Arif Atılgan

Kentsel Dönüşüm uygulamalarında müteahhilerin yetersiz sermaye ile işe başlamasından dolayı insanlar mağdur oldular. Çok sayıda kişi evlerini müteahhide vererek başka konuta kiracı olarak taşındı. Ancak bir süre sonra satış yapamayan müteahhit parasız kalıyor, hem inşaatı yarıda bırakıyor hem de mülk sahiplerinin kiralarını veremiyor.. İnsanlar kendi evlerinde rahat yaşarken bir anda evsiz kaldılar, kiracı konumuna girdiler.


Binaların inşasına gelirsek..

Yıllardır her isteyen müteahhitlik yapabilmektedir. Ayrıca müteahhit hem işi yapan hem de ticareti yapan pozisyonundadır.

Hâlbuki iş sahibi inşaatçıdır. İnşaatçı inşaatın ticaretini yapan patrondur. İşi bilmesi ve uğraşması beklenmemelidir.

Müteahhit ise işi bilen ve yapandır. İnşaatçıya inşaatı yaparak teslim eder. İnşaatçı ile müteahhit ayrılmalıdır. Özel durumlarda aynı kişi hem inşaatçı hem müteahhit olabilir.

Müteahhitlik sistemi değiştirilmelidir.

Devlet ihalelerindeki karne sistemi piyasada da uygulanmalıdır. Bu sistemde piyasadan yetişenler taşeronluk işlerinin faturalarını toplayarak karne alır. Daha sonra iş yaptıkça karnesinin miktarına eklenir. Bu şekilde iş yapabilme sınırı yükselir. Mimar-mühendis gibi teknik elemanlara ise yüksek miktarlı karne verilir. Amaç teknik insanları uygulamanın içinde tutmaktır. Bu sistemde Devlet, inşaatçı yani patron durumundadır.

Diğer yandan 1960’lı yıllarda Yap-Sat usulüyle yapılan inşaat işleri bugün Sat-Yap usulüne dönmüştür. İnşaat yapanlar işe sermayesiz başlamakta, proje üzerinden yaptıkları satışla inşaatı yapmaktadırlar. Bu durumda yeterli satış yapamadıklarında inşaat yarım kalmakta hem arsa sahipleri hem de konut satın alanlar mağdur olmaktadırlar.

İnşaatçılık sermayesiz yapılmamalıdır. İnşaat yaparak kazanç elde etmek isteyen kişi işin başında inşaat maliyeti kadar parayı teminat göstermelidir.

Her canı isteyen inşaatçı olamamalıdır.

ARİF ATILGAN EKİM 2019 arifatilganKENT ve İNSAN