1970’li yıllar… Pangaltı’da, cadde üstündeki binalardan birinin bodrum katında Gala Kulüp var.. Koridor gibi bir pasajın sonundan aşağı iniliyor. Pek yazılmaz, anlatılmaz ama o yılların Reina’sı, Lalia’sı gibiydi..

                             Gala Kulüp Sağdaki Binalardan Birinin Bodrumundaydı

Sık gittiğimiz bir mekandı. Arkadaşlıklarımız dolayısıyla bazen kuliste bazen de salonda zaman geçirirdik. Grup Doğuş müzik yapardı.

Gece saat 1-2 gibi program biter, salon boşalır. O saatten sonra Grup Doğuş kendileri için müzik yapmaya devam ederdi. Kafalarını dinlediklerini söylerlerdi bu şekilde. Boş salonda bazen kimse olmaz bazen de az sayıda yakınları bulunurdu. Onların içinde de müzisyenler olur, bazıları çıkıp enstrüman çalar, bazıları şarkı söylerdi.

Ben, kardeşim Nihat, Lütfü (Acun)… Benim arabamla giderdik. Sabaha karşı dönerken Vedat Sakman ile Aldo da arabaya binerdi. Aldo’yu Feriköy civarında bıraktıktan sonra Anadolu Yakası’na geçerdik. Önce Lütfü’yü Yeldeğirmeni’ne, sonra Vedat’ı Suadiye’ye bırakıp biz de Küçükyalı’daki evimize gelirdik.

Vedat Sakman’ı tanıtmama gerek yok… Aldo’yu tanıtayım. Grup Doğuş’un her çeşit nefesli saz çalan ve vokal yapan değerli bir elemanıydı. 1980 yılındaki Eurovision Şarkı Yarışmasında Petrol şarkısını söyleyen Ajda Pekkan’a yarışmada vokal yapmıştı.

                                         Gala Kulüpten Bir Anı. Vedat Sakman, Lütfü Acun, Nihat Atılgan, Arif Atılgan, Aldo.

Yaşam şartlarıyla dağıldık… 2006 yılında Vedat’ı Mimarlar Odası’nın Haydarpaşa etkinliklerinde görmüştüm. Sağolsun, etkinliğimizde O da müzik yapmıştı. İskelenin yanındaki çay bahçesinde sohbet etmiştik. Galatasaray’daki Fransız Sokağı’nda müzik yapıyordu. Bir gece eşimle gittik. Sonra yine görüşemedik. Birkaç yıldır Kadıköy’de mekânı var. Ama Corona yüzünden oraya da gidemedim.

2022 yılındayız… TV’lerdeki bir gündüz programında sunucular Zerrin Özer’i konuşuyor. Onu ne kadar eski tanıdıklarını belli etmek için 1990’lardan bahsediyorlar. Yaşları küçük olduğu için daha öncesini bilmiyorlar belli ki.

Yine gidelim 1970’lere… Gala Kulüp’te program bitmiş, salon boşalmış. Grup Doğuş her zamanki gibi sahnede keyif müziği yapıyor. 5-6 kişi oturuyoruz. O gece ilk defa gördüğüm bir kız var masada. Beline kadar uzanan düz sarı saçlı, iri gözlüklü, kilolu, siyah giysili. Güzel bir şey söylendiğinde mutlulukla gülüyor, kötü bir şey söylendiğinde gözleri doluyor. Çok duygusal.

Bir aralık Ona, ‘Hadi sen de şarkı söyle’. Diyorlar. Naz etmeden çıkıyor sahneye. Yabancı dilde caz şarkıları söylüyor. Müthiş güçlü bir sesi var. Müzik terbiyesine de sahip. Acaba ünlü bir şarkıcı da ben mi tanımıyorum diye düşünerek yanımdakilere ‘Kim bu kız?’ diye sorduğumda ‘Tülay Özer’in kardeşi. Şarkıcı değil.’ diyorlar. Tülay Özer o yıllarda oldukça popüler bir şarkıcı. ‘Bu kız yakında ortalığı alt üst eder. Sesi çok güçlü.’ Diyorum. Nitekim bir süre sonra ‘Gönül’ isimli şarkısıyla listelerin tepesine yerleşiyor…

Aradan şu kadar yıl geçiyor…

Gala Kulüp’e gittiğim yıllarda bekârdım. Sonra evlendim. Oğlum oldu. Oğlum büyüdü. O da evlendi. Onun da bir kızı oldu. Geçenlerde oğlum, gelinim ve torunum ailecek Kadıköy’de yemek yemişler. Sonra da Vedat Sakman’ı dinlemek istemişler. İçeride sigara içilmiyor. Torunum da bu tip sanat etkinliklerine alışık. Gitmişler ve keyifli zaman geçirmişler. Vedat, birkaç defa torunuma takılmış hatta.

1970’li yıllarda hep birlikteyken bize bu günleri anlatsalardı ne derdik acaba?..

Neyse… Yıllar, yıllar diyelim…

ARİF ATILGAN https://www.arifatilgan.com MART 2022