Kent Mektupları
KULE VİNÇLER
Arif Atılgan
2005 yılında Mimarlar Odası olarak dünya mimarlarını İstanbul’da toplamıştık. UİA (Uluslar Arası Mimarlar Birliği) kongresi o yıl İstanbul’da gerçekleştirilmişti. Mimarlar Odasında, kongrenin düzenlenmesi ile ilgili toplantılar yapılırken çeşitli konular görüşülüyor, tartışılıyordu. Bu konulardan en önemlisi kongrenin teması olarak kabul edilen ‘Kentler: Mimarlıkların Pazaryeri’ sözcüğü idi.
Temanın özellikle ‘Pazaryeri’ kelimesi oldukça tepki çekmişti. Ben o dönemde Mimarlar Odası İstanbul Şubesinde yönetici olarak katıldığım toplantılarda bu kelimeye muhalif konuşmalar yapmıştım. Başka eleştirel konuşma yapanlar da olmuş ancak ‘Kentler: Mimarlıkların Pazaryeri’ sözcüğü kongrenin teması olarak kabul edilmişti. Ardından kongrenin yapılacağı vadinin düzenlenmesi için Kongre Vadisi Tasarım Yarışması düzenlenmişti. Yarışmada kazanan projede, vadiye Dolmabahçe’den başlayarak Lütfü Kırdar Kongre Merkezi, Taşkışla, Taksim ve Galatasaray’a kadar 60 adet kule vinç yerleştiriliyordu. Çeşitli sohbet ortamlarında, kazanan projenin Kongrenin Temasına oldukça uygun bir proje olduğu konuşuluyordu. Ben bir yandan, o sıralarda Mimarlar Odası Afet Komitesi Başkanı olarak, kendi komitemin etkinlikleri ile ilgili çalışmaları yapıyor diğer yandan da bu tartışmaları izliyor ve fırsat buldukça tartışmalara katılmaya gayret ediyordum. Bu yazının konusu olmayan sebeplerden dolayı Vadi Projesinde çeşitli anlaşmazlıklar yaşandı ve proje uygulanmadı. Ancak kule vinçler benim aklımda kalın çizgilerle yer etmişti.

                                              Tarihi İlçe Üsküdar’ın Siluetinde Kule Vinç

Diğer yandan Kongre Etkinlikleri içersinde çeşitli konferanslar düzenleniyordu. Konferanslarda en önemli konuşmacılar o yıllarda ‘Şişman Kediler’ olarak adlandırılan dünyanın önemli mimarları idi. Bunlardan Zaha Hadid’in konferansı aklımdan çıkmıyor. Ünlü mimar insanların ayakta olduğu tıklım tıklım dolu olan salona girdiğinde, salondakiler kendisini çığlıklarla karşılamışlar ve konuşması boyunca onu çığlıklarla izlemişlerdi.
Ancak daha o günlerde bazı Şişman Kedilerle iş görüşmeleri yapıldığı kulaklara gelmekte idi. Sanki pazaryeri kelimesi sempatik olmayan tarafı ile kullanılmaya başlanmıştı.
2005 yılından sonra kongre biter bitmez başta İstanbul olmak üzere tüm ülkede çılgınca bir inşaat faaliyeti başlamıştı. Özellikle İstanbul’da o zamana kadar hiç alışmadığımız projeler gerçekleştirilmekte, yüksek yoğunluklu, yüksek katlı değişik tasarımlar ortaya çıkmakta idi. Diğer yandan Küçükçekmece’de Ken Yeang’ın, Kartal’da ise Zaha Hadid’in planlama çalışmaları gündeme gelmiş ve özellikle mimarlık kamuoyunun fazlasıyla ilgisini çekmişti.
Bugün artık ülkemizde o zamanki ‘Şişman Kediler’ yerine yerli ve yabancı ‘Yıldız Mimarlar’ tanımı ortaya çıkmış bulunmaktadır. Onların gerçekleştirdikleri projeler kentlerin her tarafında yükselmekte ve devamlı olarak medyada yer almaktadırlar.
Sonuçta bugün kentlerin her tarafını kule vinçler kaplamıştır. Adeta 2005 yılındaki Kongre sırasında uygulanmayan Kongre Vadisi Tasarımı günümüzde doğal olarak gerçekleştirilmektedir. Projeyi tasarlayan başarılı meslektaşımız, kule vinçlerin bugünkü durumunu o günlerde hayal edememiştir sanırım. Görülüyor ki artık günümüzde kentler mimarlıkların pazaryeri olmuştur.
                                         Tarihi Merkez Eminönü’nün Siluetinde Kule Vinç
Kule vinçler bana göre mühendislik harikalarıdır. 1960 lı yıllarda birkaç büyük otel inşaatı dolayısıyla tanıştığımız kule vinçler üstelik seyyardırlar. Malzeme taşıtmak için kurulan yüksek katlı sistem, tamamen çekmeye mukavim malzemelerden oluşmaktadır. Sistemin kurulması, sökülmesi, kurulu iken yükseltilmesi seyredilmeye değer olaylardır. Ama vinç görülen yerde kentin ölçeğinden taşan bir yapı oluşacağını anlamak, doğrusu insanları tedirginlik içersine sokmaktadır.
Yaşanan tüm gelişmelerin sonucu olarak bugün Kentsel Dönüşüm olgusu ortaya çıkmış bulunmaktadır. Kentsel dönüşümün uygulanması ile neler görebileceğimizi şimdiden düşünmek istemiyorum doğrusu. Kule vinçlerin ve hafriyat kamyonlarının her tarafı kapladığı kaos ortamı yansıtan “pazaryerleri” görmeyiz umarım.
Diğer yandan 1999 depreminden sonra 2003 yılında 4 üniversitenin hocaları tarafından gerçekleştirilmiş olan bir çalışma ile İstanbul Deprem Master Planı hazırlanmıştı. Daha çok yol haritası olarak gösterilen bu çalışmanın bir bölümünde İstanbul’un depreme karşı nasıl güvenli hale getirileceği konusu iyi niyetlerle işleniyordu.
Ancak görülüyor ki kentsel dönüşüm felsefesi, İDMP nin bu sayfalarından da ilham alınarak hazırlanmış ve kanunlaştırılmıştır. Şöyle bir geriye baktığımızda,2003 yılında hazırlanan İDMP deki Kentsel Yenileme konusunun ve 2005 yılında Mimarlar Odasının düzenlediği kongredeki Mimarlıkların Pazaryeri temasının, günümüzdeki kule vinçlerle kaplı kent manzaralarına etkisi yok mudur acaba?
Kentsel Dönüşümün 10-20 yıl süreceği söyleniyor. O zaman sanırım İstanbul’un uzun bir süre akıllarda kalan şehir tacı imajı kule vinçler olacaktır. İstanbul’un tarihi İlçesi Üsküdar’ın, tarihi bir merkez olan Eminönü’nün siluetlerinde ve mahalle aralarında bile kule vinçlerin görüntüleri artık herkese olağan gelmektedir.
                                                       Mahalle Arasında Kule Vinçler
13 Ekim- 12 Aralık 2012 tarihleri arasında İstanbul’da Tasarım Bienali düzenlenmiştir. Bienalin ana teması Kusurluluk olarak belirlenmiş. Bienal mekânlarında Kusurluluk, Musibet ve bürokrasinin tersi anlamında Adhokrasi isimli çalışmalarla sergilenmektedir. Zıtlıklarla işlenen Musibet sergilerinde ağırlıklı olarak Kentsel Dönüşüm eleştirilmektedir. Kuralsızlıkların işlendiği Adhokrasi sergilerinde ise zanaatkârların kendi kuralsız kurallarıyla yarattıkları eserlerinin insanilikleri ve işlevsellikleri işlenmektedir. Bianel mekânlarında başarılı bir şekilde sergilenen eserler, İstanbul’un bürokratik kurallarla ne derece zıtlıklarla dolu kusurlu bir hale sokulduğunu hissettirmektedirler.
Tasarım Bienali ile 2003 ve 2005 yıllarından 2012 yılındaki manzaraya gelindiği için insanlara pardon denildiğini düşünebilir miyiz?

ARİF ATILGAN KASIM 2012