Arif Atılgan

Bugüne kadar kimsenin değinmediği önemli bir konuya değinmek istiyorum.. Binaların kullanılması.. Daha doğrusu sorumsuzca hatta cahilce kullanılması..

Binalarımız inşa edilip sahiplerine teslim edildikten sonra tam bir ‘Saldım çayıra, Mevla’m kayıra’ anlayışı güdülüyor. Nasıl kullanıldığına kimse karışmıyor. Binalar dört dörtlük inşa edilseler de kullanım sırasında hasarlı hale getirilmektedirler. Üstelik bunların çoğu dekorasyon amacıyla yapılmaktadır.

Bu anlamda yapılanları aşağıya sıralıyorum:

-Kolon, kirişlerin tıraşlanması: Kolon, kirişlerin duvarlardan daha kalın olmaları dolayısıyla yaptıkları çıkıntılar kesilip dümdüz bir duvar elde ediliyor. Bu arada demirler de kesilip atılıyor. En çok görülen uygulamadır.

-Kolon, kiriş kesilmesi: Daha çok kolonlara yapılıyor. Özellikle alt katlarda ortaya gelen kolon olduğunda o kolon kesilip atılıyor. Sözüm ona daha ferah bir mekân elde ediliyor. İşyerleri de bu uygulamayı yapıyor. Kurumsal ve saygın bilinenlerini yazmayacağım.

-Kolon, kiriş delinmesi: Bu durum daha çok doğal gazcılar tarafından yapılıyor. Boruyu en kolay geçirecekleri noktada kolon veya kirişi deliyorlar. Tabii bu arada demirler de kesiliyor. Çok görülen uygulamalardandır.

-Çatı arasına konan su depoları: Akıntıyla betonarme içindeki demirlere zarar vermektedirler. Ayrıca binanın ağırlık merkezini değiştirmektedirler.

-Bodrum kata yapılan su depoları: Buhar ve rutubet yaparak perde betondaki demirleri çürütmektedir. Bu sebepten birçok binanın bodrum katıyla üst katların taşıyıcı sistemi birbirinden kopmuş durumdadır.

-Konutlarda su patlağı: Tesisatın sahibi olanlar aldırış etmezler. Zira zarar alt kattakileredir. Bodrum katın üzerinde oturanlarsa hiç ilgilenmezler. Zira altta rahatsız olan da yoktur. Ancak rutubet betonun demirini çürütür. Dolayısıyla tüm binaya zarar verilmektedir.

-Yığma binalarda duvar kaldırılması: Özellikle eski eser yığma binalarda alt katlardaki işyerleri geniş mekân elde etmek için duvarları kaldırırlar. Hâlbuki o duvarlar taşıyıcı sistemin parçasıdırlar.

-Betonarme binalarda duvar kaldırılması: Duvarlar taşıyıcı değildir. Bölme görevi yaparlar. Ancak deprem anında yatay sarsıntıda sisteme yardımları vardır. Kaldırılan duvarlar dolayısıyla binaya zarar verilmiş olunur.

-Çatı katlarında çatının yüklendiği duvar, kolon gibi elemanların kaldırılması: Çatının deprem bile beklemeden hareketlenmesine sebep olur.


2000’li Yıllarda Deprem Paneli Yapılan Bir Salonun Lobisinin Tavanı. Rutubet Sadece Betona Değil, Elektrik Tesisatına da Bulaşmış

Bunların dışında akla gelmeyen veya yazmaya değer bulmadığım çeşitli yanlış kullanımlar yapılmaktadır.

Binalar kullanılırken de kontrol edilmeye devam edilmelidir. Her binanın bir sorumlu mimarı olmalı, bina içinde yapılan en küçük değişiklik sorumlu mimarına bildirilmelidir. Bu kişinin izni ile değişiklik yapılabilmeli, yapılan her değişiklik belediyedeki dosyasına işlenmelidir. Belediyedeki bina dosyası o binanın kütüğü gibi olmalı, kullanılmaya başlandıktan sonra yapılan her işlem dosyasında görülebilmelidir.

Diğer yandan arabalarımız gibi binalara da periyodik bakım yapılmalıdır. Zira her parçasının belli ömrü vardır.

Yaşadığımız binaların doğru kullanılması yasa-yönetmeliklerle sağlanmalı, kişilerin keyfine bırakılmamalıdır.

ARİF ATILGAN EKİM 2019 arifatilganKENT ve İNSAN