Onu 1970’li yıllarda Mimarlara Mektup dergisine yazdığı yazılarla tanımıştım. Özellikle o yıllarda Denizli’de yaşanan depremle ilgili yazıları ilgimi çekiyordu.. Hoş bir üslubu vardı. Yani benim hafızama önce bir yazar olarak kaydedilmiştir Cengiz Ağbi..

1990’lı yıllarda Eski Foça’da eşim ve oğlumla balık lokantasındaydık. Lokantanın sahibi bir kadındı.. Masamıza servis yaparken, yanındaki kişiye ilerideki masayı işaret edip ‘Cengiz Bektaş burada’ diyordu. Henüz tanışmıyorduk kendisiyle. Onun da benim de mimar olmamdan keyiflenmiştim.

2000’li yıllarda Mimarlar Odasında yöneticilik yıllarım başladı. Cengiz Bektaş’la birlikte çok sayıda çalışmaların, etkinliklerin içersinde olduk. Çok iyi dost olmuştuk.


Niyazi Duranay, Aydın Boysan ve Cengiz Bektaş İle Bir Anı. Bugün Üçü de Aramızda Değil.

2011 yılında Mimarlar Odasının Kadıköy Temsilciliğinde Maltepe Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğrencilerine Yaz Okulu eğitimi veriyordum. Konumuz Üsküdar’daki Valide-i Atik Külliyesiydi. Doğal olarak, Üsküdarlı duayen mimar Cengiz Bektaş’ı davet etmiştim öğrencilere sunum yapması için. Konu belirlememiştim. Üsküdar temalı bir şeyler anlatır diye düşünüyordum.

Cengiz Ağbi, Kuş Evleriyle ilgili bir sunum yapmıştı. Özel bir konuydu. Şaşırmıştım. Ancak anlattıkça ben de, öğrenciler de, öğretmenleri de o kadar keyiflenmiştik ki.. O sunumdan sonra daha önce hiç dikkat etmediğim tarihi binalardaki Kuş Evlerini fotoğraflamaya başladığımı itiraf etmeliyim.


Öğrenciler ve Öğretmenleriyle Yemekteyiz. Masanın Ucunda Cengiz Bektaş İle Ben.

Çok anımız vardır..

Kuzguncuk’a yerleşmişti. Bir mahalleye.. ‘Yaşam standardımın üst çizgisini sınırladım’.. ‘Taşınırken komşular yardım etti’.. Diyordu.. Bu iki cümleden daha güzel Mahalle Sevgisi ve Mahalle anlatılamaz..

Ailesine, Kuzguncuklulara, yazarlar camiasına ve Onun esas mahallesi olan Mimarlık Camiasına Başsağlığı Diliyorum.

Cengiz Bektaş’ı unutmayacağız.

ARİF ATILGAN 20.03.2020