Kitabımın kapak fotoğrafı.. Yeldeğirmenli bakkal Sabahattin Ören çekmiş.. Fotoğraftakiler eşi Hayriye Ören, kızı Nilgün ve oğlu Ergun.


Nilgün-Hayriye-Ergun Ören 1960 Yılında

1960 yılının Mayıs ayı. Güzel bir gün.. Zaman durmuş. Fotoğrafta tabii.. Tek durdurulamayan şey zamandır oysa..

Akıllarına gelir miydi?. Yıllar sonra semtin çocuğu Arif Atılgan bir kitap yazacak ve bu fotoğraf o kitabın kapağını süsleyecek.

Bugün Onlarla konuştuğumda keyifle anımsıyorlar.. Hüzünleniyorlar da.. Ama hüzünleri, durdurulamayan zaman değil emin olun.. Doğanın yok olması.


Nilgün-Hayriye-Ergun Ören 2019 Yılında

Hayriye-Sabahattin Ören çifti.. Semt büyüklerim. Kitabımı armağan etmek için ziyaret ediyorum Onları. Doğayı seven insanlar. Her mahallenin çevresi kırlık bayırlıktı diyorlar. Nefes alınır, dolaşılır, piknik yapılırdı.. Şimdi her taraf apartman.. Nefes de alınamıyor, dolaşılamıyor da.. Evden çıkmak sorun yani..


Sabahattin-Hayriye Ören

Ailenin diğer yakınları Sabahattin Ağbinin kız kardeşi Süheyla Hanım ile kızı Rezzan Hanım. Onlar da evde.. Süheyla Hanım Yeldeğirmeni’nin sevilen bakkallarından Remzi Ağbinin eşi.. Yani onlar da semtlimiz..

Süheyla Hasanbeşeoğlu-Rezzan Hasanbeşeoğlu-Hayriye Ören

Eski yılları konuşuyoruz.. Bugünlere göre yokluk yılları. Hatta yoklukta eşitlik yılları. Mutlulukla yetinmek denebilir.. Isınmak için mangal, soba kullanılıyor. Haberleşme, komşuya seslenme şeklinde.. Veya çocuk gönderip yapılıyor.. Evler alçak. Dolayısıyla sokaklar aydınlık. Güneşli.. Sokaklarda araba yok. Yerler Arnavut kaldırımı taş.. Okul dönüşü çocuklar eve çantayı atıp sokağa fırlıyor. Yaz akşamları kapılara serilen kilimler.. İçilen çaylar.. En önemlisi semtlerin çevresi kır-bayır.. Saymakla da konuşmakla da bitmez.


Sabahattin Ören-Nilgün Ören-Hayriye Ören- Rezzan Hasanbeşeoplu-Süheyla Hasanbeşeoğlu-Ergun Ören

Günümüzde nasıl?.. Sıcak apartman dairelerimizde oturuyoruz. O yıllarla karşılaştırdığımızda her şey otomatik neredeyse.. Ama sıkışık. Binalar, insanlar.. Her şey sıkışık.. Kalabalık.. Fotoğrafın çekildiği noktayı düşünüyoruz. Bir harala.. Bir gürele.. Semtin dibinde zerzevat yetiştirip sokak aralarında satan Ali Dayı yok. Ne bostan kuyusu, ne zerzevat yüklediği atı.. O tarlada şimdi koca bir AVM var. İçinde de hipermarket.

Neyse.. Bunları konuşup tadımızı kaçırmayalım en iyisi.. Kadıköy’de Zaman bitmez.

ARİF ATILGAN arifatilganKENT ve İNSAN ARALIK 2019