Mimarlara Mektuplarım



MODA’DA KÜÇÜK BAHÇE
Arif Atılgan

 

Kentlerde öyle parçacıklar vardır ki kent içersindeki yaşantımıza çok kolaylıklar sağlarlar. Ancak bizler onların bulundukları yerlerde hep var olduklarını düşünürüz. Ne zaman nasıl oluştuklarını pek düşünmez ve bu sebepten olsa gerek fazla önemsemeyiz. Bu Kent Parçaları karşımıza daha çok köprü, geçit, park, meydan vs şeklinde çıkabilmektedirler.

 

Sivil mimari merakımın yanında, onunla ilişkisi dolayısıyla olsa gerek, yine halkın kullandığı bu kent parçalarına da merakımın olduğunu ifade etmek isterim. Onların ne zaman, nasıl, niçin, kimler tarafından yapıldıklarını araştırmak, öğrenmek bana her zaman heyecan vermiştir.

 

Modada iskeleye inerken yolun sağ tarafında, Koço Lokantasının karşısında kalan üçgen alandaki küçük bahçeden bahsetmek istiyorum bu sayıda. Moda burnundan gelenlerin bir merdivenle İskele kotuna inmelerini, dondurmacılardan aşağıya doğru gelenlerin ise ferah bir şekilde denize yürümelerini sağlamaktadır bu küçük bahçe.

 

   Günümüzde Moda Parterini Sağda
1924 yılında buradaki sahilde odun deposu ve balıkçı kahvesi bulunmaktadır. Onların arkasında ise yokuş yukarı çıkan İskele Yolu boyunca, sol tarafta bu üçgen alan adeta bir çöplük durumundadır. Üst taraftaki evlerden çöp atılan alanda derme çatma balıkçı, tenekeci ve kundura tamircilerinin kulübeleri bulunmaktadır. O yıllarda yoğun kullanılmakta olan Moda İskelesinden çıkan vapur yolcuları kötü görünen ve kokan bu bölgeden geçmek zorunda kalmaktadırlar.
Yaşadığı yıllarda, Kadıköy’le ilgili birçok hayırlı çalışma yapmış olan Süreyya Paşa ( İlmen ) bu konunun da farkına varmıştır. Çözüm için ilk olarak kendi önerisiyle birlikte Belediye Başkanı Emin Beye konuyu açmıştır. Aslında Süreyya İlmen Kadıköy’den Fenerbahçe’ye kadar deniz kıyısından bir yürüyüş yolu hayal etmektedir. Kendisi, Fransa’nın Nice Sahilinde gördüğü gezinti bulvarının bir benzerinin Kadıköy’de de olmasını düşünmektedir. Bu yolun parçası olarak da Moda Burnundan İskeleye burada inşa edilecek bir merdivenle inilerek ulaşılabilmesi gerekmektedir. Önce merdiven için Belediye Başkanını ikna etmiş ancak istemediği halde merdivenin inşası işi kendisine verilmiştir. Süreyya Sinemasının inşaatında görev almış olan Mimar-Mühendis Kavafyan Efendinin projelendirdiği merdiven 1200 Liraya mal olmuştur. Süreyya İlmen 600 Lira bedelle aldığı bu işte de diğer bütün kent için yaptığı işlerde olduğu gibi mutlu bir şekilde zarar etmiştir. Merdivenin hizmete girmesinden sonra civardaki esnafı merdiven altına yerleştirerek onların da gönüllerinin hoşnut olmasını sağlamıştır.

 

Daha sonra sıra üst taraftaki üçgen alanın rehabilite edilmesine geldiğinde Belediye Başkanı değişmiş ve Başkanlık görevi Emin Beyden Muhittin Bey’e devir olmuştur. O yıllarda özel mülkiyetli olan bu arsanın üzerine büyük bir apartman inşa edilmek istenmektedir. Böyle bir inşaat yapıldığında Moda İskelesine inerken deniz gözükmeyecek, insanlar adeta sokak arasından vapura binmeye gitmek zorunda kalacaklardı. Bu sebepten dolayı önce arsanın istimlâki gerekmektedir. Bu amaç uzun uğraşlardan sonra Belediye tarafından gerçekleştirilebilmişti.

 

Süreyya Bey Belediyenin mülkiyetine geçen arsanın sivri köşesini kestirmiş, etrafına beton duvarla parmaklık yaptırmış, içersine çim ektirmiş, ortasına da mozaik bir panoya MODA yazdırmıştır. Bu işler için de o yıllarda 1000 lira harcama yapmıştır. Ancak daha sonra kıyıdaki odun deposunun yerine Moda Deniz Kulübü Binası yapılması Süreyya İlmen’in keyfini az da olsa kaçırmıştı. Zira Onun amacı Moda İskelesine inerken deniz ve Fenerbahçe Burnu’nun rahat bir şekilde görünmesinin sağlanması idi. Süreyya Paşa’nın anılarında alafranga adıyla Moda Parteri olarak bahsedilen bu alan, bugün ağaçlandırılmış ve içersine küçük bir gönüllü evi ile trafo merkezi yerleştirilmiş bir durumdadır. Ama yine de düzenlendiği günkü amacını sağlayabilmektedir.

 

Yapıldığı Günlerde Moda Parterini

 

1960 lı yıllar benim öğrencilik yıllarımdı. Bu yokuştan Moda İskelesindeki vapura değil ama Çay Bahçesine defalarca gidip gelmişimdir. O zamanlar Çay Bahçesinin hoparlörlerinden en çok duyduğumuz şarkı Marc Aryan’ın Moda Yolunda isimli şarkısıydı. O şarkıyı dinlerken, bir gün büyüdüğümde Çay Bahçesinden Koço Meyhanesine terfi edeceğim günleri hayal ederdim.   

 

Bugün gerek Modalılar gerekse Kadıköylüler buradaki merdivenin sağladığı kolaylıktan, küçük bahçenin verdiği ferahlıktan yararlanmaktadırlar.

 

İstedim ki buranın öyküsü de bilinsin.

ARİF ATILGAN MİMARLARA MEKTUP TEMMUZ 2011