Yeldeğirmeni
SALI PAZARI
Arif Atılgan

Salı Pazarı son yıllarda  kamuoyunun gündemine fazla geldiği için bu konuya da değinmek gerekir diye düşündüm. Özellikle Salı Pazarı’nın ‘tarihi’ kelimesiyle tanımlanması bana bu gereği hissettirdi. Zira bu Pazarın başlangıcı Yeldeğirmeni’ndedir ve konumuzla ilgisi bu sebepledir.

Daha önceleri Bayram Yeri Sokak ve bir aralık Taş Köprüyle tren yolu arasında kurulduğu bilgileri vardır. Ancak pazarın tam faaliyeti Yeldeğirmeni’nde başlamıştır.
                                           

1970 li yılların başlarına kadar Yeldeğirmeni’nde haftada 2 gün pazar kuruluyordu. Salı günleri Uzunhafız Sokağı’nda, cumartesi günleri ise İskele Sokağı’nda kurulan pazarlar özellikle sebze ve meyvelerin üreticiden tüketiciye ucuz ve taze bir şekilde ulaşmasını sağlıyorlardı. İki Pazaryeri sadece Yeldeğirmenlilere değil semtin dışından gelen birçok insana da hizmet veriyorlardı. Kemal Atatürk Orta Okulu karşısındaki boş arsaya stok edilen pazar tahtaları ise semtin çocuklarına saklambaç oynama mekânı sağlıyordu.

 Salı Ve Cumartesi Günleri Pazar Kurulan Uzunhafız ve İskele Sokakları

Ancak İskele Sokağı’nda Osmangazi İlkokulu ve Kemal Atatürk Ortaokulu’nun bulunması ve o zamanlarda cumartesi günleri öğleye kadar eğitimin devam etmesi sebebiyle, İskele Sokağı’ndaki ‘Cumartesi Pazarı’ Uzunhafız Sokağı’na alınmış ve burada haftada 2 gün pazar kurulur olmuştu.
1970 li yıllarda ise sokak içindeki evlerde oturan insanlara rahatsızlık vermesi sebebiyle, pazar yerinin Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı’nın arkasından Kızıltoprak’a kadar giden Taşköprü Caddesi’nin alt kısmına taşınmasına karar verilmişti. O zamanlar henüz bu caddede Söğütlüçeşme Caddesi üzerindeki köprü yapılmamıştı. Cadde, Özdemiroğlu İlkokulu ve Verem Savaş Derneği arasından rampa aşağı iniyor, Söğütlüçeşme Caddesi’yle kesişerek Mahmut Baba Türbesi’nin yanına geliyor ve Kurbağalıdere üzerindeki Taş Köprü ile Fenerbahçe Stadı’nın arkasından Kızıltoprak’a bağlanıyordu. Bu yokuşun Halitağa Cadesi ile kesiştiği noktadan Kurbağalıdere’ye kadar olan bölümünde Salı ve Cumartesi günleri Pazar kurulmaya başlanmıştı.

1970 li Yıllarda Pazar Kurulan Taşköprü Caddesi

1980 li yıllarda Söğütlüçeşme Caddesi üzerine köprü yapıldığı için Pazar Yeri Kuşdili Çayırı’na nakledildi. Kuşdili Çayırı o yıllarda koruluk ve çayırlık özelliğini kaybetmemişti. Pazar yeri kurulduktan kısa bir süre sonra ağaçlar yok oldu ve tabanı da betonlaştırıldı. Yani Kuşdili Çayırı ve Koruluğu’nun ortadan kalkması burada pazaryeri oluşumu ile ilgilidir.

 1980 li Yıllarda Pazar Kuşdili Çayırına Kuruldu

1990 lı yıllarda, cumartesi günleri Fenerbahçe Stadı’nda maç oynanması dolayısıyla oluşan seyirci kalabalığı ile alanın otopark olarak kullanılması ve trafik yoğunluğu sebebiyle ‘pazar yeri kurulması’ işi cuma gününe alındı. Yani bu yıllardan itibaren Kuşdili Çayırı’nda Salı ve Cuma günleri Pazar kurulmaya başlandı.
2009 yılında ise Pazar, Hasanpaşa’da D100 kenarındaki bugünkü alana taşındı.
Evimiz Uzunhafız Sokağının en üst bölümünde idi. Pazaryeri olayını hep yaşadık. Bir gece önce mallar gelir yerlerine konurdu. Pazarcılar sabah erkenden tentelerini gererler, Pazar tahtalarını yerleştirirler ve üzerlerine ürünlerini dizerlerdi. Pazara öğleden önce gelenler biraz pahalı da olsa iyi ürün alırlardı. Akşamüstü Pazarcılar ellerinde kalanları geri götürmek istemedikleri için fiyatlar düşerdi. Seçmesini bilenler akşamüstü ucuz ve iyi ürün alabilirlerdi. Onlar gittikten sonra gece temizlikçiler gelir ve sokağı tertemiz yaparlardı.
Bizim evin önünde baharatçının tezgâhı yer alırdı. Yani burada yükte hafif pahada ağır mallar satılırdı. Bu sebepten evimizin önü diğerlerinden daha derli toplu olurdu.
Hem Osmangazi İlkokulu hem de Kemal Atatürk Ortaokulunda okuduğum için İskele Sokağındaki Pazaryeri durumunu da yaşadım. Sabah okula giderken değil ama öğlen çıkarken toplu çıkış olduğu için Pazaryeri dolayısıyla biraz sıkıntı oluyordu. Ama alışmıştık. Diğer arkadaşlarımı bilmiyorum ama benim hoşuma bile gidiyordu bu durum.
Başka kentlerden tur tertiplenerek gelinen, tarihi sıfatı yakıştırılan Salı Pazarı’nın öyküsü Yeldeğirmeni’nden başlar.
ARİF ATILGAN YELDEĞİRMENİ KİTABI