ÜZÜLÜYORUM
1950 li yıllardı. Küçük bir çocuktum. Siyasi partilerden anlamıyordum. Ancak DP o kadar çok konuşuluyordu ki sadece DP yi biliyordum. Bir gün semtin yakınında DP nin mitingi olmuş sokaklara mitingden arta kalan döviz ve afişler saçılmıştı. Onlardan birini almış eve götürmüştüm. İyi bir şey yaptığımı düşünmekteydim ve annemden ona göre olumlu tepki bekliyordum. Annem elimdeki pankartı görünce ‘Oğlum biz o partili değiliz, ekmek partiliyiz’ demişti. Ekmeğin en bulunan şey olması dolayısıyla bir anlam veremediğim Annemin sözlerini yıllar geçtikçe çok iyi anlamıştım. Akşam babam gelince konuyu daha net açıklamış ve ‘Biz CHP liyiz’ demişti. CHP yi pek duymamıştım ve niye herkes gibi olmadığımıza şaşırmıştım. 1950 lı yılların sonlarında Yeldeğirmeni’ndeki sokağımızda bazı evlere kırmızı çarpı işareti konmuştu. İşaretlerin daha çok gayri Müslimlerin ve okumuş ailelerin evlerinde olduğu anlaşılıyordu. Bizim aile de okumuş olduğu için olsa gerek bizim evimizde de işaret vardı. Bu ailelerin CHP sempatizanı olduğunu yazmama gerek yok sanırım.
Diğer partiler değil ama CHP beni ilgilendirmektedir. Bu anlamda da CHP ile ilgili duygularımı yazma hakkımın olduğunu düşünüyorum.
CHP, Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde 1923 yılında ‘Halk Fırkası’ adıyla kurulmuş, 1924 yılında ‘Cumhuriyet Halk Fırkası’ olmuş, 1935 yılında ise ‘Cumhuriyet Halk Partisi’ adını almıştır. 1927 yılında cumhuriyetçilik, halkçılık, milliyetçilik, laiklik olarak dört temel ilkesi belirlenmiş. 1935 yılında devletçilik ve devrimcilik ile partinin ilkeleri altıya çıkarılmıştır. Bu ilkeler partinin bayrağındaki altı ok ile açıklanmıştır. Devlet Partisi olarak kurulan CHP ülkeye demokrasinin gelmesi için bir başlangıç olarak düşünülmüştür.
1940 lı yıllarda partinin başındaki lider Milli Şef İsmet İnönü, yeni kurulan DP ye kaybedeceğini bildiği halde demokrasi için 1950 yılında seçimlere gitmiştir. 1950 li yıllarda İsmet Paşa adıyla anılmış ve muhalefet partisinin lideri olmuştur. İsmet Paşa 1960 lı yıllarda İsmet İnönü olmuş ve partinin ilkelerinden devletçiliğin ortanın solu anlamında olduğunu açıklayarak solu sahiplenmiştir. Ayrıca ortanın solu kavramı ile partiyi bürokrasiden ayırdığını da belli etmek istemiştir. 1960 lı yılların sonunda ve 1970 li yıllarda yeni lider Bülent Ecevit, solun tavandan değil tabandan tavana oluşması gerektiğini ifade ederek partiye demokratik sol kavramını getirmiştir. 1980 li yıllarda 12 Eylül darbesi tarafından parti kapatılmış. 1990 lı yıllarda kapatılan partilerle ilgili yasa kaldırılmış ve CHP tekrar siyasete girmiştir. Parti 1999 yılındaki seçimlerde ilk defa barajı aşamamış ve TBMM ye girememiştir. Bu yıllardan sonra Partide Deniz Baykallı dönemlerin başladığı görülmektedir.
Kuruluşundan itibaren her zaman altı okun ilkeleriyle hareket eden CHP de 2000 li yıllarda bazı değişiklikler göze çarpmaktadır. Örneğin: Sanki artık halkın solu benimsemediği düşünülerek Partiye Liberal görüşlü kişiler transfer ediliyor. Yaşadığımız son 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde ise parti görüşünün dışından kişiler aday gösteriliyor. Örneğin: İBB başkan adayının artık CHP ile ilgisi kalmamış, Üsküdar adayı eski bir müftü,  Fatih belediye Başkan adayı Erbakan ailesinin ferdi, Ankara Büyükşehir Adayı eski bir MHP li, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı ise bir önceki dönemde AKP Antakya belediye Başkanı idi.
10 Ağustos 2014 tarihinde yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise bazı CHP lilerin deyişiyle kendilerinin dünyasından olmayan bir isim aday gösterilmiştir. CHP son yıllarda rakip takımın öne çıkan isimlerini transfer eden spor kulüplerine benzemiştir. Hâlbuki siyasi partiler spor kulübü değillerdir.
Bana göre CHP nin cumhurbaşkanı adayının Deniz Baykal olması en doğru karardı. Deniz Baykal altı okun ilkelerine uyan ve meydanlara, kürsülere yabancı olmayan bir kişidir. Kazanma şansı olabilirdi. Kazanamasa dahi karşısındaki rakiplerini hırpalardı.
Ben cumhurbaşkanı adayları içinde altı okun ilkelerine uyan bir aday istiyorum. Oy vermek vermemek sorunu değil benim sorunum.
Sanki insanlara altı okun cumhuriyetin kurulduğu yıllara ait olduğu anımsatılmakta, bugün artık yeni bir döneme girildiği işaret edilmektedir.
İlgimi çeken bir başka konu ise Partinin cumhurbaşkanı adayı ilan edildiğinde CHP nin içinden de dışından da kimsenin konudan haberdar olmadığının anlaşılması idi. 30 Mart 2014 yerel seçimleri öncesinde de buna benzer durumlar olmuştu sanırım. Vatandaş olarak Partideki bu duruma da şaşırdığımı söylemek durumundayım.
İlk defa CHP nin kuruluşundaki cumhuriyetçilik, halkçılık, milliyetçilik, laiklik, devletçilik ve devrimcilik ilkelerinden söz edilmeyen bir seçim yaşayacağımız için.
Üzülüyorum.
ARİF ATILGAN AĞUSTOS 2014
Sevgili Dostlar
Bu yazıyı Cumhurbaşkanlığı seçiminden bir ay önce Temmuz ayı başlarında yazmıştım. Olumsuz etki, yanlış anlaşılma olmasın diye yayınlamamıştım.

 

CHP, ona oy verenler tarafından tartışılmalıdır artık diye düşünüyorum.