Bütünlük ve birlik özelliği ile DİŞİL ENERJİ, Yaratıcının özünden, doğayı, hareketi, devinimi ve çokluğu seyretmektedir. Bu çokluk bir KAOS halinde düzensizlik içindeki düzendir. Uzay benzeri bir boşlukta sıçrayan her bir zerre, içinde, yerleşeceği yerin bilgisini taşıyarak yavaşça aşağı süzülerek, SONSUZ KÜÇÜKTE maddeleşmeye kadar gider. Dişilin; Erilin kalbinden gördüğü ; Kendi yansımasıdır. Eril ise kendi bütünlük ve özünü dişilin kalbinde gördüğünde oluşan bir sevgi patlamasıdır. Yaratıcı SEVGİDİR. Sevginin ise iki kutbu vardır. AY-YILDIZ ile ifadesini bulan bu kavrama anında, yıldızın bir ucunun saat yönündeki döngüsü ile Hilalin bir ucunun tam zıddı yönündeki döngüsünde dans ediyor gibidirler. Zıt yönlü bu iki enerjinin dansı, atmosferimizdeki hava akımlarının yarattığı ‘Fırtınanın Gözündeki’ denge halidir. Bu öz artık ne eril ne de dişildir. Yelkenlide denizin salmaya yaptığı güç ile rüzgârın yelkene yaptığı gücün dengesi gibi bir haldir bu.

Mitolojide anlatıldığı gibi, Kaostan UREANÜS ve GAİA doğmuştur. Fırtınanın gözündeki denge, bir yılan gibi süzülerek tüm kozmosu dolaştığında Ureanüs adını alır. Titreşerek dans eden ise Gaia’dır. Gaia, Ureanüs’e hareket ve titreşimi verendir. Kozmik Yılanın dansıdır Ay-Yıldız. Sonsuz dengede titreşirlerken merkezkaç kuvvet ile çepere doğru çekilerek SONSUZ BÜYÜĞE; Kütle çekim kuvveti ile merkeze doğru hareket edip, SONSUZ KÜÇÜĞE evrilirler. Büyükten küçüğe evrilirken farklı güçlerin etkisi ile titreşimleri de değiştiğinden âlemler ve boyutlar oluşur. Kadim toplumların, içinden kutsal içeceklerini içtikleri bereket boynuzudur bu şekil. Üstten görünümde ‘Daire ve ortasında nokta’ ile sembolize edilir. Sonsuz küçüğe doğru, farklı titreşimlerin oluşturduğu dört nehir kutsal geometriyi hazırlamaktadır. Maddenin dört yapı taşı olan ateşin, havanın, suyun ve toprağın ANTİ MADDELERİ enerjisel halde hazırdırlar. Dört kenarlı karesel yapının içerisine kozmik yılan, kutsal kapıdan süzülerek girer ve ortada GÜNEŞ formunda yer alır. Kutsal Kapı atomik yapı ile enerjetik kozmos arasındaki eşiktir. Bu yapı ‘Mimarlık Amblemi’ olarak ifadesini bulur günümüzde. Eril ve dişil birbirini kesen zıt yönlü üçgenler halindedir. Ancak merkezkaç gücü ile bir santrafüj hareketi yaparak on iki yapraklı lotus çiçeğine dönüşmüşlerdir. On iki zıt yönlü kuvvet, on iki kesişim noktasında on iki TEEMA ya, yani farklı titreşimlerdeki farklı karakterlere dönüşürler.

Yıldızlardan, galaksilerden, birçok güneşlerden oluşan ve dünyamızın da içinde bulunduğu evrenimiz atomlardan oluşmuştur. Üç enerji topunun, kütle çekim kuvveti ile çekirdeği, merkezkaç kuvveti ile elektronu oluşturduğu, bunların birbiri etrafında dönmelerinden oluşan güçle, atomların meydana geldiği, atomlarında yıldızları galaksileri oluşturduğu, adına EVREN dediğimiz bu büyük kütle, Kutsal Geometrinin içinde bir milimetre çapında ki nokta olarak yerini alır. Sonsuz büyüğe evrilen, enerjetik kozmosun ortasında düşüncelerin ve bilmenin hazırlayıcısı, bakışa göre bazen enerji, bazen atom olan kutsal Geometri ve merkezde bir milimetre çapında gibi görünen atomik evrenimiz. Kutsal Geometriye bazen atom bazen de enerjiye dönüşebilme özelliğinden FOTONİK KUŞAK diyebiliriz. Fotonik Kuşak bizim atomik evrenimizle birlikte Enerjik kozmosun ortasında bir DAĞ görünümündedir. Mitoloji bu dağa OLİMPOS DAĞI der. Yumurta şeklinde oluşundan, Kaz Dağı, Mer-i Amon, Meryem’in Yumurtası, İda Dağı, Ada dağı olarak anılır. Dağların kutsallığı bundandır. Daire ortasındaki nokta kutsal işaretidir.

Mitoloji, foton kuşağının kozmosa bakan son halkasına ZEUS der. Hera; Zeus’un dişil yönüdür ve mitoloji onları evli olarak anlatır. Sadece kozmosa bakan mavi elbiseli kutsal Tanrıça HERA’ dır. HERA çeker, ZEUS iter ve yaşamı oluştururlar. Zeus bu itme ve çekmelerle, foton kuşağı içindeki tüm halkalarla birleşir. Her birleşme yeni bir oluşum başlatır. Bu oluşum ve birleşmeler Mitolojide Zeus’un evlilikleri ve çocukları olarak anlatılır. Zeus’un eril ve dişil üçgenleri birleştiren halka olan LETO ile birleşmesinden ikiz çocukları ARTEMİS ve APOLLON doğar. Apollon kırmızı renkle ifade edilen üçgenin tam ortasındaki GÜNEŞ, Artemis, aşağı doğru bakan ve mavi renkle gösterilen ters üçgenin tam ortasındaki daire ile ifadesini bulur. Bizim evrenimiz dengeyi ifade eden güneşin ortasındaki noktadır. Bu nokta yaşam tohumudur. Mitolojik öykülerdeki detaylar kutsal geometriyi tanımlar. On iki yıldız farklı görevleri olan on iki tanrıdır ve bunlar Olimpos’ta otururlar. Bütünsel Yaratıcının on iki farklı TEEMA’sıdırlar.

Tek tanrılı dinler de, bu oluşumdan kendi kutsallarını yaratırlar. Mabetler, camiler dört kenarlı kare yapı üzerine, kozmosun ifadesi olan kubbenin oturtulması ile inşa edilir. Ana salonun tam ortasında şadırvan, ya da atomik evrenimizi temsilen bir yapı veya bir avize bulunur. Ana kapıdan girilen yol sunağa, mihraba kadar gider. Müslümanlar kubbe üzerine HİLAL şeklinde âlem yerleştirirler. Kutsal yol ve güçlerin dağılımı Hristiyanlar’da Katolik Haçı ya da Latin Haçı’dır. Museviler ise on iki yapraklı Lotus çiçeğinin ışıklı yapraklarını Yedi Kollu Şamdan şeklinde yorumlamışlardır. Lotus çiçeği de Budistlerin kutsalı olur. Birçok kadim ve modern şehirler planlarını Kutsal Geometriye uygun yapar. Örneğin Paris, Concord Meydanına büyük bir dönme dolap yerleştirir. Bu dönme dolaba benzeyen Kutsal Geometri’ye eski Türkler ÇARKIFELEK derler. Ortası ise GÖĞÜN GÖBEĞİDİR. Concort’tan Şanz Elize yolu ile Zafer Takı’na ulaşılır. Şanz Elize ‘Cennet Yolu ‘ demektir. Zafer Takı Apollon Güneşinin ortasına yerleşmiştir. Zafer Takı üzerinden on iki yol seyredilir. Şanz Elize’ye girilen Kutsal Kapı’ya Notre Dam kilisesi yerleşmiştir. Kilisenin cephesinde ise Kutsal Geometrik şekil vardır.

Avrupa birliğinin Bayrağı mor renk üzerine on iki yıldızdır. Eril Enerjilerin kırmızısı ile dişilin derin mavisi birlikteliklerinde mora dönüşürler.

KAOS, kavrama anındaki patlama ile BİLİNCE dönüşmemizdir. Tohumun filize, tırtılın kelebeğe dönüştüğü andır bu. Andaki Sonsuzluktur.

GÜLÜMSER ATILGAN KASIM 2019

.