Cemil Topuzlu.. 1866 yılında doğar.. 1886’da yüzbaşı rütbesiyle doktor olur. 1890’da Haydarpaşa Askeri Hastanesinde doktorluğa, Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de öğretmenliğe başlar.

1891 yılında Şeyhulisman Cemalettin Efendinin kızı Ayşe Aliye ile evlenir.

1912-1914 ve 1919-1920 yılları arasında iki defa İstanbul Şehremeni (Belediye Başkanı) olur. Damat Ferit Paşa hükümetinde Nafıa Nazırlığı yapar.

Dedelerinin, Fatihin topuzunu taşıdığı bilgisi dolayısıyla Topuzlu soyadını alır.

1958 yılında ölür. O yıl adı Açık Hava Tiyatrosuna verilir. Sanırım yine o yıl, köşkün bulunduğu Çiftehavuzlar Caddesinin adı Cemil Topuzlu Caddesi olarak değiştirilmiştir.


Cemil Topuzlu Köşkü Deniz Cephesi

Konumuz Cemil Topuzlu’nun köşkü.. 1970’li yıllarda bahçesinde yarış atları gördüğüm köşk..

1900 yılında inşa edilmiştir. Çifehavuzlar sahilinde denize 165m kıyısı olan, 30 dönümlük bir arazinin içindedir. Tasarımı dönemin tanınmış mimarı Alexandre Vallaury tarafından yapılmıştır. Mimar Vedat Tek inşaatına yardımcı olmuş. Kabaca 15m/20m oturması olan bina 4 katlıdır. Art nouveau süslemeleri vardır. Zemin katı kâgir, üst katları ahşaptır. Binaya 1. Kattan girilir. Bahçe kotundan iki kollu merdivenle köşkün girişine çıkılır. Evin girişi üzerinde iki kat yüksekliğinde ahşap kemerli bir rüzgârlık vardır. Üzeri balkondur. Köşesindeki merdiven kulesi binaya şato görüntüsü vermektedir. Deniz tarafındaki cephesinin 1. ve 2. katlarında geniş balkonlar bulunur. Pencere üstlerine saçaklar konmuştur. İç mekânlar simetrik değildir. Köşkün bahçe duvarlarındaki yılanlı demir parmaklılar Cemil Beyin doktorluğunun simgesidir. İçeride kullanılan malzemelerin çoğu Fransa’dan getirilmiştir.


Cemil Topuzlu Köşkü Cadde Cephesi

Köşkün bahçesi de köşk kadar önemsenmiştir. Cemil Beyin torunu Cemalettin Topuzlu, ‘Bahçenin bilimsel olarak yapıldığını, tüm ağaçların yerinin kayıtlı olduğunu, bazılarının yazın bazılarının kışın meyve verdiklerini, bu suretle buradaki habitatta yaşayan canlıların ama özellikle kuşların her mevsimde yiyecek bulmalarının sağlandığını’ söylemektedir. Bahçede klasik ve romantik heykeller bulunmaktadır. Deniz kıyısında Deniz Köşkü ve iskelesi vardır. Deniz Köşkü de art nouveau süslemeli bir dağ evi şeklindedir. Cadde tarafında ise ahırlar bulunur.


1982 Yılında Koruluk Olan Bahçede Bugün Apartmanlar Var

Cemil Topuzlu Köşkü ile ilgili anlatılan bir olay vardır.. Sadrazam Gazi Ahmed Muhtar Paşa buradan geçerken köşkü görür. Çok beğenir. Cemil Beyi yanına çağırır. Cemil bey kendisinin doktorudur. Paşanın hasta olduğunu sanır. Yanına gider. Sadrazam ‘Kendine bu kadar güzel ev yaptığına göre İstanbul’u da güzel yaparsın. Sana Belediye Başkanlığı teklif ediyorum’ der. Kendisinin doktor olduğunu, şehirci olmadığını söylemesine rağmen İstanbul’a belediye başkanı olur.


İçerden Görünüş

Hâlbuki Köşkün kendi öyküsü baştan sona etkileyicidir. Ve de acıklı.. Sahiplerine ayrı ayrı bakalım.

Cemil Bey, ‘Ömrüm boyunca burada oturmak istiyorum’ dediği köşkte ömrü boyunca oturamamıştır. Uzun yıllar zorunlu olarak yurt dışında kalmıştır. Birlikte yaşadığı kızı bir albayla evlenmiş. Damadının verdiği rahatsızlık dolayısıyla köşkü Hayri İpar’a satmıştır.

1931 yılında İpar ailesi köşkün sahibi olur olmaz sosyeteye girmiş. Burada parlak bir yaşam oluşturulmuş.. Ancak aile fertlerinin sonları hiç de parlak bitmemiştir.. 2. Dünya Savaşı sonrası Hayri İpar ABD’ye kaçar. Köşkü eşi Tevhide İpar’a verir. Oğullardan Mehmet İpar 1950’de intihar eder. Diğer oğlu Ali İpar işlerin başındadır. O da 27 Mayıs 1960 darbesinde Yassıada’da yargılanır. Hapis yatar. Gemileri çürür, hurdaya çıkar. Hayri İpar duyduklarından hasta olur. 1966’da tedaviye gittiği Almanya’da ölür. Kızlarından Muazzez İpar 1972’de intihar eder. 1976’da kızlardan Şaziye İpar ölür. Köşkü satabilmek için anneleri Tevhide Hanıma ‘Akıl sağlığı yerinde değil’ raporu alırlar. Bu işle bekâr kız kardeş Selma İpar uğraşır. Köşk Cevher Özden’e satılır. 1984 de Tevhide İpar hastalanıp ölür. Diğer kız Muzaffer Menteş kardeşlerine karşı dava açar. Kazanamaz. O da 1990larda ölür. Selma İpar 2005’de parasız bir şekilde hizmetçisinin evinde ölür. Ali İpar 2015’de Brezilyada ölür.

1980 yılında köşkün yeni sahibi Banker Kastelli olarak ün yapan Cevher Özden’dir. ‘Buraya inşaat yapacak’ söylentilerine karşılık ‘İnşaat yapmayacağım. Ailemle burada oturacağım’ der. 1982 yılında Bankerler Krizi çıkınca yurt dışına kaçar. Getirilir. Yargılanır. Hapse girer. Çıkar. Ağbisi Ali Özden Onun ilk mahkemesini izlerken kalp krizi geçirir ve ölür. Cevher Bey tahliye olur. 1986’da araziye imar izni alınır. Ağaçlar kesilir. Köşkün etrafına apartmanlar yapılır. O yıllarda önündeki deniz doldurulmuş, sahile yeşil alan yapılmıştır. Köşk satılır. 2008 yılında Cevher Özden intihar eder.

1997 yılında Şadan Kalkavan-Mehmet Nazif Günal ortaklığı, köşkü Cevher Özden’den satın alır. 2015 yılında Şadan Kalkavan kalp ameliyatı sonrası ölür.


Köşkün Boş Hali

Bugün Köşk metruk durumdadır. Ağaçların kesildiği bahçede apartmanlar bulunmaktadır.

Neredeyse bütün gösterişli köşklerin ve yalıların benzer öykülerinin olması tesadüf müdür? Para.. Işıltı.. Ün.. Prestij.. Bir süre sonra sahibi paraya değil, para sahibine hükmediyor sanki..

ARİF ATILGAN arifatilganKENT ve İNSAN MAYIS 2020