

Göztepe Merdivenköy de bulunan bu arazi yoğun bir şekilde yapılaşmaya açılmak istenmektedir. Bugün 30000 m2 olan inşaat hakkının 270000 m2 ye çıkarılması düşünülmektedir.

Kadıköy’de deprem olması durumunda halkın toplanma alanı olarak ta düşünülen bu arazi az sayıda kalmış boş alanlardan biridir.

Kadıköy Kent Konseyi bu arazinin yapılaşmaya açılmasını istememektedir.

HAYDARPAŞA

Kadıköy Kent Konseyi bu konudaki çalışmalarını herkes tarafından bilinen Haydarpaşa Dayanışması içersinde yer alarak sürdürmüştür.

17 Eylül 2004-Çıkarılan 5234 sayılı yasaya Haydarpaşa’ya özel geçici 5 nci madde ilave ediliyor,

Mart 2005 İBB Başkanı- Uluslar arası Cannes Emlak Fuarında İstanbul da yapılması düşünülen projeler arasında Haydarpaşa Gar ve Liman Alanı Dönüşüm Projesini de sundu,

27 Nisan 2005-Çıkarılan 5335 sayılı yasaya Haydarpaşa’ya özel 32 nci madde ilave ediliyor,

26 Nisan 2006-İstanbul 5 nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Haydarpaşa ve çevresini “Tarihi ve Kentsel SİT Alanı” ilan ediyor,

21 Haziran 2006-Kültür Bakanlığı aynı kurula SİT konusunu tekrar görüşmeleri için başvuruyor, ancak kurul SİT Kararının doğru olduğunu belirtiyor,

10 Ekim 2006-DDY İşletmesi Genel Müdürlüğü Haydarpaşa da yapılacak olan Koruma Amaçlı İmar Planı çalışmaları için ilgili kurumlardan bir çalışma gurubu kurulmasına karar vermiş ve bu kurumlara çalışmalara katılmaları için davet yazısı gönderdi,

Bu Kurumlar,

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, İstanbul 3 nolu KTVK Bölge Kurulu, İstanbul 5 nolu KTVK Bölge Kurulu,İBB Bşk,Kadıköy Belediye Bşk,Üsküdar Belediye Bşk,TMMOB Mimarlar Odası,TMMOB Şehir Plancıları Odası,Çekül Vakfıdır.

1 Kasım 2006- Mimarlar Odası bu çalışmaya katılmayacağını bildirdi. Bunun üzerine çalışma olmadı.

25 Haziran 2007-DDY 5 nolu KTVK Bölge Kuruluna Haydarpaşa’nın SİT kararı ile ilgili dava açtı, Haydarpaşa Dayanışması Basın Açıklaması yaparak kurulun yanında müdahil olacağını belirtti.

SONUÇ

Kent Konseyleri, 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunun 76 ncı maddesi ve 8/Ekim/2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Kent Konseyi Yönetmeliği gereği, belediyeler tarafından kurulmak ve çalıştırılmak zorunluluğundadır. Dolayısıyla, halka en yakın seçilmiş kişilerin idaresi olan belediyelerin kent konseyleri aracılığıyla yirmi birinci yüzyılın idare şekli olarak düşünülen katılımcı demokrasiyi sağlamaları beklenmektedir.

Yukarıda adı geçen yasa ve yönetmelik kent konseylerinin görevini, halktan gelen gündemleri tartışarak oluşturdukları kararları belediyelerine iletmek olarak tanımlamıştır. Belediyeler ise kent konseyi tarafından kendilerine gönderilen kararları ilk belediye meclisi toplantısında gündemlerine almak zorunluluğundadır. Ancak belediye meclisinde bu kararların kabul edilmesi zorunluluğu yoktur. Belediye meclisi kent konseyinden gelen kararlar için olumlu veya olumsuz karar almakta serbesttir.

Konuya bu şekilde bakıldığında kent konseylerinin yasal işlevleri içinde etkinlik, miting,basın açıklaması yapmak gibi eylemler yoktur.Eğer bu anlamda eylemlerde bulunmak istenirse kent konseyi her çeşit hazırlığı yapabilir,ancak eylemi belediyesiyle birlikte yapmak durumundadırlar.

Buradan açıkça anlaşılacağı gibi kent konseyleri belediyesinden habersiz veya belediyesinin arzu etmediği eylemleri yapamamaktadırlar.

Ancak buradan bir moralsizlik üretilmemelidir. Kent konseyleri bu yasa ve yönetmelik esaslarına göre de katılımcı demokrasi görevini gerektiğinde muhalefet te yaparak yerine getirebilmektedirler. Düzenli bir şekilde halkın konularını toplayarak, bunları çalışma guruplarında değerlendirerek genel kurullarında tartışıp karara bağlamak ve bu kararları düzenli olarak belediye meclisine görüşülmek üzere göndermek bile görevlerini yerine getirmek açısından yeterlidir. O konuda karar erki belediye meclisinde ,dolayısıyla sorumluluk ta belediyelerde olmaktadır.

Belediyelerin çalışma dönemi sonunda, halkın meclisi olan kent konseylerinin aldığı kararlara ne kadar uyum gösterdikleri belli olacaktır.

Örneğin: Halkın, o ilçenin merkezinde yapılmak istenen bir alışveriş merkezini veya dev bir oteli istemediği kent konseyi kararlarında belgelenmiş olacaktır.İşte bu antipatik tesisler ,üstelik imar şartlarında özel tadilatlarda yapılarak gerçekleştirilmiş ise o belediyenin karnesi kötü bir şekilde ortaya çıkacaktır.Yeni dönemde tekrar seçilmek için aynı halktan oy ve destek isteyen belediye yetkililerine o zaman bekledikleri oy verilmeyecektir.Ayrıca dönem esnasında da yapmak istedikleri bazı işler için halktan destek isteme durumu olduğunda yine o desteği bulamayacaklardır.

Dolayısıyla kendilerini seçen halktan kopuk çalışmak zorunda kalmaları bile ,halka en yakın olan yerel yönetim yetkilileri için en büyük ceza olacaktır.

Kent konseylerinin bir belediye gibi olmasına gerek yoktur.Ama belediyenin derneği gibi de olması doğru değildir.

Kent konseyleri lojistik destekleri belediye tarafından sağlanan özerk, özgür yapılaşmalar olmalıdır. Belediye kendilerine mekan, eleman, teçhizat ve gerektiği kadar ekonomik destek sağlamalıdır.Ancak önemli olan ,özellikle elemanların sadece kent konseyine hizmet eden kişiler olmaları, kesinlikle belediyenin bir müdürlüğüne bağlı olmamaları gerekmektedir. Ayrıca yönetmelik biraz daha açıklayıcı olmalıdır. Özellikle yürütme kurulunun yapısı detaylı bir şekilde açıklanmalıdır.

Yani Kent Konseyi Yönetmeliği öyle şekilde düzenlenmelidir ki bu yapı özerk olmalı ve özgür bir şekilde çalışabilmelidir.

Bizim insanlarımız katılımcı demokrasiyi sevecek, benimseyecek ve uygulayabilecektir.

Kısacası bunu sonuna kadar hak etmektedirler.

ARİF ATILGAN KADIKÖY KENT KONSEYİ KURUCU BAŞKANI