Arif Atılgan

1960’lı yıllar.. Denize gitmek için arkadaş bulamamış, denizle arası iyi olmayan Özkan’ı ikna etmiştim. (Kurbağalı) Deredeki sandalcı (Arap) Saim Ağbiden sandal kiralamıştık.

Dereden çıkıp kıyıya paralel gitmiş, ortalardaki kayanın hizasına gelince sandalın burnunu açığa döndürmüştüm. Denize uzanan Kalamış İskelesinin ucuna doğru devam ettim. İskelenin Kalamış tarafında kalmış, ucuna yakın bir yerde demir (çıpa) atmıştım. Özkan soyunmadı bile. Ben denize girdim. Hafta arası olduğu için ortalık tenha, deniz de çok güzeldi.


Dönme vakti geldiğinde demiri çekmeye başladım. Ancak demir gelmiyordu. Biraz uğraştıktan sonra dalıp bakmaya karar verdim. Aşağı inince gördüm ki demir dibe atılan balık ağlarına takılmış. İpi biraz çektiğimde 1m kadar yukarı gelebilen demir ağlardan kurtulamıyordu. Yukarı çıktım. O sıralarda taşınması moda olan çakımı ağzıma alıp tekrar daldım. Sol elimle yukarı çektiğim demiri tutuyor sağ elimle altındaki ağları rast gele bıçakla kesiyordum. Bir süre sonra hareketlendirdiğim ortamda diğer ağların da yukarı çıktığını ve ayaklarımdan belime kadar vücuduma dolandıklarını fark ettim. Telaşla ve korkuyla demiri bıraktım. Aşağı inen demir üzerindeki ağları da aşağı çekmişti. Ama üzerimdekiler duruyordu. Hareket edersem, kurtulamayacağım şekilde dolanacaklardı. Hareketsiz, dik durmaya çalıştım. Nefesim yetmemeye başlıyordu ama çarem yoktu. Ağlar yavaş yavaş üzerimden aşağı süzülmeye başladılar. Sabırla ama endişeyle bekledim. Son ağ parçasının da ayaklarımın ucundan çıktığını gördüğümde hızla yukarı çıktım.

Özkan dibe doğru bakıyor, belli ki beni görmeye çalışıyor ama derinlikten göremiyordu. Onun bakış açısının dışından çıktığımdan, suyun sesiyle bana baktı. Telaşla ‘Ne oldu Arif?’ dedi. Yakındaki bir iki sandalda bulunanlar da meraklanmışlar, endişeyle bana sorular soruyorlardı. Kısaca anlattım. Korkmuştum.

Sandala çıktım. İpi kesip demiri bırakmaya karar vermiştim. ‘Saim Ağbiye durumu anlatırım’ dedim içimden. Son bir kez ipe asıldım. Aşağıda kopma olduğunu hissettim. Demir gelmeye başladı. Rast gele bıçak atarak ağları yeteri kadar inceltmiştim demek. Sandala aldığım demirin üzerindeki birkaç ağ parçasını attım. Dönüşe geçtik.

Denize atılan balık ağlarının deniz canlılarına zararı olduğu konusu yıllar sonra gündem yapılmıştı. Duyduğumda ‘insanlara da zararı var’ diye geçirmişimdir içimden hep.

Bugün boğulma tehlikesi geçirdiğim Kalamış Koyunda yürüyorum. Buraları 1980’li yıllarda dolduruldu, park yapıldı.

Kalamış’ın Kent Hafızasına katkıda bulunayım istedim.

http://arifatilgan.wixsite.com/arifatilgan ARİF ATILGAN MART 2019