1970’li yılların sonları.. Pangaltı’daki Gala Kulüp yaz mevsimlerinde Bostancı’ya gelmektedir. Deniz kenarında geniş bahçesi olan tarihi bir köşke..

                   Hugnen Köşkü

2 katlı bina sanatçıların kulisi olarak kullanılmaktadır. Verandasının birkaç metre önünde sahne bulunur, sahnenin arkasındaki perde ile konukların köşkü görmeleri engellenmiş olurdu. Sahne önündeki bahçe alanı müşteriler için tefriş edilmişti. 50 metre kadar deniz tarafında bahçenin giriş kapısı yer alırdı.

O yaz sahneye Ajda Pekkan çıkmakta ve her gece mekan full çekmektedir..

Öyle gecelerden biri..

Program devam ederken aniden orkestra elemanları arkadaki kulise gelirler. Ardından Ajda Pekkan.. İzleyicilerin arasında kavga çıkmıştır. Bugün koruma olarak bilinen fedailer işi hallederler. Ancak müşteriler ürkmüşlerdir. Herkes ayaklanmış ve bahçe kapısına doğru yürümektedir.

Patron Behlül Bey mütevazı, özellikle sanatçılara karşı saygılı bir insandır. Bu hayatın içinde büyümüştür. Program yarıda kalırsa kulüp için olumsuz bir propaganda olacaktır. Orkestra elemanlarına ‘sahneye çıkın’ der.. Onlar sahnede yer alıp müzik yapmaya başlarlar.. Ardından Ajda Pekkan’ın odasına girer.. Biraz sonra oda kapısından birlikte çıkarlar. Sahnenin arkasındaki perdenin aralığına kadar tüm kibarlığıyla Ajda Hanıma eşlik eder.

Sahneye çıkan Ajda Pekkan orkestrayla birlikte şarkı söylemeye başlar. Hiçbir şey olmamış gibi.. Bahçedeki insanlar önce durup sahneye bakarlar. Onu dinledikçe yavaş yavaş geriye dönerler ve yerlerine otururlar. 5-10 dakika sonraki ortam hiçbir şey olmamış gibidir. Ajda Pekkan şarkılarıyla insanları geriye çekip yerlerine oturtmayı başarmıştır.

O gece herkes şunu konuşmaktadır.. Şarkıcı olunabilir.. İyi şarkıcı da olunabilir.. Ama Ajda Pekkan olmak kolay değildir..

O köşke gelirsek..

2000’li yılların ikinci yarısında, Haydarpaşa ile ilgili araştırma yaparken Edouard Hugnen’in köşkü olduğunu öğrenmiştim. Yine o yıllarda gözlemci üye olduğum Koruma Kuruluyla inceleme yapmaya gittiğimde binanın metrukleştiğini tespit etmiştim.

                      Köşk Metrukleşmiş

1908 yılında yeni açılan Haydarpaşa Garına umum müdür olan Bay Hügnen, Bostancı’da deniz kıyısında bulunan 10.980 metre karelik arazi içerisine bir kâşane yaptırmıştı. Köşkün içerisi o zamanın yerli ve yabancı eşyalarıyla oldukça lüks bir şekilde tefriş edilmişti. Hugnen, buraya yaz mevsimlerinde Haydarpaşa dalgakıranının iç tarafına bağlı yatıyla, kış mevsimlerinde ise özel kompartımanında oturduğu banliyö treniyle gelirmiş. Bostancı’da trenden indiğinde, kendisini bekleyen fayton onu köşke götürürmüş.

Köşk bodrum kat hariç iki katlıdır. Dışı yığma taş duvar, içerileri ahşaptır. Birkaç basamakla verandaya çıkılarak içeri girilir.

1923 yılında Hugnen ülkesine döner. Ev sonraki tarihlerde bir Rus aileye satılır. Bu sebepten yeni sahiplerden Madam Tamara’nın adıyla da anılır. Yeni sahipler arazinin küçük bir bölümüne apartman yaptırmışlardır.

Hügnen’in Bostancı’daki evi bugün kıyıdaki balık lokantasının arkasında oldukça hırpalanmış bir durumdadır. Burası Kadıköylülerin baktıkları ama görmedikleri, görseler de bilmedikleri yerlerden biridir.

ARİF ATILGAN www.arifatilgan.com MART 2021

Not:

Hugnen’in Evi  http://www.arifatilgan.com/hugnenin-evi/

Hugnen            http://www.arifatilgan.com/1349-2/