Geçtiğimiz hafta sevgili Mücella Yapıcı aradı. ‘Seni Zekiye Hoca (Prof. Zekiye Yenen) arıyor. Telefonunu bulamıyormuş.’ Dedi. Onlar Mimarlar Odasında yıllarca beyin terlettiğim kişilerdendir.

Zekiye Hanımla görüştük. Kadıköy Meydanı Kentsel Tasarım Yarışmasının sonuçlandığını, eşdeğer 3 projenin kazandığını, halk oylaması yapılacağını söyledi.. Kazanan ekiplerden birine danışmanlık yapmış. O ekibin bana projelerini anlatmak istediklerini söyledi. ‘Tabii, sevinirim’ dedim ve onlarla buluştuk.


Önce ekibi tanıtayım: Selahattin Tüysüz (Mimar-Ekip Başı), Hasan Sıtkı Gümüşsoy (Mimar), Erhan Vural (Mimar), Pelin Tüysüz (Mimar), Nursen Gümüşsoy Kısar (Peyzaj Mimarı), Serkan Sınmaz (Şehir Plancısı).


Genç bir grup.. Sanırsınız ki henüz öğrenciler. Ancak çok genç olmalarına rağmen çeşitli yarışmalarda dereceleri var. Örneğin: Ayrı ayrı girdikleri Haliç Yarışmasında grubun yarısı Eminönü, diğer yarısı Karaköy tarafının birincisi olmuş. Yani yaşça genç ama meslekte tecrübeliler.

Heyecanla projelerini anlattılar. Ben de keyifle dinledim.


Yarışma Şartnamesinde Haydarpaşa, alanın dışında tutulmuştu. Onlar, projelerinin içine almışlar. Arkeolojik alanı koruyarak enstitü şeklinde değerlendirmişler. Garı ise Gar olarak bırakıyorlar. Alandaki tarihi binaları koruyorlar. Et Balık Kurumu binasının tescilli olmadığını kabul ederek yıkmışlar. Yerine konacak ünitelerde Et Balık Kurumuna ait satışlar yapılmasını öngörmüşler.


Yeldeğirmeni sahilinden otobüs-minibüsleri kaldırmışlar. Üsküdar tarafından gelen otobüsler bekleme yapmadan yolcu indirip bindirip U dönüşü yapıp gidecekler. Minibüsler Haydarpaşa tarafında bir otoparka alınmışlar. Boşalan alana yeşil içinde Yeme-İçmeciler konmuş. Deniz kıyısı yayalara ait oluyor.

Lastik tekerlekli özel araçlar trafikte var. Üsküdar’dan gelen yolun bir kolu Söğütlüçeşme Caddesine sapıyor. Diğer kolu Mühürdar’a kadar gidip, dönüyor. Alandaki 2 otopark ta engelliler için. Biri Haydarpaşa’da diğeri Mühürdar’da.. Diğer araçlara otopark yok. Yani özel araçla merkeze girmeye zorluk çıkarılmış.

Meydan, Yarışma Alanının ortasında. Karaköy Vapur İskelesinin karşısı.. Yaklaşık 20.000m2’lik bir alan. Alanın içinde Hal Binası ve 100 yıl önce İtalyan otel-restoranı olarak yapılmış bina var. Meydanın ucundan özel araçların ve tramvayın yolu geçiyor. Ancak alanın tamamı ‘Yaya Öncelikli Taralı’. Yani buradan geçen taşıtlar kesinlikle yayalara öncelik vermek zorundalar.

Yarışma Alanını kanatlarını açmış bir kuş gibi düşünürsek gövdesi Meydan oluyor. Bazı mitinglerde burası kullanılıyordu zaten.

Meydanın içindeki Hal Binası korunmuş. Avlusu da dâhil alt katlarında kültürel alan, sergi alanları ve yeme-içmeciler bulunuyor. Tiyatroyu yer altına, konservatuarı üst kata koymuşlar. Konservatuara Haydarpaşa tarafında da ek bina ayırmışlar.

Yanındaki Başöğretmen Atatürk Heykelinin bulunduğu alan Tören Alanı olarak planlanmış.

Tarihi İskele ile Şehremaneti Binaları arasındaki Kadıköy’ün tarihteki meydanı da belirginleşmiş. Sanki eski İskelenin karşısında Eski Meydan, yeni iskelenin karşısında Yeni Meydan oluşturulmuş gibi.


1930’larda yapılan eski park etkin hale getirilmiş. İSKİ’nin arıtma tesisinin bulunduğu alan ise spor alanı olarak değerlendirilmiş. Arıtma Tesisinin 10 yıl içinde burada verimli olamayacağı ve kaldırılacağı düşünülüyormuş. Şartnamenin verdiği inisiyatifi kullanarak, buradaki cami işlenmiş planı dikkate almamışlar.


Bütün sokaklardan kıyıya yürüyerek, trafik engeline uğramadan ulaşılmaktadır.

Alanda tarihi öyküsü olan noktaları anımsatmak için oralara simgelerle işaretler koymuşlar. Örneğin: Kalkedon’un Doğu, Batı, Kuzey, Güney kapılarının olduğu yerlere uygun heykeller düşünülmüş.

Moda tramvay yolu tarihteki Kalkedon Surlarının üzerine denk getirilmiş. Sadece deniz tarafında park içine girmiş. Buradaki surlar eski Kumluk Plajı kıyısından geçermiş. Onu hissettirmek için de oradan trafik yolu geçirilmiş.


Projeyi hazırlarken Kadıköy’e müdahale etmek değil Kadıköy’e uymak anlayışıyla davranmışlar. Müdahalelerin sistemi bozduğunu, tarihten gelen kimlik korunduğunda sistemin kendiliğinden oturduğunu düşünmüşler. Kadıköy’ün kıyısında ne varsa korumak ve oraya iade etmek felsefesiyle çalışmışlar. Bu sebepten de projenin adını ‘İn Situ.’ Koymuşlar. Latince ‘Orada Bulunan, Yerinde Olan’ anlamında..


Ben projeyi beğendim. Tespit etiğim sorunları onlar da tespit etmiş. Çözüm felsefeleri de korumak üzerine olduğundan benimle aynı. Çözüm projeleri düşündüklerimden değişik olabilir. Ama bu çok önemli değil.

Onlar anlattı. Dinledim. Sonunda konuşma sırası bana geldi. Şampiyon olmuş 3 projeden birine eleştiri yapmak hadsizliğinde olmam. Sadece iltifat ve kendimce önerilerde bulundum. Genç arkadaşlarımın beni merakla ve iştahla dinlemeleri karşısında ise duygulandım doğrusu.


Sonunda Onlara dedim ki ‘Projenizi savunurken Kadıköy Meydanına eski entelektüel kimliğini getireceğinizi iddia edin.’ Ve deyin ki ‘Bu kimlik buradan tüm Kadıköy’e sirayet edecektir.’

ARİF ATILGAN arifatilganKENT ve İNSAN KASIM 2020

Not:

-Diğer iki projeyi görmedim.

-Bu projeye bütünlüğünü bozmadan küçük dokunuşlar yapmak isterim. Örneğin:

*Et ve Balık Kurumu binası Kadıköy Kent Müzesi yapılabilir.

*Haydarpaşa’dan Mühürdar’a giden trafik yolu meydanı bölüyor. Meydana sokmadan Altıyol tarafına yönlendirilirse alan daha bütün olabilir.

*Hal Binasının bodrumundaki tiyatro ve üstündeki konservatuar sanki şartnameye antipatik olmamak için konmuş. İkisi de kaldırılıp, binanın üst katları kütüphane yapılabilir.

*Geçtiğimiz yıllarda yok edilen tarihi Kayık İskelesi simgesel olarak tekrar yerine konabilir.