REFERANDUM SÜRECİNDE CHP
Arif Atılgan
Siyaset yazmayı sevmiyorum. Hatta siyasi konulara girmeyi de sevmiyorum. Sadece arada CHP yazıyorum. O da CHP yi önemsediğim için.

 

Referandum sürecini irdelemek istiyorum. CHP, yıllardır şikâyet edilen 12 Eylül Anayasası ve koalisyon hükümetlerinin verimsizliği için alternatif sunmalıydı. Yapılmadı.
-Anayasa Komisyonunda kavga çıkarıldı,
-Oylamada kavga çıkarıldı,
-Anayasa Mahkemesine gidileceği söylendi sonra vazgeçildi,
-Referandum olursa kan çıkar dendi,
-Referandum olursa bölüneceğiz dendi,
-Referanduma gidildi.
Referandum kampanyasında ilk defa CHP halkın istediği gibi davrandı. Yumuşak, dostane, kavgasız bir kampanya sürdürüldü. Kavgacı bilinen milletvekilleri ortaya pek çıkmadı. Kavgacı olmasa da sert tanınan Muharrem İnce’yi Yalova’da dinledim. ‘Evet veren de Hayır veren de bizim komşumuz, kardeşimizdir’ anlamında olumlu cümleler kuruyordu. Ancak kampanya boyunca aşağıdaki hatalar yapıldı. Bu da hazırlıksız olunduğunu gösteriyordu.
-Referandum kampanyası CHP olarak yapılacağına CHP ye oy verenlerin sempatik bakmayacağı kesimlerle birlikte HAYIRCILAR olarak yapıldı,
-El Bab operasyonu eleştirildi, sonra ‘El Bab tamam Rakka’ya neden gidiyorsunuz?’ dendi,
-Eleştirilerinin merkezi olan Cumhurbaşkanı için, ‘Ondan sonra yanlış biri gelirse’ dendi,
-Radyo programında ‘Yeni sistemde Cumhurbaşkanıyla Başbakan ayrı partiden olursa ne olacak?’ Dendi. Hâlbuki yeni sistemde başbakan yok,
-Bakanları kabul etmeyen Almanya eleştirildi, sonra HAYIRCILARLA Almanya’da propaganda yapıldı,
-Hollanda’da Bakana yapılanlar konuşulurken, Hollanda’ya gitmeyen Dışişleri Bakanının oraya gittiği söylendi,
-Yeni sistemdeki Cumhurbaşkanı için ‘Bu kadar yetkiyle Peygamber baştan çıkar’ dendi, hâlbuki CHP seçmenleri içinde camiye gidenler çok fazladır,
-18 yaşında milletvekilliğine itiraz edilirken ‘askerlikten kaçmak’ konu edildi. Hâlbuki 18-25 yaş arası 9 milyon gencin yarısı kızdır.
Buna rağmen halk CHP nin kavgacı kimliğinden uzak halini beğenmişti. Kampanya iyi gidiyordu. Ancak son anda hiç hesapta olmayan bir milletvekili, Evet verenleri denize dökmekten bahsetti. Ardından Genel başkan kendini askerlere karşılattı. Bu iki yanlışla belki de küçük bir farkla kazanılacakken küçük bir farkla kaybedildi.
Bu sefer Anayasa Mahkemesine ve AİHM ye gidileceği söylendi. CHP yeniden toplumu germe politikasına döndü. Eskisi gibi ekrana çıkan her CHP li, kadın sözcü de dâhil, öfkeli bir çehreyle görünüyordu. Sanırım referandum sonucunun parti içinde eleştiri konusu yapılamaması için başka hedef gösteriliyordu.
Bir süre sonra parti içi eleştiriler başladı. Deniz Baykal, Fikri Sağlar ve Muharrem İnce’nin eleştirileriyle Genel Başkana başkaldırı başladı. Genel Başkan TV de Tek Adamlığı eleştirirken kendisini eleştirenlere ‘Kapının önüne koyarım’ dedi. Nitekim tabanı en zayıf olan Fikri Sağlar’a ceza geleceği belli oluyor.
Esas darbe arkadan geldi. Son başkaldıran Selin Sayek Böke.. 2015 te ülkemize gelip, ilk milletvekili olduğu yıllarda kendisi için neler yazıldığı anımsanırsa O daha iyi anlaşılır. Partinin isteği dışında ‘Sine-i Millete dönüyoruz’ açıklaması iyi incelenmeli.
CHP içinde Mehmet Bekaroğlu, İlhan Kesici, Sezgin Tanrıkulu’nun ortak tarafı nedir?. Tuncay Özkan Selahattin Demirtaş’ı ziyaret ederken, Deniz Baykal Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı adayı gösteriyor.. CHP bu mudur? Sanki içerden ve dışarıdan CHP ye müdahaleler olmakta. CHP kendisi olmalıdır.
Türkiye ilginç bir ülke. Küçük hatta adı sanı duyulmayan partiler büyük partiler içinde etkin yaşam sürdürebiliyorlar.
Genel Başkan adaylarından en olması gerekenin Muharrem İnce, en olmaması gerekenin Selin Sayek Böke olduğunu düşünüyorum. Maalesef Muharrem İnce’nin şansı yok, Selin Sayek Böke en şanslı. Bu açıdan bütün eleştirilerime rağmen Kemal Kılıçdaroğlu’na sahip çıkılması gerektiğini ifade etmek isterim.
CHP de Genel Başkan sorunu yok. İçi karışık. Ayrıca Genel Başkan değişince sihirli değnek değmeyecek. CHP ideolojisini saptamalı, program yapmalı, sabırla halka bunu anlatmalı. Sonuç için sabırsız olunmamalı.

 

ARİF ATILGAN MAYIS 2017