Özel günlerde yakınlara kartpostal gönderilen yıllardı.. Yılbaşı yaklaştığında hindi sürüleri, Kurban Bayramı yaklaştığında koyun sürüleri dolaşırdı sokaklarda..

Evler..

Rant yok.. O sebepten her aile ihtiyacı kadar yükseklikte yaptırmış evini. Çoğunluk 1-2 katlı. Tamamı ahşap veya dış duvarlar kâgir, gerisi ahşap yapılar.. Aralarda yangın duvarları var.

Pencere dışlarına çiçek sapına yumurta kabuğu geçirilmiş saksılar konulurdu… Alt kat pencerelerinde çiçek yoksa o evde pencereye oturtulup ayaklarını parmaklık arasından sarkıtacak yaşta çocuk olduğu anlaşılırdı.

                                    Evler

Bir gün sokakta yılan görmüştüm. Demişlerdi ki ‘Her evin yılanı vardır’. Günlerce zor uyumuştum. Terk edilmiş evlere Perili Ev derlerdi. Bir de gece gözüken Sarıklıları olan evler anlatılırdı..

Büyük dış kapıların büyük anahtarları olur.. Kapılarda kapı tokmağı bulunur. Metal tokmağı kaldırıp bırakınca kapıdaki metal parçaya çarparak ses yapar. Tokmaklar çeşit çeşittir. Hayvan kafalı, insan kafalı, çiçekli vs.

                                                              Kapı Tokmağı

Kapı zilleri bisiklet zili gibidir. Dışarıdaki sap çevrilince içerideki mekanizma dönerek çevresindeki çıngırağa ses verdirir.. İki veya üç katlı evlerde kapı çaldığında inip açmak zor olmaktadır. Bunun için üst kattaki ahşap döşeme delinerek aşağıya uzatılan ip kapı kilidinin sapına bağlanır. Zil çalınca camdan bakılır, gelen görülür, ip çekilerek aşağıdaki kapı açılır.. Anahtar taşımaya üşenenler kapıya delinen delikten dışarıya da ip çıkarırlardı. Nasıl olsa yabancılar girmezdi..

Eve girince ayakkabılar için Taşlık bulunur. Sonra tüm kapıların açıldığı ortadaki Sofaya girilir. Odaların fonksiyonları vardır. Misafir Odası, Oturma Odası, Yatak Odası ve hatta Yemek Odası.. Ayrıca Mutfak.. Birden fazla katlı evlerde helâ veya yüznumara denilen Tuvalet merdiven altında olurdu.

Bodrum katların tabanı topraktır. Buralar kömürlük olarak kullanılırdı. Varsa evin yılanı da burada ikamet ediyordu sanırım.

Misafir Odasının ve Oturma Odasının duvarlarına kesinlikle asılan iki şey vardı. Biri Atatürk’ün fotoğrafı diğeri Kuran-ı Kerim..

Misafir Odası genellikle koltuk, sehpa gibi alafranga eşyalarla tefriş edilir. Ev halkı tarafından kullanılmayan, bu sebeple eşyaların üzeri örtülü duran bu mekân, evin hanımının Gününde veya özel misafir geldiğinde kullanılırdı. Kadınlar Gününde evin hanımı kadın yakınlarını ağırlardı. Özel misafire örnek ise kız istemeye gelinmesi ve dini bayramlardır.

Ortaokulda bazı öğretmenlerim annemin arkadaşıydı. Gününe, bana zayıf veren bir öğretmen veya sokakta yaramazlık yaptığımız için başımıza su dökmüş bir komşumuz geldiyse eve girmemi yasaklardı.

                     Seki

Oturma Odasında seki bulunur. Yatak Odası sayısı yetersizse seki yerine divan konur. O divan gece yatak yapılır. Soba, radyo, kül tablosu gibi yaşamda kullanılan eşyalar Oturma Odasında bulunur. Samimi misafirler orada ağırlanır. Soba odanın iç tarafındaki köşededir, en önemli eşya olan radyo ise baş köşede.. Evin kedisi varsa kışın sobanın yanına kıvrılır, yaz mevsiminde pencere önüne..

                    Divan

Yemek sonrası evin büyükleri kahvelerini içer, çocuklara telvesi düşer. Kahve çekirdek olarak alınır, evde kavrulur, sonra el değirmeninde öğütülür.

                      Kahve Değirmeni

Ev iki katlıysa üstteki cumbalı oda Oturma Odası yapılır. Cumbaya yerleştirilen seki üzerine oturup iki yandaki pencerelerden sokağı izlemek müthiş bir keyiftir.. Salı Pazarı bizim sokağa kurulurdu o yıllar. Cumbadan pazarı izlemekten çok hoşlanırdım. Bir de akşamları bitişik evin cumbasına oturan komşumuz Kosta’yla yan pencerelerden hayallerimizi konuşmaya..

                         Cumba

Yemek Odası çoğu evde yoktu. Çok odalı evlerde bulunurdu. Olmayan evlerde kış mevsiminde Oturma Odasında, yaz mevsiminde Sofada yemek yenirdi.

1950’lerin sonlarına kadar çoğu evde yer sofrası kurulmuştur. Yere sofra örtüsü serilir, ortasına ahşap kasnak konur, kasnağın üzerine geniş bir sini yerleştirilirdi. Tüm aile yere oturup örtüyü dizinin üzerine örterdi. Böylelikle yere kırık dökülmez. Evin hanımı yanına koyduğu yemek tenceresinden tabaklara servis yapar. Yemek sonrası örtü bahçeye silkelenir. Varsa evin tavukları, yoksa doğanın kuşları kırıklardan yararlanırlar.

                                       Yer Sofrası

1960’lı yıllarda babam erken kalkar, çayı yapar, kapının altından atılmış olan gazeteleri okurdu. Biz çocuklar kimimiz okula, kimimiz işe gitmek üzere giyinip dışarı fırlardık.. Tabii sofadan geçerek.. Her birimizin vapur saati değişik olduğu için ayrı ayrı çıkardık.. Kahvaltı yapacak zamanımız olmazdı. Babam sofadaki yemek masasının üzerine koyduğu kahvaltıyı kimsenin yemeyeceğini bilir, su bardağına doldurduğu bol şekerli ve bol limonlu çayı içmemizi sağlardı. Enerji alabilmemiz için..

Tuvalet alaturka taşlıdır. Banyo genellikle tuvaletin içindeki alanda yapılır. Ya gazocağında ısıtılan bir kazan suyla ya da katı yakıtla ısınan bakır termosifonun suyuyla yıkanılır.

                              Bakır Termosifon

Mutfaklar çoğunlukla bahçeye açılır. Buzdolabı yoktur. Onun yerine bahçede kuyu vardır. Özel durumlarda kovaya buzcudan alınan buz konarak bu iş halledilir. Tel dolap kullanılır. Tel dolap, yemekleri dışarıdaki böcek, sinek, haşarattan korumaya yarar. Yiyecekler turşu, reçel, kavurma yapılarak saklanır. Yemekler gazocağında pişirilir. Tezgâhın üstündeki duvara sergen asılır, raflarına tabak, tencere konur.

                                                Sergen

Bugünün şartlarıyla karşılaştırıldığında oldukça nahif bir çevrede zor bir yaşam.. Ama birlikte ve mutlu.. Günümüzde tercih edilir mi bilemem. Unutulmadan Kent Hafızasına yerleştirelim istedim.

ARİF ATILGAN https://www.arifatilgan.com MAYIS 2021