OSMAN AĞA CAMİSİ
Arif Atılgan
Osman Ağa Camisinin yerinde daha önce Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul kadılarından Kadı Mehmed Efendi’nin yaptırdığı kendi adıyla anılan mescid bulunmaktaymış.
                                                 
Bilindiği gibi Fatih’in ilk İstanbul kadısı Hızır Bey olup Kadıköy Ona makam ödeneği olarak verilmiştir. Kendisi Kadıköy adının sebebidir. Kadı Mehmed Efendi daha sonra kadılık yapmıştır. İkisi karıştırılmamalıdır.
Osman Ağa ve Kadı Mehmed Efendinin mezarları belli değildir.

1612 yılında, Osman Ağa Camisi 1. Sultan Ahmed zamanında Babüsaade Ağası Osman Ağa tarafından inşa edilmiştir.

                                                  Osman Ağa Camisi

1621 yılında, avlu girişinin sağ tarafına çeşme yapılmıştır. Bu konuda Camide bulduğum bir belgeye göre,
                                              
‘Sultan Ahmed’in oğlu 2. Osman (Genç) zamanında babusaade ağası olan Mısırlı diğer Osman Ağa, caminin muslukları ile Söğütlüçeşme Caddesindeki karşı köşede Mısırlı Osman Ağa Çeşmesini yaptırmış. Çeşme ve muslukların kitabesinde aynı mısralar bulunmaktadır.
Mısırlı Osman Ağa hayra mail
Çü yapdı Hakk içün bu çeşme sarı 
Gelip nuş eden her teşne cane
Cinanda ab-ı Kevser vere Bari. (1030)’
Burada ‘musluklar’ diye bahsedilmesinden çeşmenin birden fazla musluğunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Caminin arka tarafında yerde duran ve 3 musluk deliği bulunan, benzettiğim kadarıyla ‘hazneli çeşme’, sanırım buradaki tarihi çeşmedir. Eski çeşmenin yerine takılan yeni muslukların üzerinde ise ‘eski kitabesi’ durmaktadır.  
 
                                                Eski Çeşme (Olduğunu Sandığım)

                                               Yeni Çeşmeler ve Eski Kitabe

Bazı araştırmacılar, caddenin karşı köşesindeki Mısırlı Osman Ağa Çeşmesinin üzerindeki kitabenin başka yerden sökülüp takıldığı tespitini yapmışlardır. Bu durum, önce Caminin çeşmesinin daha sonra Mısırlı Osman Ağa çeşmesinin yapıldığını, Camideki çeşmenin kitabesinin sökülüp Mısırlı Osman Ağa Çeşmesine takıldığını, boş kalan yerine ise yeni bir kitabe asıldığını akla getirmektedir.
1811 yılında, Cami 2. Mahmud tarafından yenilenmiştir.
1877 yılında, tarihteki adıyla Osman Ağa Yangınında yanmıştır.
1878 yılında, bugünkü haliyle yeniden inşa edilmiştir. 
Osman Ağa Sürre Alayıyla da ilgilenmiştir. Sürre Alayıyla Mekke ve Medine’ye gönderilen kendi buluşu olan buhurdan dolayı Buhuri Osman Ağa olarak tanınmıştır.
Osman Ağa Camisinin avlusunda girişin sağ tarafında küçük bir yapı bulunmaktadır. Burası muvakkithane olarak yapılmış, uzun yıllar da öyle kullanılmıştır. Muvakkithanelerde namaz saatleri tespit edilirdi. Yapı, bugün cami görevlileri tarafından kullanılmaktadır. Sanırım biraz ilerdeki Muvakkithane Caddesi, adını buradan almıştır.
 
                                   Muvakkithane Olarak Kullanılmış Olan Yapı
Caminin dört yanındaki dış duvarları 1mt kalınlığındadır. Bunlar 3 sıra tuğla ve 1 sıra kesme taş ile örülerek oluşturulmuştur. Ahşap çatısı dış duvarlarla ve iç mekândaki ahşap direklerle taşıtılmıştır. Dört tarafa eğimi bulunmaktadır. Çatı üzeri, daha önce kiremit iken sonra kurşunla kaplanmıştır.
 
                                                       İçerden Görünüş
İç mekân olan harim bölümünde tavan düz olup ince çıtalarla kare desenler meydana getirilmiştir. Mihrabın haricindeki 3 tarafta galeri şeklinde düzenleme vardır. Harime girişin sağında kadınlar mahfilinin önünde ve 1mt kadar aşağısında müezzin mahfili bulunmaktadır. Minber ve vaaz kürsüsü ahşaptan yapılmıştır. Mihrabın bulunduğu duvar çini süslemelidir. Camide 40 adet pencere vardır. Alt kattakiler dikdörtgen, üst kattakiler sivri kemerli şekildedir. Üst kat pencerelerinde dışta alçı şebeke, içte vitraylar gözükür. Caminin minaresi pabuç kısmı dâhil kesme taş ve tuğla dizilerek inşa edilmiştir. Gövdesi sıvalı olup tek şerefelidir.
 
                             Müezzin Mahfili, Üst Taraf Kadınlar Mahfili
1880 yılında, caminin imamı Mehmed Asım Efendi tarafından bahçeye bir çınar ağacı dikilmiştir. Bugün, Cami avlusunda sıkışıp kalmış olan 137 yaşındaki bu muhteşem ağaç Kadıköylüler tarafından yeteri kadar hissedilememektedir.

                                                  Tarihi Çınar Ağacı

Cami kare planlıdır.
1980 lerde son cemaat yeri kapatılıp içeri katılmış, dikdörtgen şekline bürünmüş.
2000 li yıllarda ise Söğütlüçeşme Caddesi tarafındaki bahçe kapatılarak camiye kadınlar bölümü olarak eklenmiş. İçerideki kadınlar mahfili ise artık erkekler tarafından kullanılmaktadır.
Caminin kapısında bugün silinmiş olan Seyid Hüseyin Efendinin ‘tarih kitabesi’ bulunmaktaydı. Kitabe alttadır.
Devri adl hazreti Sultan Ahmed Handa,
Bendegân-ı hassa-ı eltafı bab-ı bandı,
Kim cenabında kapı ağası ol Osman Ağa
Sahibül hayrat âli camiül ihsandır,
Emri Sultan-ı cihanla yaptı ol bu camii,
Hazreti Mevlâdan ana baisi gufrandır.
Kâbevüş yaptı hayatında o merhum said,
Hak kabul ede bu bir taatki rahmanidir.
Bais ve badisine Allah rahmet eylesin,
Yerleri fadl-ı Hüdadan cennet ve Rıdvandır.
Nam pakı hayrat-ı asar tamam
Dediler tarihini bil camii Osmandır. (1021) 
Osman Ağa Camisi Kadıköy merkezinde tek cenaze kaldırılan cami idi. Trafiği olumsuz etkilediği için uzun yıllardır cenaze kaldırılmıyor. Ancak bu özelliği dolayısıyla tanınmış, ünlü olmuştur. 

Camiye olumsuz müdahaleler yapılmış. Yandaki bahçenin kapatılıp kadınlar bölümü yapılması, son cemaat yerinin içeri katılması, muvakkithaneye rüzgârlık eklenmesi gibi. Bahçedeki tarihi çeşmeyle ilgili bilgi de bulunamıyor.
Kadıköylüler bu camiyi diğerlerinden daha çok tercih ediyorlar. Camiye girildiğinde gerçekten de kendine bağlayan bir havası olduğu hissediliyor. Değişik diyebilirim.

ARİF ATILGAN HAZİRAN 2017