Yeldeğirmeni
HAYDARPAŞA YAHUDİ CEMAATİ OKULU (ECOLE COMMUNALE İSRAELİTE DE HAİDAR –PACHA)
Osmanlı sınırları içerisinde ama özellikle İstanbul’da yaşayan Yahudiler eğitimsizlikten dolayı cahil kaldıklarından genellikle sefalet içinde bir hayat yaşıyorlardı. Yahudiler tarafından bu insanların eğitilmesi gerekiyordu. Ama bunun içinde para gerekliydi. Baron Maurice de Hırch bu iş için 1873 yılının aralık ayında Osmanlı İmparatorluğu’nun her yerinde olduğu gibi İstanbul’da da faaliyette bulunan Evrensel Yahudi Birliği’ne (AİU) 1 Milyon Frank bağışta bulundu. Bu bağış her yıl gerek karısı Klara gerekse kendisi tarafından devam ettirildi.
Bu yardımlarla, önce Kuzguncuk Dağhamamı’nda 1875 yılının ocak ayında açılan erkek okulu ve daha sonra 1880 yılının ağustos ayında açılan kız okulu eğitime başladı. Ancak bu okullarda,1893 yılında erkek bölümünün,1895 yılında ise kız bölümünün eğitimlerine son verildi.
Bazı yazışmalardan anlaşıldığı kadarıyla 1875 yılında Yeldeğirmeni’nde de başka bir Yahudi Okulu eğitime başlamıştı. Bu şekilde Yahudi çocukları cahil kalmayacak veya diğer Hıristiyan okullarına gidenler ise Hıristiyanlık propagandasına maruz kalmayacaklardı.
Adı Haydarpaşa Yahudi Okulu olan bu binada 1902 yılında 182 öğrenci bulunmaktaydı.
                Pervititch Planında Öndeki Ahşap Ve Arkadaki Kâgir Binaları İle Yahudi Okulu
Okul, zaman zaman geçirdiği teftişlerde Haham Menohem Farhi’nin oğlu olan İsak Farhi’nin gayretleri ile olumlu raporlar alabiliyordu. Çünkü: İsak Fahri o zamanlar Maarif Vekâleti’nin (Milli Eğitim Bakanlığı) gözde bir kişisi idi.
                               Yahudi Okulunun Mührü (Haydarpaşa’da Geçen 100 Yılımız)
Maarif Vekâleti 1924 yılında bütün Yahudi okullarında öğretim dili olarak Türkçe veya İbranice’yi seçme zorunluluğu getirdi. Bu şekilde Fransızca, öğretim dili olarak Yahudi okullarından kaldırılmış oluyordu. Dolayısıyla çocuklar öğretim dili olarak Türkçe’yi seçmek zorunda kalmışlardı.
Haydarpaşa Yahudi İlkokulu altı yıllık ilkokul eğitimini 1935 Haziran ayında sona erdirdi.
Ortada bir avlu bahçesi olan 2 binadan meydana gelen okulun öndeki binası ahşap tek katlı, arkadaki binası ise kâgir üç katlı idi.
Daha sonraki yıllarda öndeki ahşap bina yıkılıyor, bulunduğu alan arkadaki bahçeli kâgir binanın bahçesi haline getiriliyor. Bu şekilde önünde büyük bahçesi oluşmuş olan arkadaki üç katlı kâgir bina bir süre Dispanser olarak kullanılmış. 1960 lı yıllarda da bir süre Yeldeğirmeni Kulübü kullanmış. 1970 li yıllarda ise bahçesi 1-2 yaz mevsiminde yazlık sinema yapılmış.
2000 li yıllarda öndeki bahçenin etrafı ve üzeri kapatılarak meydana getirilen yeni bina buzhane, mezbaha, et deposu gibi amaçlarla kullanıldı. Birkaç yıl önce ise yeni bina yıkılarak bulunduğu alan tekrar bahçe haline getirildi. Burada kazı yapılarak orada ilk önce bulunan ahşap binanın temelleri çıkarıldı. Restore edileceği şeklinde haberler duyduk. Ancak herhangi bir çalışma yapılmadı.
                                                   Bahçenin Kapatılarak Kullanılması
                                                     Bahçedeki Kazı Yapılmış Durum
Bugün arkadaki kâgir bina metruk bir şekilde yerinde durmaktadır.
Bu okulun hemen yanındaki arsaya ise 1914-1915 yıllarında Bursa’dan Haydarpaşa’ya göç eden Yahudiler yerleşmiş ve o zamanlar çok sefalet çekmişlerdi. Bu arsa 1998 yılından itibaren Kadıköy Belediyesi tarafından kullanılmaya başlandı. Bugün ise oto yıkama yeri olarak kullanılmaktadır.
                                                                  Bina Metruk Halde

2018 yılında restorasyon çalışması başlatıldı. Ortadaki bina da dâhil olarak okul ortaya çıkarıldı.

2021 yılının ocak ayında bitirilen renovasyon çalışmaları sonunda burası Ulus Musevi 1. Karma Anaokulu Raşel Levi Yerleşkesi adıyla hizmete girdi. Raşel Levi Albert Levi’nin annesidir. Albert Levi eski tarihi okulda okumuş ve yeni inşaat için katkıda bulunmuştur. İki binadan birinde idari işler ve yemekhane, diğerinde sınıflar bulunuyor.

Binayı ilk kullanan Miniks Ana Okuludur.

2021 Yılında Miniks Ana Okulu

Rahmetli Salamon Seviş’in kıymetinin bilinmesi gerekir. O yaşarken Sinagog’a da Yahudi Okulu’na da hep sahip çıkıyordu.

ARİF ATILGAN YELDEĞİMENİ KİTABI