Mimarlara Mektuplarım



HAYDARPAŞA GARI’NDAN ANIMSAMALAR
Arif Atılgan

Haydarpaşa Garı 1908 Yılında göreve başladıktan sonra, işlevinin dışında başka bazı hizmetlerde de bulunmuştur. Örneğin: 1914-1918 yılları arasındaki 1. Dünya Savaşı süresi boyunca buradan Anadolu’daki Türk Birlikleri’ne cephane aktarımı yapılmıştı. Özellikle İngiliz İşgal Kuvvetleri’nden gizli olarak mavnalarla Limana getirilen cephaneler, Haydarpaşa Garı’ndan vagonlara yüklenerek Anadolu’ya sevk edilmişti.

6 Eylül 1917 tarihinde yine böyle bir yükleme sırasında bazı kaynaklara göre kaza, bazı kaynaklara göre ise sabotaj sonucu patlayıcı madde aktaran vincin halatlarının boşalmasıyla yere düşen malzemeler infilak etmişti. Bu infilak sonucunda çıkan yangında ise Gar büyük zarar görmüştü. Çatısı tamamen yandığından çatısız kalan binada uzun yıllar insanlara alt katlarda hizmet verilebilmişti.

Haydarpaşa Garı’nın 1917 Yangınından Sonraki Durumu.

1925 yılında çatının kapatılabilmesi için bir proje yarışması düzenlenmişti. Bu yarışmaya Mimar Kemalettin Bey Gar Binası’nın Kuleleri’ni kubemsi bir şekilde tasarlayarak katılmıştı. Mimar A. Nazimi Yaver Bey ise oryantalist bir tarzla hazırladığı projesiyle katılmış ve yarışma sonunda birinci seçilmişti.

Kendisine verilen Birincilik Sertifikasında şunlar yazmaktadır:

Demiryollar Şuunu(1)- Müteferrik Malumat
Haydarpaşa Büyük mevkifinin(2) tamiratına ait proje
[Müsabakada birinciliği kazanmıştır]
Haydarpaşa Garının Tamiratı
Haydarpaşa Büyük mevkifi harp senelerinde vuku bulan bir infilak neticesinde büyük bir rahneye uğramış, bahusus çatı aksamı harap olmuştu. Rahnedar kısımların mütemadiyen tamir ve termimine sarf-ı gayret edildiği gibi çatı tamiratına da teşebbüs olunarak tamiratının zarif, sanat-ı bediaya muvafık ve binanın heyet-i umumiyesiyle mütenasib bir surette icrasını teminen bir müsabaka açılmış, mimarlarımız bu müsabakaya davet edilmişti. Müsabakada birinciliği, bu sahifemizin yukarısında enzar-ı takdire vaz etdiğimiz projesiyle, genç mimarlarımızdan A. Nazimi Yaver Bey kazanmış, kendisine mev’ûd(3) olan nakdi mükafat verilmiştir.
Bu vesile ile, sanatı sayesinde memleketimizin imarı hususunda muvaffakiyetlere mazhar olması temennisiyle genç mimarımızın tasvirini de derc(4) ediyoruz.
( 1Şuun: (Şe’n’in çoğulu) işler, yeni çıkan işler, hadiseler; 2Mevkif: Durak, İstasyon; 3Mev’üd: Vaad olunmuş, söz verilmiş; 4Derc: Neşr,Yayın )
Osmanlıcadan Çeviri: Elif Özgen

A. Nazimi Yaver Beyin Sertifikası.

Çatının kapatılması inşaatına 1927 yılında başlanabilmiş, ancak İdare Gar Binası’nın Çatısını yine eskisi gibi yapmayı tercih etmişti. 1930 lu yıllarda tamamlanan bu inşaattan sonra çatının eski şeklinden tek farkı, belli bir yükseklikten sonra kesilerek sivriliğinin yok edilmesi ve üzerinde düz bir kısım oluşturulması idi.

Haydarpaşa Garı günümüzde de bu şekli ile hizmet etmeye devam etmektedir.

1970 li yıllarda Gar içersindeki büfeler yeni inşa edilmişti. Bir arkadaşım babasının işlettiği büfelerden birinde geceleri çalışıyordu. Bende bazen ona takılıyor, arkadaşlık ediyordum. Gar’ın gece ahalisi daha çok uzun yol yolcuları, turistler, Gar Lokantası’ndan çıkanlar, Gar Çalışanları oluyordu. Büfenin küçük penceresinden dışarıdaki insanlarla yaptığımız kısa sohbetler oldukça keyifli olmakta idi.

Bir keresinde orada hamallık yapan ve Garda sabahlayan evsiz bir vatandaşla sohbet ediyorduk. Söz nereden geldiyse kendisine vergi verip vermediğini sormuştuk. Bize cevap olarak kendinden emin bir tavırla paltosunun içindeki içki şişesini göstermiş ve ‘inhisar vergisi’ verdiğini söyleyivermişti. Yani en basit bir Ülke Gerçeğini, esas vergi gelirlerinin dolaylı vergilerle sağlandığını, onuda en kötü ekonomik durumda olan vatandaşların yüklendiğini çok yalın bir şekilde yüzümüze vurmuştu.

Garlar, gelip geçen yolcuları, çalışanları ve orada barınan evsizleri ile apayrı yaşam alanlarıdır. Zaten bu halleri ile kentlerin süsüdürler. Onlar sadece bina olarak değil içerisinde yaşayan insanlarla birlikte hep var olmalıdırlar.

ARİF ATILGAN Ocak 2009 mimarlara mektup