Parlamenter sistem varken koalisyon pazarlıkları yapılırdı. Ortak olacak partilerin ilk istekleri Bayındırlık ve İskân Bakanlığıydı. En çok inşaat ihaleleri oradaydı çünkü.. Günümüzde Cumhurbaşkanlığı sistemi var. Cumhurbaşkanı 2 yıl önce Kasım ayında tasarruf tedbirleri açıklayıp başlamayan inşaatlara başlanmayacağını söylemişti. Aksine hemen kamu inşaatları başlamıştı. Çünkü: Yıl sonunda harcanmayan bütçe hazineye devrolur.. Bina yöneticileri 10 daireli apartmanda da 1000 daireli site de sık sık inşaat-onarım işleri yaparlar.. İnşaat, ülkemizde en kolay nemalanılan alandır. Bu gerçeği bilelim.


1960’larda inşaatçılık emekleme çağındaydı. 1970’lerde biraz kendine geldi.

İlk Yapı Yönetmeliği 1974’te çıktı. Beton olarak B160 kullanılırdı.. 160kg/cm2 basınca mukavim beton demek. Ancak elle karılan harçlar taş çatlasa B100 çıkardı. Yuvarlak demir vardı. Uçlarına kanca yapılmazsa işe yaramaz. Ama demirciler kanca yapmaya üşenirdi. Yine de o yılların inşaatları düzgün yapıldığında sağlamdırlar.

1980’lerde müteahhitler kaşarlanmıştı. Belediye yetkilileri de. Hatta arsa sahipleri, daire satın alanlar.. İddia ederim. En kötü binalar 1980’lerde yapılmıştır.Kaçak katlar, kaçak bina büyültmeler..

1990’larda hazır beton çıktı. Bence devrimdir. Beton yapımı mağara devrinden çıkmıştı.

1998’de yeni Yapı Yönetmeliği yayınlandı. Bu yönetmelik sonraki yıllarda daha iyi hale getirildi. Deprem gerçeğiyle.. Bütün eleştirilere rağmen yararı olmuştur. Artık nervürlü demir ile hazır beton vardır.

1990’lardaki hazır beton ve 2000’lerdeki nervürlü demir ile yeni Yapı Yönetmeliği inşaatçılığı bir şekle sokmuştur. Önce Jeoloji Mühendisi zemini sondajla inceliyor, tespit yapıyor. Hatta taşıyıcı sistem için öneride bulunuyor. Daha sonra o bilgilere göre projeler hazırlanıyor, ruhsat alınıyor. İnşaata başlanıyor. İnşaat sürecinde de her safhada denetçiler denetliyor. Beton ve demir laboratuarda inceleniyor.

Eski binalardan ilk önce 1980’li yıllarda yapılanlar Kentsel Dönüşüme sokulmalıdır. Sonra en eskiden en yeniye veya çok riskliden az riskliye..

Sorun olduğunda müteahhit ile fenni mesul veya yapı denetimciler yargıya gönderilir. Hâlbuki belediye yetkililerinin haberi olmadan inşaatta hiçbir şey yapılamaz.

Kamu İdaresinin yaptığı inşaatlarda ise görüntü başkadır. Projelerini serbest mimar-mühendislere hazırlatırlar. Ama denetimi idare kendi bünyesinde yapar. Hem yapar hem denetler yani.

Belediye yetkililerini de Kamu İdaresi yetkililerini de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu korur.

Bir de piyasada artık yuvarlak demir satılmamalıdır.

Önemle değinmek istediğim diğer konu bitmiş binalardır. Binalar kullanılmaya başladıktan sonra her çeşit olumsuz müdahaleye tabi tutulurlar. Kolon-kiriş tıraşlanır, kesilir, delinir.. Çatı arasına hesap yapılmadan su depoları konur.. Bodrum katlara konan su depoları ve onarımı yapılmayan su patlakları taşıyıcı sistemdeki demirleri korozyona uğratır.. Yığma binalarda taşıyıcı olan, betonarme binalarda taşıyıcı olmayan ve çatılarda çatıyı taşıyan duvarlar kaldırılır.. Ve daha akla gelmeyen önemli-önemsiz bir çok müdahale..

Bu sebeplerden binalar kullanılmaya başladıktan sonra da denetlenmelidir.. Her binanın sorumlu mimarı olmalıdır. En basit onarım bile Ona bildirilmeli, Onun izni ile müdahale yapılmalı, yapılan her işlem binanın belediyedeki dosyasına işlenmelidir. Tapudaki kütük gibi belediyede de bir kütük oluşturulmalıdır.

Hepsinden öte binalarda periyodik bakım yapılmalıdır. Her elemanının ömrü belirlenmeli, onarılacaklar onarılmalı, yenilenecekler yenilenmelidir Bütün bunlar yasa-yönetmeliklere konmalıdır.

Depremde veya durduğu yerde yıkılan binaların yıkılma sebebi bazen sonradan yapılan olumsuz müdahaleler olmaktadır.

Herkes olanla ilgileniyor. Ben olacaklarla. Olacakları önlersek olan olmaz zaten.

ARİF ATILGAN KASIM 2020